Erdoğan ABD’ye gittiğine pişman olabilir

ABD ile Türkiye’nin saptadıkları PKK ile mücadele koordinatörleri ne yapacak? Ya kalıcı bir çözümün, ya geçici çözüm arayışlarının, ya çözümsüzlüğü meşrulaştırmanın ya da Türk kamuoyunun asla benimsemeyeceği bir çözümün altyapısını hazırlamanın aracıları olacaklar.

Haberin Devamı

ABD ile Türkiye’nin saptadıkları PKK ile mücadele koordinatörleri ne yapacak? Ya kalıcı bir çözümün, ya geçici çözüm arayışlarının, ya çözümsüzlüğü meşrulaştırmanın ya da Türk kamuoyunun asla benimsemeyeceği bir çözümün altyapısını hazırlamanın aracıları olacaklar.

Nitekim Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ’un son açıklamalarını da göz önüne alırsak, kuşkusuz emekli Org. Edip Başer için tek şık birincisidir. Diğer üç seçenekten herhangi biri baskın çıkarsa herhalde Başer bu görevi bırakır ve epey de alkış alır.

Ama Amerikalı koordinatör, emekli general Joseph Ralston söz konusu olunca güvenin yerini kuşkular alıyor ve son şık öne çıkıyor. Çünkü George W. Bush yönetimi, onun özellikle Kürt sorunu ve PKK’ya bakışı Türk kamuoyunda hiç sempati toplamıyor. Ralston’ın özel olarak Başer’in, genel olarak Türkiye’nin dostu olduğu biliniyor, ama onun Amerikan politikalarını değiştirebilme gücüne sahip olduğunu düşünen pek yok.

Üç temel kaygı
ABD’nin, Ankara’nın bütün ısrarlarına ve onca terör eylemine rağmen PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığını dağıtmaya yönelik adım atmaması Türkiye’deki Amerikan karşıtlığını iyice tırmandırdı. Amerikan yönetiminin “gerçek niyeti”nin ne olduğu konusunda şu üç önerme geniş ölçüde benimseniyor:

1) Washington’ın esas derdi PKK sorununu çözmek değil Irak’taki Kürt devletinin altyapısını oluşturmak;

2) PKK’nın silah bırakmasını istiyor olabilirler. Ama bunu askeri yolla değil örgütü siyasi sisteme katarak halletmek istiyorlar. Bunun için Ankara’dan “genel af”, Öcalan’ın serbest bırakılması gibi atılamaz adımlar isteyecekler;

3) Kürt sorununun çözümü bahanesiyle federasyona, hatta bölünmeye gidebilecek reformlar dayatacaklar.

Bu güvensizlik ortamı nedeniyle Ralston’ın işi zaten çok zordu. Görevinin ilk olarak “PKK Koordinatörü” olarak tanımlanması nedeniyle daha da zorlaştı. Onun doğrudan ya da dolaylı olarak PKK ile görüşeceği kanısı yaygınlaştı. Kendisi bunu açık bir dille yalanladı ama IKDP lideri Mesut Barzani’nin Ralston görüşmesinin çıkışında PKK konusunda arabulucu olabileceğini beyan etmesi bu kaygının doğrulanması olarak görüldü. PKK bir yana, Ralston’ın DTP’lilerle bile görüşmesinin kıyamet koparacağı açıktır.

Öte yandan Ralston daha ilk günden, askeri operasyonun son seçenek olduğunu söyleyerek beklenti çıtasını düşürdü. Hedefin, PKK’nın tasfiyesi olmadığını itiraf etmiş oldu. Dolayısıyla, en fazla, kamuoyunun gönlünü en azından belli bir süre alabilecek hızlı ve etkili bazı operasyonlar için Amerikan yönetimine bastırabileceği ortaya çıktı.

Çankaya hesapları
Peki Ralston bu kadarını da olsa yapabilir mi? Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın da etkisiyle Bush’un artık PKK konusunda bir şeyler yapmak istediği söyleniyor. AKP çevrelerinin beklentisi şu: Ralston’ın raporundan hareketle birtakım önlem ve operasyonlar için düğmeye basılacak. Bu noktada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekim başındaki Washington gezisi bir nevi milat olacak. Yani Erdoğan Beyaz Saray’dan PKK konusunda somut bazı kazanımlarla, en azından inandırıcı birtakım vaatlerle çıkacak.

Böylesi bir durumda Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı yolunda çok güçlenmiş olacaktır. Ama pekala bunun zıddı da yaşanabilir. Bush yine yuvarlak laflar eder, PKK konusunda ufakta hiçbir gelişme görünmezse Erdoğan Washington’a gittiğine pişman olabilir. Unutmayalım ABD başkentinde Erdoğan ve AKP’nin kuyusunu kazmak için uğraşan çok kişi var ve önemli bir kısmı Bush’a onlardan daha yakın duruyor.

DİĞER YENİ YAZILAR