Ermeni lobisinin yoğun çabaları sonuç verir ve soykırım iddiaları Amerikan Kongresi tarafından kabul görürse ne olur? Son günlerde sık sık gündeme gelen bu hayati soruyu hangi siyasetçi veya diplomata sorsanız "Bunu düşünmek bile istemiyoruz" gibi kısa bir cevap alıyorsunuz ve hemen ardından anlatmaya başlıyorlar: "Bu hep böyle olur: Ermeniler bastırır, ama son anda ABD Başkanı devreye girer ve 'Bu yüzden Türkiye ile stratejik ilişkilerimizi bozmaya değmez' der ve Kongre'yi ikna eder. Kendisi de 24 Nisan'daki konuşmasında 'soykırım' lafını telaffuz etmez. Böylece olay kapanır."
Sanki tezkere günleri gibi
Şu günler, TBMM'deki ikinci tezkere oylaması öncesini hatırlatıyor. Washington'daki siyasi gözlemcilerin büyük kısmı bu sefer de aynı senaryonun sahneye konacağından emin. Gerekçeleri, zaten sorunlu olan Türk-Amerikan ilişkilerinin tasarının geçmesi durumunda onarılmaz bir şekilde bozulacak olması. Bu nedenle ABD Başkanı George W. Bush'un son anda müdahale edeceği kanısındalar.
1 Mart 2003 öncesinde de ezici bir çoğunluk "Bu tezkere muhakkak geçer" görüşündeydi. "Çünkü Recep Tayip Erdoğan olaya açıkça sahip çıkıyor. AKP'de onun dediğinden farklı bir karar çıkması mümkün değil" diyorlardı.
Sonrası malum. Bu nedenle, her ne kadar, 24 Nisan'da Kongre'nin Ermeni taleplerini benimsemesi çok zor gözükse de, Amerikalılar'ın 1 Mart öncesi düştüğü rehavete kapılmamakta ve olumsuz bir duruma ülke olarak hazırlanmakta fayda var.
Türkiye'nin dezavantajları
Öncelikle sayılan çok az da olsa "tasarı bu kez geçebilir" diyen şeytanın avukatlarının gerekçelerine bir göz atalım:
1) Ermeni lobileri, 90'ıncı yılında soykırım iddialarını daha güçlü dile getiriyorlar;
2) Konu Türkiye'de de tartışılıyor ve bazı aydınlar resmi söylem dışında yaklaşımlar seslendiriyorlar;
3) Türk-Amerikan ilişkileri oldukça kötü bir dönemden geçiyor. Artık bir stratejik ortaklık söz konusu değil. Hatta tarafların birbirlerine güvendikleri bile şüpheli;
4) Türkiye'de yükselen Batı, Amerikan ve Yahudi karşıtlığı artık Wall Street Journal, Washington Post gibi, karar mercilerini etkileme gücü yüksek yayınlar tarafından da ele alınıyor;
5) Türkiye'nin en büyük destekçisi olan Yahudi lobisi, yükselen Yahudi karşıtlığı ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın İsrail'i "devlet terörizmi" ile suçlaması gibi nedenlerle bu sene daha gönülsüz gibi;
6) TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'ın Amerikan ordusunu Felluce'de soykırım yapmakla suçlamasının Amerikan Kongresi'nde çok yankı bulduğu söyleniyor...
İsrail ziyareti ve İncirlik
Kuşkusuz bir yandan Ankara, diğer yandan ABD'deki Türkler bu dezavantajları ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün İsrail'e gitmesi, Başbakan Erdoğan'ın da 1 Mayıs'ta gideceğini açıklaması; ABD'nin İncirlik Üssü ile ilgili taleplerinin belli ölçülerde karşılanacağının belirtilmesi bu yöndeki adımlar olarak göze çarpıyor.
Bütün bunlara rağmen tasarı geçerse, sadece Türk-Amerikan ilişkileri köklü bir darbe almayacak, zaten tırmanışta olduğu söylenen "milliyetçilik" de çok ama çok elverişli bir zemin kazanmış olacak.
Asılsız iddialarla coşup kendi insanlarını bile linç etme noktasına varabilen güruhların, "dış düşman"dan gelecek böylesi bir meydan okumaya karşı nasıl bir tepki göstereceği üzerine düşünmek ve muhtemel olumsuz gelişmelerin önlemlerini şimdiden almak şart.
Washington eğer Türkiye'yi kaybetmemekte hâlâ kararlıysa -ki bundan emin olmayanlar var- soykırım tasarısı bu yıl da geçmez. Ama daha sırada Avrupa'nın Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmasını istemesi veya Kerkük'te bir iç savaş çıkması gibi diğer kötü ihtimaller var. En büyük kâbus senaryosuysa, bütün bu kabaran faşizan milliyetçiliğin Türkiye'yi AB rotasından tam anlamıyla çıkarması.
Ermeni tasarısı geçerse ne olur?
Ermeni lobisinin yoğun çabaları sonuç verir ve soykırım iddiaları Amerikan Kongresi tarafından kabul görürse ne olur?
Haberin Devamı

