Bu gaf çok konuşulacak

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Türkiye'yi bir "İslam Cumhuriyeti" olarak nitelemesi hiç kuşkusuz Başkan Bush'un "Haçlı seferi" sözü gibi, çok önemli bir gaf olarak tarihe geçmeye ve yıllar boyunca etrafında nice spekülasyon yapılmaya aday

Haberin Devamı

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Türkiye'yi bir "İslam Cumhuriyeti" olarak nitelemesi hiç kuşkusuz Başkan Bush'un "Haçlı seferi" sözü gibi, çok önemli bir gaf olarak tarihe geçmeye ve yıllar boyunca etrafında nice spekülasyon yapılmaya aday.

Tabii bir farkla: "Haçlı seferi" gafı özellikle İslami çevreler tarafından sürekli gündemde tutuldu, tutulmaya devam ediyor. "İslam Cumhuriyeti" tanımlamasıysa laikliğe duyarlı kesimleri derinden rahatsız edeceğe benziyor. Powell, Alman ZDF televizyonunda Maybrit Illner'e "Irak'ta şeriat hukuku, Kuran hukuku yasaların temel kaynaklarından yalnızca biri olacak" diyerek, "ne var bunda?" demeye getiriyor. Amerikan Dışişleri Bakanı'nın bu yaklaşımı, Türkiye başta olmak üzere, İslam dünyasında giderek daha fazla yaygınlık kazanan "Bizim toplumlarımızın laik olup olmaması ABD'nin umrunda değil galiba" görüşünü doğrular nitelikte.

İslam Cumhuriyeti ne demek?

Herhalde Powell da biliyordur: Dünyada sadece dört ülke, İran, Pakistan, Moritanya ve Komor Adaları kendisini "İslam Cumhuriyeti" olarak tanımlıyor. Ancak "İslam Cumhuriyeti" denince akla ilk olarak İran geliyor. Bunun dışında, krallık veya emirlikle yönetilen birçok Müslüman ülke de rejimlerini "İslami" olarak tanımlamaktan geri kalmıyor.

Diğer bir deyişle, nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlar'ın oluşturduğu ülkelerin çok azında İslamiyet "devlet dini" olarak tanımlanmıyor ki bunların başında Türkiye geliyor. Ne var ki Batı'da yıllardan beri "laik" ve 'Atatürkçü" yönüyle ilgi uyandıran ve örnek gösterilen Türkiye, bir süredir "Müslüman" ve "demokratik" kimliğiyle öne çıkıyor, çıkartılıyor. Bu da laiklik yanlılarını ciddi bir biçimde tedirgin ediyor. Bu nedenle, Powell'ın sözlerinden hareketle, kimileri, Washington'ın, AKP aracılığıyla Türkiye'yi adım adım şeriat düzenine çekmek istediği yolundaki teorilerinin doğrulandığını ileri sürmekten çekinmeyeceklerdir.

Önce 'yeşil kuşak' vardı
Zaten ABD'nin İslam politikaları yıllardan beri tartışılıyor. Soğuk Savaş döneminde Washington'ın Sovyetler Birliği'ni "yeşil kuşak"la kuşatıp tecrit etmek istediği, Afgan mücahitlerini de bu nedenle desteklediği ileri sürülmüştü. ABD, daha sonra İran'ı dengelemek için Suudi Arabistan'la işbirliği yapmak ve krallığın resmi mezhebi Vahhabiliği yaymakla suçlandı.

Afganistan'ın Taliban'ı, Vahhabiliğin de El Kaide'yi üretmesi üzerine ABD'nin bu sefer daha yumuşak ve ılımlı İslam yorumlarını teşvik etmeye başladığı gözlendi. Bu kapsamda geliştirilen Büyük Ortadoğu Projesi'nde (BOP) Türkiye'ye daha özel bir önem atfedilmeye başlandı. Türkiye cumhuriyet deneyimi, laik bağlamından soyutlanarak, İslam ile demokrasinin bağdaşabileceğinin en somut örneği olarak gösterildi. Bütün bunların, İslamcı geçmişten gelen AKP hükümetine denk gelmesiyle de, Türkiye bir "ılımlı İslam" (moderate İslam) ülkesi olarak tanımlanır oldu.

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da Türkiye'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için örnek gösterilmesi konusunda, "Hem laik devlet, hem de ılımlı İslam bir arada olmaz" demişti. Org. Başbuğ, Washington'daki temaslarıyla ilgili basına bilgi verirken şöyle konuşmuştu:

"Türkiye, Anayasası'nın 2'nci maddesinde yer aldığı gibi laik, demokratik sosyal bir hukuk devletidir. Bu bir model olarak benimsenirse seviniriz. Bazı çevreler, Türkiye ılımlı İslam diye kavramlar üretiyorlar. Hem laik bir devlet hem de ılımlı İslam devleti bir arada olmaz. Böyle birşey olmaz. Türkiye böyle kuruldu böyle devam edecek. Konuştuğumuz yetkililer de bunu net olarak anladılar."

Ne demek ılımlı İslam
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bir televizyon programında "Ne demek ılımlı İslam, ılımsız İslam? Buna katılmamız mümkün değil. Yanlış bir yaklaşım tarzı. Ilımlı İslam diye bir saçmalık olmaz. Müslüman Müslüman'dır. Dinimiz aşırılıkları kabul etmez. Orta yolu tavsiye eder. Herkes, her birey dinini inandığı gibi yaşar, laiklik de bunun güvencesidir" demişti. Kimi yorumcular Başbakan'ın bu sözleriyle Org. Başbuğ'u desteklediğini, kimileri de eleştirdiğini iddia etmişti.

İşte Powell ile Illner arasında geçen olay diyalog
Maybrit lllner: Şu soru yanıtlanmayı bekliyor: Amerika savaşı kayıp mı etti? Çünkü Irak'taki özgür seçimlerden sonra İslami bir cumhuriyet gelecek. Mollalar rol sahibi olacak.

Colin Powell: Hayır, Irak'ta da, diğer İslam cumhuriyetlerindeki, Türkiye ve Pakistan'daki gibi bir bir İslam Cumhuriyeti olacak. Ancak bu bir anayasal çerçevede olacak ve Şeriat hukuku, Kuran hukuku yasaların temel kaynaklarından yalnızca biri olacak.

Bu nedenle Irak'ın demokratik bir ülke olmasını bekliyoruz. İslami bir cumhuriyet olacak çünkü İslam bu ülkenin temel dini. Kaldı ki İslam'ın demokrasiyle bir arada bulunamamasının hiçbir nedeni yok. Bu desteklemediğimiz bir yargıdır. Neden Türkiye gibi İslami bir ülke, aynı zamanda, Türkiye gibi demokratik olamasın ki!

DİĞER YENİ YAZILAR