BOP'a karşıyım

Çünkü, Amerikalıların taslağı kimseyi yanıltmasın, BOP'un ne olduğu tam olarak belli değil. "Hedef ülke" olmaktan "ortak ülke" olmaya terfi etmek kimseyi sevindirmesin. Bu öyle bir macera ki, kenarından köşesinden bulaşmış olan herkesi ateşe atabilir...

Haberin Devamı

Son üç aydır, Türkiye'de ve dünyanın değişik bölgelerinde Ortadoğu üzerine uluslararası toplantılara katıldım. Bütün bunların ana eksenini, ABD patentli "Büyük Ortadoğu Projesi" (BOP) diye bilinen girişim oluşturuyordu. Aktif bir şekilde içinde yer aldığım tartışmaların ışığında, şu ana kadar ortaya çıktığı haliyle BOP'un herhangi bir şekilde savunulabileceğini düşünmüyorum. Çünkü:

1. Amerika'nın taslağı kimseyi yanıltmasın
Amerikalıların hazırladığı metinler, taslaklar kimseyi yanıltmasın; BOP'un ne olduğu tam olarak belli değil. Bu sürecin sanılanın aksine çok uzun sürmesi, en az iki kuşağı (50 yıl) kapsaması bekleniyor. Sorun, ABD'nin "kervanı yolda düzerken" geleneksel müttefiklerine, diplomat ve ajanlarına danışacak ama yerel entelektüeller ve sivil toplum kuruluşlarını işin içine fazla katmayacak olmasından kaynaklanıyor.

2. Almanlar ne düşünüyor?
ABD bu sürece AB ülkelerini de dahil etmek istiyor. Özellikle Almanlar (mesela Yeşiller) bu yolla, Irak Savaşı sırasında Washington ile bozulan ilişkilerini düzeltmek istiyorlar. Ama onlar da BOP'u esas olarak ABD ile aralarındaki bir olay olarak görüyor. Yani olayın üçüncü ayağı olması gereken bölge halkları, aktif ve belirleyici bir şekilde işin içinde değiller; olacağa da benzemiyorlar.

3. Silah kullanmaktan vazgeçilecek mi?
BOP üç ayak üzerine yükselme iddiasında: Modernleşme, demokratikleşme ve güvenlik. Ama Batı'nın önceliğinin güvenlik, daha doğrusu global terör, ardından ekonomik gelişme olduğunu biliyoruz. Washington'ın "teröre karşı savaşı" tam bir başarısızlık örneği olmasına rağmen BOP'la birlikte bu stratejiyi terk edeceklerine yönelik hiçbir işaret bulunmuyor. Bir Amerikalı diplomat bunu "Demokrasi diyoruz diye silah kullanmaktan vazgeçecek değiliz" diye özetlemişti.

4. Eski paradigma artık yok mu!
Amerikalılar "eski paradigma yok artık" diyorlar ama paradigma gömlek değil ki kirlenince değiştirilsin. Yıllardan beri bölgedeki otoriter ve totaliter rejimleri kollayanların birden demokrasi savunucu kesilmesi inandırıcı değil. Kaldı ki, bu rejimlerin demokrasiye geçişe nasıl ikna edilecekleri muamma.

5. İşkence skandalı etkileyecek mi?
Özellikle Irak'ın işgali ve işkence skandalıyla, İslam dünyasında zaten var olan Amerikan karşıtlığı iyice tırmanmış durumda. ABD'nin İslam topluluklarının demokratikleşmesini savunmaya başlaması, bu ülkelerde zaten zorlukla yürütülen demokrasi mücadelelerini iyice tehlikeye atıyor.

6. Batı'nın İslam'la ilişkisi
Batı hâlâ "İslam demokrasiyle bağdaşır mı?" diye anlamsız bir sorunun yanıtını bulmaya çalışıyor. Halbuki sorun İslamcılığın demokrasiyle ne derece bağdaştığında. Diğer bir deyişle, bölgenin demokratikleşmesi için, birçok ülkede en dinamik ve popüler hareket olan islamcılıkla nasıl bir ilişki kurulacağı çok önemli.

7. Spekülasyon yapılıyor
Türkiye'de, Washington'ın BOP'u "ılımlı İslam" stratejisi üzerine oturtacağı ve Türkiye'ye, daha doğrusu AKP'ye ciddi bir misyon yüklediği yönünde çok spekülasyon yapılıyor. Bunların büyük ölçüde abartı olduğunu, Amerikalıların hâlâ İslam ve İslamcılığı ne yapacaklarına karar veremediklerini, bu konuyu tam olarak bilmediklerini ve anlayamadıklarını gözlemledim.

8. Türkiye'nin BOP'taki yeri
Türkiye'nin BOP'taki yeri tartışılırken mutlaka AB üyeliği de masaya yatırılıyor. Bize iki seçenek sunuluyor: Ya Batı'da Doğu'nun ya da Doğu'da Batı'nın temsilcisi (Truva atı) olun. "Ne o, ne bu, dolayısıyla ikisi birden" demeye kalktığınızda itirazlarla karşılaşıyorsunuz.

9. Herkesi ateşin içine atabilir
"Hedef ülke" olmaktan "ortak ülke" olmaya terfi etmiş olmak kimseyi sevindirmesin. Bu öyle bir macera ki, kenarından köşesinden bulaşmış olan herkesi ateşin içine atabilir. Bugün de Amerikan senaryoları içinde Türkiye'ye rol biçmeye çalışanlar, bizi islam dünyasına "model" olarak sunmaya çalışanlar var. Irak Savaşı öncesi günleri hatırlayalım: ABD tüm dünyaya, dolayısıyla Türkiye'ye de çok parlak bir gelecek vaat etmişti. Gelinen nokta ortada. O günün tezkerecileri bugünün BOP'çuları olarak karşımıza çıkıyorlar. Kendilerine, zamanında benimsemiş oldukları o saldırgan tavır nedeniyle Türk halkına ve barış yanlılarına kocaman bir özür borçlu olduklarım hatırlatalım.

DİĞER YENİ YAZILAR