Evdeki hesap savaşa uymadı

Irak savaşı ABD'nin beklediği gibi gelişmiyor. Ne 1991'de olduğu gibi askerler topluca firar ediyor veya teslim oluyor, ne halk ayaklanıyor, ne bir saray darbesinin işaretleri gözleniyor

Haberin Devamı

Irak savaşı ABD'nin beklediği gibi gelişmiyor. Ne 1991'de olduğu gibi askerler topluca firar ediyor veya teslim oluyor, ne halk ayaklanıyor, ne bir saray darbesinin işaretleri gözleniyor. Bütün bunlar olurken çatışmalar uzadıkça uzuyor. Batı dünyası günlerdir Irak'ın nasıl olup da direnebildiğini tartışıyor. İlk değerlendirmeler koalisyon güçleri ve işbirliği yaptıkları muhaliflerin Irak'ı çok da yakından tanıyıp bilmedikleri, Baas rejimini hayli küçümsedikleri noktasında odaklanıyor:

Direniş neden kırılamıyor?
* Saddam'ın gücü: Koalisyon güçleri, Irak'taki rejimin tek dayanağının baskı ve terör olduğunu düşündü. Yoğun bombardımanlarla birlikte gücün kendilerinde olduğunu gösterecek ve rejimi parçalayacaktı. Ama hesap tutmadı. Örneğin Iraklı bir muhalif, Fransız gazetecilere, "Saddam yaşadığı ve kontrolü elinde tuttuğu müddetçe direniş sürer" diyor. Nitekim Saddam'ın televizyon konuşmalarının Iraklılara moral verdiği yorumları yapılıyor.

* Geciken insani yardım: Irak halkının gönlünü alması için koalisyon güçlerinin bir an önce işgal ettiği yerlerde insani yardım dağıtması gerekiyor. Bunun gecikmesi halkın memnunuiyetsizliğini artırıyor.

Nefret tırmanıyor
* Sivil kayıplar: Bombalardan en çok sivillerin zarar görmesi, Nasiriye'deki New York Times muhabirlerinin de tespit ettiği gibi, Amerikalılara yönelik nefreti tırmandırıyor. Örneğin hastanede çalışan Mustafa Muhammed Ali, "Amerikalıların sivilleri bombaladığını bizzat gördüm. Saddam'ı devirmek istiyorsanız Bağdat'a gidin. Burada ne arıyorsunuz?" diye soruyor. Iraklı asker ve milislerin sivil kıyafetlerle halkın arasında yaşayıp saldırılar düzenledikleri biliniyor. Kent savaşları başladıkça sivil kayıpların artacağı, bunun da koalisyonu iyice kötü bir duruma sokacağı öngörülüyor.

* Milliyetçilik: New York Times'in ünlü yazarı Thomas L. Friedman "Yoksa Saddam'dan nefret eden Iraklılar bile vatanlarını seviyor ve bir ABD işgali fikrinden tiksiniyor olmasın? Ve bu Iraklılar, kendini kurtarıcı ilan etse bile yabancı bir işgalciye karşı direnmeye hazır olmasın?" diye soruyor. Washington'un, özellikle son 12 yılda ambargo nedeniyle Irak halkının milliyetçi duygularının arttığını kavrayamadığı görülüyor.

* İslam: islam dünyasının ezici bir çoğunluğu savaşa karşı. Koalisyon güçleri, İslamiyete karşı bir saldın yürüttükleri iddiasını bertaraf edemiyor. Bağdat bombalanırken camilerden tekbir getirilmesi; Şii ulemanın ABD'ye cihat ilan etmesi; pazar yeri bombalamasının ardından Irak televizyonunun Kuran yayınına geçmesi gibi uygulamalar da koalisyonu zorluyor.

Kürtler'e mecbur kalındı
* Şiilerin tereddütü: 1991'de Güney Irak'ta Şiilerin ayaklanmış olması bu sefer işlerin çok kolay olacağı beklentisine yol açmıştı. Fakat o zaman ABD'den destek görmeyen Şiiler bu sefer daha temkinli hareket ediyor. Bölgede etkili olan Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi Başkanı Ayetullah Muhammed Bekir Hakim, "Yabancılar işgalci hale gelirse kendileriyle savaşırız" dedi. Washington ise, dün olduğu gibi bugün de, İran'da üslenen bu gruba güvenmiyor.

* Kuzey cephesi: Türkiye üzerinden Kuzey cephesinin açılamaması ve koalisyonun Kürt peşmergelere mecbur kalması ağırlığı Güney'e kaydırdı. Bu da Saddam rejimine büyük bir rahatlık sağlıyor.

* Ordunun durumu: 1991'de Irak ordusu çölde sıkışmıştı, o yüzden firar ve teslim olmalar yaygındı. Bugün birliklerin subayları istihbarat elemanlan tarafından yakından kontrol ediliyor. Ayrıca, Saddam'ın savaş arifesinde binlerce subayı, başta Peugeot arabalar olmak üzere hediyelere boğduğu söyleniyor

Milisler daha etkili
* Cezalandırılma endişesi: Şu ana kadarki direnişlerde askerlerden çok milislerin etkili olduğu biliniyor. Çünkü Irak'ta nasıl bir rejim kurulacağı belirsiz olmakla birlikte iktidarın çoğunluğu oluşturan Şiilere geçme ihtimali Sünni Arapları; Baas rejiminin tüm izlerinin silineceği söylentileri, Saddam yanlılarını daha fazla direnişe sevk ediyor. Direniş cepleri ve bağımsız birlikler var. Bunlar milisler. Sivil dolaşıyor, halkın içinde yaşıyorlar. Teslim olur gibi yapıp saldırıyorlar.

* Medya: Bu savaşta Irak da medyayı kullanmaya özen gösteriyor. 11 Eylül saldırısı sonrasında olduğu gibi, bu savaşta da El Cezire başta olmak üzere bazı Arap kanalları, Irak içinden, Batı medyasının tek yanlı yayınlarının etkisini kıran yayınlar gerçekleştiriyorlar.

DİĞER YENİ YAZILAR