CIA Başkanı Porter Goss'un Ankara ziyareti "Nihayet PKK'nın sonu geliyor" yorumlarına yol açtı. Ama CIA'nin PKK'nın tasfiyesini istediği kesin değil. İstese bile yapabilmesi o kadar da kolay değil. CIA'nin hiç de sanıldığı gibi herşeye kadir bir örgüt olmadığını anlamak için, Türkçe'ye çevrilen Steve Coll'un "Hayalet Savaşları" kitabını okumak yeterli. Kitap Sovyet işgalinden 11 Eylül 2001 saldırılarına kadarki zaman diliminde CIA'nin Afganistan'daki fiyaskolarını birinci elden tanıklıklarla gözler önüne seriyor.
Zaten gazetelere sızan ilk bilgi kırıntılarına göre Goss'un vermekten çok almaya, şikayet dinlemekten çok şikayet etmeye geldiği anlaşılıyor:
"CIA özellikle Suriye, İran ve El Kaide hakkındaki bilgi paylaşımını yeterli bulmuyor. Türkiye'nin El Kaide teröristlerinin 'elini kolunu sallaya sallaya kullandığı' bir geçiş noktası haline gelmesinden rahatsızlık duyuyor." (Murat Gürgen-Vatan)
Anlaşılan PKK'ya karşı operasyon bir süre daha bekleyecek. Ankara şimdilik PKK sızmalarını tespit etmesi umulan "Bat blanket-Yarasa battaniyesi" sistemiyle yetineceğe benziyor. (Uğur Ergan-Hürriyet). Ama battaniyenin denetimi de Amerikalılarda olacak. Çünkü "iki ülkenin istihbarat paylaşımının güçlendirilmesi konuşulurken, ABD'nin, Türkiye ile 'eyleme dönüştürülebilir' istihbarat paylaşmama politikasının değişeceği yönünde bir işaret yok." (Yasemin Çongar-Milliyet)
Global terör dersleri
Sabah'ta Fatih Altaylı "İstihbaratların birleştirilmesi ve İslam dünyası içinde çalışacak CIA ajanlarının, İslami terörün mantığını anlayabilmesi için MİT tarafından eğitilmesi ABD taleplerinin başında geliyor" diye yazdı.
Hürriyet'te Uğur Ergan da "Goss'un Ortadoğu bölgesindeki ajanlarının bölge halkının gelenek, görenek ve davranış biçimlerini bilme konusunda eksiklikleri olduğunu belirterek, bu konuda Türk istihbaratının deneyimlerinden yararlanmaya açık olduklarını söylediği öğrenildi" diye bildirdi.
Olabilir. Ama kimse kendini kandırmasın. Türkiye'nin global terör konusunda, "Operasyon yapacağınız eve ayakkabılarınızı çıkararak girin", "Kadınları kadın görevliler arasın" gibi bir-iki klişeden başka aktarabileceği pek fazla bir tecrübesi maalesef yok. Bir de bir türlü bitmeyen şu meşhur tartışma var: Zanlıların sorgu sırasında namaz kılmasına izin verilsin mi, verilmesin mi?
Kuzey İttifakı olmayalım
Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut, Goss ziyaretinin "perde arkası" iddiasıyla, yakın gelecekte PKK'nın ABD tarafından kontrol altına alınacağını, Türkiye'nin de Kuzey Irak'ta sokakların güvenliğini sağlayacağını yazdı. Onun öngörüsü gerçekleşirse hiç tartışmasız Ortadoğu'nun -ve tabii ki Türkiye'nin de- dengeleri altüst olacak.
Turgut'u okurken aklıma ABD'de Mayıs ayında piyasaya çıkan, "First in" adlı kitap geldi. Kitabın yazarı Gary Schroen 11 Eylül'ün hemen ardından Afganistan'a ilk giren ve Amerikan ordusunun El Kaide ve Taliban'a karşı harekatının stratejik hazırlıklarını yapan "Jawbreaker" adlı yedi kişilik CIA timinin başı.
CIA ajanları, "Kuzey İttifakı"nı alabildiğine sömürüyor, karşılığında milyonlarca dolar nakit ödeme yapıyorlar. Ama onlara asla güvenmiyor, Kabil'e yürümelerini, "Güney'deki Peştunlar ve Pakistan ne der?" diye engelleyip duruyorlar.
Schroen, CIA'nin izniyle basılan kitabında CIA'nin İslam dünyasında kendine "eşit ortak"tan ziyade "işbirlikçiler" aradığını, işbirlikçiler olmaksızın elinin kolunun bağlandığını çarpıcı ve ürkütücü bir şekilde, çekinmeden anlatıyor.
Eninde sonunda, geçmişi, bugünü ve galiba geleceği hayli tartışmalı olan CIA'yi konuşuyoruz.
ClA'dan umulanlar ve bulunanlar
CIA Başkanı Porter Goss'un Ankara ziyareti "Nihayet PKK'nın sonu geliyor" yorumlarına yol açtı. Ama CIA'nin PKK'nın tasfiyesini istediği kesin değil
Haberin Devamı

