Bush istedi, Davutoğlu Şam'a gitti

AKP hükümeti, Hamas tartışmasında rövanşı aldıklarını düşünüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Başbakan Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nun Şam'da Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşmesinin ABD ve İsrail'den gelen taleplerle gerçekleştiğini söyledi

Haberin Devamı

AKP hükümeti, Hamas tartışmasında rövanşı aldıklarını düşünüyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Başbakan Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nun Şam'da Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşmesinin ABD ve İsrail'den gelen taleplerle gerçekleştiğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice görüşmenin "ABD ve bölge ülkelerinin isteği üzerine gerçekleştiğini" doğruladı.

Hükümet kaynaklarından aldığımız bilgilere göre, ABD Başkanı Bush ile İsrail Başbakanı Olmert, Başbakan Erdoğan ile yaptıkları telefon görüşmelerinde, Türk hükümetinin krizin çözümü için, Hamas ve Suriye üzerindeki nüfuzunu kullanmasını istediler. Peki neden Türkiye? Üst düzey bir yetkili, ABD ve İsrail'in Türkiye dışında Hamas üzerinde etkili olabilecek başka bir müttefikleri olmadığını söyleyip şöyle devam etti: "Mısır tutuk davranıyor. Suriye ve İran'a mı gidecekler? Gitseler bu ülkeler Hamas'a ne tavsiye eder?"

"Haklı çıktık"
Görüştüğümüz üst düzey kaynaklar dört noktanın altını çiziyor:

1) Prof. Davutoğlu, Bush ve Olmert'in talebi üzerine Şam'a gitmiş olabilir, ama orada Türkiye'nin pozisyonunu anlattı;

2) Hamas'tan Halid Meşal'in Ankara'ya gelmesini eleştirenler herhalde şimdi haksızlık etmiş olduklarını anlamışlardır.

3) Meşal'in ziyaretine gösterilen aşın tepki nedeniyle, Batılı müttefiklerimizle görüşmeden konuyla ilgili adım atmamaya çalışıyoruz;

4) Eğer Hamas ziyaretinde bize o kadar sert tepki gösterilmeseydi bugün çok daha etkili
bir rol oynayabilirdik. (Nitekim Gül de "Üç ay önce bizim gördüğümüzü bugün Başkan Bush, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Olmert ve Filistin Devlet Başkanı Mahhmud Abbas da görüyor" dedi.)

Davutoğlu kimle görüştü?
Prof. Davutoğlu'nun Şam'da sadece Devlet Başkanı Esad ile görüştüğünü, Meşal'e ise dolaylı kanallardan mesajların iletildiğini öğrendik. Washington'da hükümet kaynaklarını temkinli bir iyimserlik içinde gördük. Örneğin Gül ayrıntılara girmedi ama "olumlu gelişmeler beklenebilir" dedi. Hükümet Hamas içinde iddia edildiği gibi Haniye ve Mesai arasında derin çelişkiler olmadığını, Suriye'nin çatışmaların durması için devreye girmeye niyetli olduğunu, sonuç olarak olumlu bir çözüme gidilebileceğini düşünüyor. Fakat bunun için İsrail'in daha esnek olmasını umuyorlar.

Gül, "Biz İsveç, Norveç gibi, kendi sorunlarını çözdükten sonra başkalarına yardım etmek isteyen bir ülke değiliz. Prestij, şöhret peşinde değiliz. Bütün bunlar bizim de sorunumuz" dedi. Üst düzey bir yetkiliyse hedefi şöyle çizdi: "Soru şu: Türkiye bölgesinde önemli bir rol oynayan bir ülke mi olacak, yoksa olup bitenlere sırtını mı çevirecek? Biz engellemelere rağmen Türkiye'yi bölgesel bir güç yapmak için çalışıyoruz."

Türkiye Filistin, Irak ve İran konusundaki çabalarıyla risk mi alıyor? Tecrübeli bir diplomat "Tek risk, basanların başkalarının hanesine yazılması olur" diyor. Ama Filistin ya da İran krizlerinin trajik sona ulaşması durumunda hükümete "hani etkiliydiniz" diyerek yükleneceklerin sayısının hayli yüksek.

DİĞER YENİ YAZILAR