Bu kafayla terörün biteceği yok

Bundan bir süre önce Time dergisinden arayıp, İslam ile ilgili "büyük ve iddialı" bir çalışma hazırladıklarını söylemişlerdi. Kendileriyle Türkiye'den, Fethullah Gülen'den, AKP'den ve tabii El Kaide'den konuşmuştuk

Haberin Devamı

Bundan bir süre önce Time dergisinden arayıp, İslam ile ilgili "büyük ve iddialı" bir çalışma hazırladıklarını söylemişlerdi. Kendileriyle Türkiye'den, Fethullah Gülen'den, AKP'den ve tabii El Kaide'den konuşmuştuk. Çok fazla umutlu değildim; Time'ın kapak dosyasını okuduktan sonra bu çalışmanın ne "büyük" ne de "iddialı" olduğunu gördüm. Bu sayede Batı'nın ve onun medyasının İslami, Müslüman toplulukları, İslami hareketleri tanıma, anlama ve anlatmalarının imkânsıza yakın bir zorlukta olduğuna bir kez daha kanaat getirdim.
Hemen bir örnek verelim: Dergide bir dizi "ılımlı Müslüman", Filistin sorunu, Afganistan ve Irak işgalleri, İslam ülkelerindeki otoriter rejimlerin desteklenmesi gibi nedenlerle Batı'ya (özellikle de ABD'ye) yönelik öfke ve nefretin çığ gibi büyüdüğünü söylüyor. Bunlara herhalde kimsenin itirazı olamaz. Ama neredeyse herbiri sözünü "böyle yaparsanız biz nasıl demokrasi, insan hakları vs.'den söz edebiliriz" diye bitiriyor.

"Bunda ne var?" denebilir. Time bir kez daha, İslam dünyası aydınlarını hep Batı'dan isteyen, Batı'dan bekleyen, sık sık şikayet eden (hem kendi toplumunu, hem Batı'nın kendisini) hep özür dileme ve kendini kanıtlama durumunda olan zavallılar olarak gösteriyor.

Kim bu ılımlılar?
Eskiden "İslam eşittir Humeyni o da eşittir terörizm; dolayısıyla İslam eşittir terörizm" denklemi kuran Batı ve onun medyası 11 Eylül'den sonra Humeyni'nin yerine bin Ladin'i koyarak aynı formülü muhafaza etmişti. Ama "teröre karşı savaş"ın başarısızlığa uğradığı anlaşıldıktan sonra Büyük Ortadoğu Projesi gibi yeni arayışlara girildi. Time da, yeni arayışlara uygun olarak, bütün Müslümanları terörist olarak damgalamak yerine onları ikiye ayırıyor: Ilımlılar ve radikaller. İslam dünyasını da bu iki kanadın çatışmasından ibaret olarak resmediyor.

Time'ın çok iyi bir gazetecilik yaptığı da söylenemez. Mesela "ılımlı Müslüman" derken ne kastettiği tam anlaşılmıyor. Ülkemizde birileri "Türk modeli"ni "ılımlı İslam" adına pazarlamaya çalışır, diğerleri de buna karşı dururken Time Türkiye'den hiç ama hiç bahsetmiyor.

Ayrıca, İran'dan Muhsin Kediver ile Hamid Rıza Celayipur dışında, İslam'ın liberal, ilerici ya da demokratik yorumlarını seslendiren dünyaca ünlü düşünürlerle görüşülmemiş; buna karşılık İngiltere ve Pakistan'dan El Kaide'ye desteklerini gizlemeyen radikallerle röportajlar var. Ayrıca İslam dünyası üzerine çalışan o kadar ciddi Batili araştırmacıdan kimseye atıfta bulunulmamış.

Müslümanlan "ılımlılar" ve "radikaller" diye kabaca ikiye bölmek, ilk bakışta tercih edilebilir ve doğru görebilir ama aslında çok riskli bir yaklaşım. Eskiden Batı, kimseye güvenmediği için "siz karışmayın biz terörü hallederiz" diyordu. Bu yeni formülden hareketle, bundan böyle, "beni bulaştırmayın, teröristleri kendi içinizden ayıklayın" diye basitleştirilebilecek bir görevi "ılımlı Müslümanlar"a yükleyebilir. Bu da terörün esas olarak İslam topraklarına taşınması ve buralarda iç savaşlar yaşanmasına yol açabilir.

Dünyanın çivisinin çıktığı bir dönemde, bu kadar hayati bir konuya, Time gibi "Batı" ile özdeş görülen bir derginin bu kadar üstünkörü yaklaşması global terörle mücadeleyi kazanmanın imkansıza yakın bir zorlukta olduğunu gösteriyor.

DİĞER YENİ YAZILAR