Bazılarının "Bush doktrini" diye övdüğü Amerikan yaklaşımının askeri gücü esas aldığı; dini, milli, kültürel, sosyal ve insani öğeleri göz ardı ettiği ortaya çıktı. Saddam Hüseyin ise tam da Amerikalılar'ın ihmal ettiği değerleri savunuyor gibi yaparak direnişini sürdürüyor. Örneğin, Baascılık laik bir ideoloji olmasına rağmen, Bağdat bombalanırken minarelerden tekbir getirilerek, pazar yeri katliamının ardından televizyonda Kuran okunarak, ölenler şehit olarak yüceltilerek islam dini bir tutkal olarak kullanılıyor.
11 Eylül saldırısı üzerine başlattıkları "teröre karşı savaş"ın Müslümanlar'a karşı olmadığını göstermek için cami ziyaret eden ABD Başkanı George W. Bush'un bugün Müslümanlar'ının gönlünü almak için kılını bile kıpırdatmaması dikkat çekiyor. Sonuçta, Irak'ta kent merkezlerine düşen her bomba, öldürülen her sivil "Müslümanlar'a karşı savaş" yürütüldüğü propagandalarını güçlendiriyor. Dolayısıyla islam dünyasında zaten etkili olan Batı ve ABD karşıtlığını daha da tırmandırıyor.
Irak'ta birlik beraberlik
Bugün sadece Türkiye'de değil, hemen hemen her İslam topluluğunda laiklik/şeriat, millet/ümmet, sağ/sol ve benzeri tartışmalar, ortadan kalkmasa bile, savaş süresince askıya alınmış durumda. Ama bombalar hiç kuşkusuz öncelikle Iraklılar'ı birleştirdi. Washington hesaplarını, ülkede çoğunluğu oluşturmalarına rağmen Baas iktidarından yeterince pay alamayan Şiiler'in ayaklanacağı üzerine yapmıştı. Ama Şiiler'i kazanmak için Amerikalılar pek bir gayret göstermezken Saddam'ın epey çalışmış olduğu ortaya çıktı.
Örneğin tarihinde ilk kez Irak Şiileri ve Sünnileri Bağdat'ta birlikte namaz kıldı. Önde gelen Şii liderlerden Ayetullah Hüseyin es-Sadr, Saddam rejimiyle sorunlu olmasına rağmen, halkı işgalcilere karşı savaşmaya çağırdı. Necef'teki ilk intihar bombacısının Şii kökenli olmasından övgüyle bahsetti. En etkili Şii örgütü olan Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi (IİDYK) ise, İran destekli olması nedeniyle koalisyon tarafından hep şüpheyle karşılandı; Bedir Ordusu adlı silahlı güçlerinin savaşa girmesine izin verilmedi.
Çember büyüyor
IİDYK'nın ABD denetimindeki Irak muhalefeti toplantılarına katılması, savaşın başlamasından önce İran-ABD ilişkilerinin düzelmekte olduğu yorumlarına yol açmış; Tahran'ın Afganistan'da olduğu gibi "aktif tarafsızlık" politikası uygulayacağı ileri sürülmüştü. Bir diğer iddia da Başar Esad'ın ülkesini Batı ile barıştırmak için Irak savaşını bir fırsat olarak değerlendireceği yönündeydi.
"Amerikalılar, Irak'ın tüm komşularıyla anlaştıklarını söylüyor. Biri hariç. Bunun da baş harfi İ veya S değilmiş." Bu sözleri, üçüncü tezkere görüşmeleri sırasında Ankara'da ünlü bir gazeteciden işitmiştik. Bu kişiye göre Türkiye ABD ile ilişkilerde Iran ve Suriye'nin bile gerisinde kalmıştı. Ama kısa süre sonra ABD Savunma ve Dışişleri Bakanları sırayla bu iki ülkeyi Irak'a destek olmakla suçlayıp tehdit ettiler.
"Bush doktrini" Irak'ı "düşman kardeşi" Suriye ve sekiz yıl savaştığı İran'la barıştırmakla kalmadı, yıllar önce öldüğüne hükmedilen Arap milliyetçiliğini de hortlattı. Sadece bölge ülkelerinden değil, Batı'da yaşayanlar da dahil olmak üzere sayıları binlerle telaffuz edilen Arap genci gönüllü olarak savaşmak için Irak'a akın etti.
İslamcılığın dirilişi
Bununla birlikte İslam dünyasında savaşa karşı en yoğun protestolar Arap olmayan ülkelerde, Endonezya, İran, Bangladeş, Pakistan, Malezya, Hindistan, Filipinler gibi Asya ülkelerinde yaşanıyor. Yani İslamcı ideoloji Arap egemenliğinden sıyrılıyor ve son yıllarda içine düşmüş olduğu krizden savaşla birlikte sıyrılıyor.
Geçen Cuma günü Bush'un verdiği hayat öpücüğü sayesinde ayağa kalkan onbinlerce kişi İslam coğrafyasının dört bir tarafında savaşı protesto etti. Genellikle Cuma namazı sonrasında gerçekleşen gösterilerde koalisyon ülkelerin bayrakları ve liderlerinin kuklaları yakıldı; diplomatik binaları taşlandı. Savaş şiddetlendikçe bu tür gösterilerin sayı ve çapının artması; bunlara paralel olarak birtakım şiddet eylemlerinin de yaşanması bekleniyor.
Bush Doktrini İslam'ı birleştirdi
Bush, Irak'ı "düşman kardeşi" Suriye ve 8 yıl savaştığı İran'la barıştırmakla kalmadı, yıllar önce öldüğüne hükmedilen Arap milliyetçiliğini de hortlattı
Haberin Devamı

