Mart ayı başında Tahran yolunda, uçakta, Cumhurbaşkanı Gül, Kürt sorunuyla ilgili soruma “Yakında çok güzel şeyler olacak” demiş ve “Bu meseleyi sadece sınırdışına yüklemek yanlış olur” diye eklemeyi de ihmal etmemişti. O gün bugündür bekliyoruz, açıkçası “güzel” olarak tanımlanabilecek herhangi bir şey yaşamadık. Yegane olumlu gelişmenin, PKK’nın 1 Haziran’da sona eren “ateşkes” ini 45 gün daha uzatması olduğu söylenebilir ki “ateşkes” denen dönemde çok sayıda çatışmanın yaşandığı, özellikle mayınlı saldırılar nedeniyle çok sayıda güvenlik görevlisinin şehit olduğu düşünülürse insan çok fazla iyimser olamıyor.
Geçen Salı günü ve dün Ankara kulislerinde Gül’ün “güzel şeyler olacak” diyerek ne kastetmiş olabileceğini öğrenmeye çalıştım. Hemen herkes sorunun çözümü noktasında devletin üst kademesinde ilk kez bu denli bir uyum olduğu konusunda hemfikir. Bunun çözüm için mükemmel bir zemin oluşturduğu ortada, ancak bu zemin üzerine herhangi bir çözüm inşa edildiğine, edileceğine ve hatta edilebileceğine dair çok fazla işaret göremiyoruz.
Statüko devam ediyor
İşte birkaç örnek:
1 İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak yeni müsteşarlığın yasası daha çıkamadı. Çıksa bile müsteşarlığın nasıl bir işlevi olacağı, en önemlisi “istihbarat birimleri arasındaki eşgüdüm” gibi zorlu bir görevi nasıl yerine getirebileceği belirsiz. Kısacası, müsteşarlık “ölü” olmasa bile “sakat” doğacağa benziyor. Dolayısıyla buradan bir heyecan gelebilmesi pek zor.
2 Başbakan, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’e bir türlü randevu vermiyor ve buna gerekçe olarak mayınlar sonucu şehitler verilmesini gösteriyor. AKP Lideri eğer Türk’ü kabul etmek için DTP’nin PKK’yı “terörist” olarak görmesini şart koşmaya devam ederse daha çok bekler. İktidar ile DTP arasındaki ilişki, daha doğrusu ilişkisizlik sürdükçe çözüm için umutlanmanın imkanı da olamaz.
3 Çok yazıp söyledim: DTP ve KESK’e yönelik operasyonlar baştan sona hataydı. Yasal ve yasadışı Kürt hareketinin içiçe geçmiş olduğu olgusunu kabul etmemeye dayalı bir stratejiden çözüm filan çıkamaz.
4 Kürt sorununun çözümünün özgürce tartışılmasına imkan tanımayan statükocu ve yasakçı tutumlar büyük ölçüde egemenliklerini sürdürüyor. Son olarak İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi “Günlük” adlı gazeteyi bir ay yasakladı. Yasaklama gerekçelerinin basın ve ifade özgürlüğünün çağdaş standartlarının çok ama çok gerisinde olduğunu görüyoruz.
5 Kürt hareketi çözüm konusunda gereken gayreti göstermemekte ısrar ediyor. PKK liderlerinden Cemil Bayık “Silahla elde edebileceğimiz her şeyi elde ettik” diyor ancak örgüt silahlarını kayıtsız şartsız bırakma çağrılarına kulak tıkamayı sürdürüyor. DTP’ninse PKK’yı makul bir çizgiye çekmesini beklemek hayalden de öte bir şey.
Beş kritik soru
Zaman geçtikçe çözüm yolundaki ümitler azalıyor, ümitler azaldıkça devlet katında oluştuğu söylenen mutabakat da yavaş yavaş çatlıyor. Kimileri Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ genellikle benzer yaklaşımlar sergilediğine dikkat çekip Cumhurbaşkanı Gül’ün yalnızlaşmaya başladığını ileri sürüyorlar.
Bu iddianın doğru mu yanlış mı olduğu sorusunun cevabını bilmiyorum fakat emin olduğum bir husus var: “Güzel şeyler olacak” diyen Gül gerçekten somut ilerlemeler yaşanması için bazı adımlar atmak ve hükümete attırmak isteyecektir. Böylesi bir aşamada beş soru karşımıza çıkacağa benzer:
1 Bunlar “göstermelik” mi, sahici adımlar mı olacak?
2 Hükümet bu adımları atmaya razı olacak mı?
3 Razı olsa bile bunları nasıl hayata geçirebilecek? Gerekli yasaları ve Anayasa değişikliklerini yapabilecek mi?
4 Kamuoyunun tepkisi ne olacak?
5 Yasal ve yasadışı Kürt hareketi bu adımlara nasıl cevap verecek?
Evet, beklentiler çok büyük ama nedense yaprak bile kımıldamıyor. Ve ister istemez gözler Çankaya’ya çevriliyor. Bakalım Cumhurbaşkanı “çok güzel hareketler” yapabilecek mi?
Gül’den “çok güzel hareketler” bekliyoruz
Haberin Devamı

