DSP, CHP’yi açığa düşürdü

Haberin Devamı

Abdullah Gül eğer birinci turda cumhurbaşkanı seçilebilseydi herhalde çok sevinecekti. Ama bu çok zordu. Öncelikle DTP’lilerin tamamının, ardından birkaç bağımsızın ona oy vermesi ve hatta MHP veya DSP’den birkaç fire olması gerekiyordu. DTP’lilerin “boş oy” kullanacaklarını açıklamasıyla birlikte bütün bu aritmetik hesaplar geçersiz kaldı.

Kaldı ki Gül ilk turda seçilmeyi isterdi ama esas olarak DTP’lilerin desteğiyle Çankaya’ya çıkmış olmayı da herhalde pek arzu etmezdi. Bu nedenle dünkü oylamanın sonucu onu da fazla rahatsız etmemiş olmalıdır.

DTP pazarlık ediyor

Peki dünden geriye ne kaldı? CHP ve MHP’nin tutumlarını çok önceden biliyorduk, BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu da şaşırtmış sayılmaz ancak DTP ile DSP’nin dünkü tavırları ileriye yönelik önemli ipuçları içeriyor. Önce DTP’den başlayalım: DTP’liler Gül’den Kürt sorununda daha duyarlı bir çıkış yapmasını beklediklerini, bunun işaretini görmedikleri için boş oy kullanacaklarını söylediler. Bu arada “Gül bizim arzuladığımız noktanın çok uzağında değil” demeye de özen gösterdiler. Bu tutumu şöyle tercüme edebiliriz: DTP birçok kritik noktada AKP’ye yakın durabilir, hatta ona somut destek verebilir ama karşılığında hükümet kanadından Kürt sorunu üzerine sembolik de olsa bazı açılımlar talep edecektir. 28 Ağustos’ta seçilmesi kesin olan Gül ile de sıcak ve yakın bir ilişki kurmaya hazırlar ama arada sırada onun en azından “Kürt” demesini bekleyecekler.

DSP sürprizi

Dünün tartışmasız en dikkat çekici olayı DSP’nin Tayfun İçli’yi aday göstermesi ve tam kadro oylamaya katılmasıydı. DSP’liler CHP listelerinden TBMM’ye girdiler ve genel başkanları Zeki Sezer “tek grup olarak hareket edeceğiz” demişti. Ne var ki daha ilk günden CHP’den koptular ve Gül’e randevu vererek ilk ciddi sınavda CHP ile yollarını ayırdılar. İçli’yi aday gösterip oylamaya katılarak bu ayrılığı iyice derinleştirmiş oldular.

“13 milletvekili ne yapabilir ki!” dememek gerekiyor. Evet, MHP ve DTP’nin katılımıyla zaten 367’ye kolaylıkla ulaşılıyordu. Yani 13 DSP’linin aritmetikte pek etkisi olmadı ama bu adımın çok önemli siyasi sonuçlarının olacağı kesindir. Çünkü DSP, CHP ile bir nevi kardeş parti. İkisi de solcu, Atatürkçü, laik ve cumhuriyetin kuruluş felsefesinin savunucusu olma iddiasında.

CHP işte tam da bu ilkelere dayanarak Gül’ün seçilmesine ortak olmamak istiyor ve seçilmesinden sonra da boykotunu sürdüreceğini söylüyor. DSP’liler ise “Gül’ü eleştiriyoruz ama seçilirse o makama saygı gösteririz. İnşallah vadettiği gibi tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı olur” diyorlar. DSP Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı “bizimki sağlam, kararlı ama sağduyulu, komplekssiz bir duruş” diyor. Sonuçta DSP dün CHP’nin boykot stratejisini büyük ölçüde açığa düşürdü. Bunu önümüzdeki dönemde merkez sol içinde çok ciddi bir rekabetin habercisi olarak görebiliriz. Hele CHP içinde, bazılarının beklediği gibi çalkantılar çıkması durumunda DSP grup için gerekli olan 20 sayısına bile ulaşabilir.

CHP-DSP rekabeti

Başa dönecek olursak, AKP grubuna ek olarak sadece bir oy (muhtemelen BBP lideri Yazıcıoğlu) alabilmiş olması hiç tartışmasız Gül açısından bir başarısızlıktır. Çünkü alınacak her fazla oy Gül’ün “herkesi kucaklama” iddiasına katkıda bulunacaktı. Yine de CHP dışında herkesin oylamaya katılmış olması Gül ve AKP için başarıdır. Önceki dönemde CHP’nin başını çektiği, ANAP ve DYP’nin de onu izlediği, oturumlara katılmayıp ülkeyi erken seçimlere sürükleme stratejisinin yanlışlığı dün bir kez daha ortaya çıktı.

DİĞER YENİ YAZILAR