Bunun adı 'stratejik ortaklık' olamaz

Bush ve Erdoğan stratejik ilişkilerine vurgu yaptıve birbirlerini övdü. Ancak her iki taraf da karşılıklı talepleri yerine getirmek için adım atmadı

Haberin Devamı

Beyaz Saray görüşmesi, "beyaz bir sayfa" ve "güvenilir ortaklık" gibi tanımlamalarla alkışlandı. Her iki taraf da çok olumlu sözler etti ama kimse karşısındakinin acil taleplerini yerine getirmek için somut adım atmadı, atacağa da benzemiyor: Kıbrıs konusu inceleniyor, PKK'ya karşı "inşallah süreç içinde" bir şeyler yapılacak. Türkiye'deki Amerikan karşıtlığı mı? "Başkan Bush bize böyle bir şeyden şikayet etmedi ki!"

Bunlara rağmen her iki taraf da iki ülke arasındaki "stratejik ortaklığın" önemine vurgu yaptı. Ancak Başbakan Erdoğan'ın Suriye ve İran politikalarının Washington'ı tatmin etmesi beklenemez. Nitekim daha ilk günden Amerikan tarafı rahatsızlığını dışarıya sızdırmaya başladı. AKP'nin bunları da "medyanın uydurması" olarak damgalayıp yok sayması durumunda, Amerikan medyasında Türkiye aleyhtarı yorumların çıkmasına hazır olmalıyız.

Afganistan yeter mi?
Erdoğan, 2001 yılı Kasım ayının başında Afganistan'a Türk askeri gönderilmesine karşı çıkmış ve bu tavrını bir ankete bağlamıştı: "Halkın yüzde 80'i asker göndermeye karşı..." Erdoğan Afganistan'a "asker yerine sıhhiye ekibi" yollamanın daha yararlı olacağını savunmuştu. Aynı Erdoğan bir süredir ABD'nin
21'inci yüzyıl 'Vizyon ve stratejileriyle tam bir örtüşme" içinde olduklarını savunuyor ve Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'ne (GOKAP) destek vereceklerini söylüyor. En çok kullandıkları "başarı öyküsüyse" Afganistan. Son 6 ayda Washington'ı ziyaret eden AKP'liler, Afganistan'daki Türk askeri varlığını örnek olarak gösterdiler. Tıpkı Erdoğan'ın Beyaz Saray'da yaptığı gibi.

Amerikan yönetiminin bu konuda Türkiye'ye müteşekkir olduğunu biliyoruz. Ama onlar kendi kafalarındaki "İslam dünyasını yapılandırma" projesinde Afganistan'ı geride bırakmış durumdalar. Türkiye'den Suriye ve îran başta olmak üzere, demokrasiyle yönetilmeyen ve ABD ile arası iyi olmayan ülkelere karşı destek istiyorlar. Ve bu desteği alamıyorlar.

Çifte standart
Saddam'a karşı Washington'ın yanında olmayan Türkiye'nin, Suriye ve İran'a karşı ABD'nin yörüngesine girmesi hayal edilemez. AKP de bunun farkında. Hükümet, farklı yaklaşımları savunurken, Washington'ın Mısır, S. Arabistan, Özbekistan gibi otoriter rejimleri dönüştürmede acele etmemesini kendine örnek almak istiyor. Ama dünyanın tek süper gücü, çifte standardı kendisi için hak görürken Türkiye gibi ülkelere istikrarlı çizgi tutturmalarını dayatıyor. Sonuç olarak, eşitsiz bir ilişkiden "stratejik ortaklık" çıkartmak zordan da öte bir durum.

DİĞER YENİ YAZILAR