Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Karen Hughes ile birlikte Katar'ın başkenti Doha'daki bir panelde ABD-İslam dünyası ilişkilerini tartışacaktı. ABD'nin en etkili düşünce üretim kuruluşlarından Brookings Enstitüsü'nün düzenlediği 3. ABD-İslam Dünyası Forumu, İslam dünyası ile Batı arasında arabuluculuğa niyetlenen AKP için çok iyi bir fırsat olacaktı.
Hamas lideri Halid Mesal'in sürpriz Ankara ziyareti de kuşkusuz Erdoğan'ın Doha'da normalin üstünde ilgi görmesine yol açacaktı. Ama Erdoğan son anda foruma katılmaktan vazgeçti. Washington'daki iddialara göre, iptalin esas nedeni, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in Brookings'teki mütevazı bir toplantıda konuşma yapması.
Bu iddia doğru mudur bilinmez, ama AKP hükümetinin, Baydemir'in Washington'da siyasi temaslarda bulunmaması için elinden geleni yaptığını bilmeyen yok. Çünkü kartlar açık oynandı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Baydemir'i "siyasi şov" yapmaması için uyardı. Baydemir'in görüşmesi söz konusu olan kişi ve kurumlara doğrudan ya da dolaylı baskı yapıldı.
(Türk Dışişleri, 2002 yılı Ocak başında Washington'a gelen AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın üst düzey siyasi görüşme yapmasını engellemeyi de başarmıştı. Fakat o tarihte Türkiye'yi yöneten üç partinin ve AKP'nin bugünkü durumları da ortada. Erdoğan'ın lideri olduğu bir partinin, bir belediye başkanını siyaset yapmaması için uyarmasını anlamak imkansız.)
İddialara göre ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'ın da devreye girmesiyle Baydemir'in Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na adım atması engellendi. Öyle ki Meşal'in Ankara ziyaretinden rahatsız olan bazı Amerikalı yetkililer, "Halbuki biz Ankara'nın Baydemir hassasiyetine saygı göstermiştik" diyebildiler.
Aslında Meşal-Baydemir kıyaslaması bir yerden sonra çok da anlamlı değil. "Terörist" yaftasına rağmen Hamas'ın yıldızı parlıyor ve kimse bu örgütü dışlayarak Filistin sorununun çözülebileceğini düşünmüyor. Buna karşılık yeni adıyla DTP çevresinden Amerikalılar dahil kimsenin pek bir beklentisi kaldığını söyleyemeyiz. Amerikan yönetimi, DTP'lileri arkalarındaki geniş toplumsal destek nedeniyle önemsiyor, fakat PKK ile bağları yüzünden onlara güvenmiyorlar. Kaldı ki İran, Filistin, Irak ve Suriye'nin bu kadar gündemde olduğu bir dönemde Washington'da Baydemir'e ilgi gösterecek pek fazla kişi bulmak da mümkün değil.
Peki Baydemir, Amerikalı yetkililerle görüşebilseydi ne olacaktı? Tıpkı AKP'lilerin Meşal'e yaptığı gibi Amerikalılar da ondan terörle (PKK ile) arasına mesafe koymasını isteyecek, Baydemir de meşhur "çatışmasızlık ortamı" önerisini tekrarlayacaktı.
Baydemir'in statüsü
Nitekim Baydemir kısıtlı temaslarında yeni hiç ama hiçbir şey söylemedi. İstanbul Bayrampaşa'daki internet kafede patlayan bomba onun "Çatışmaların durmasını istiyoruz" sözünü anında geçersiz kıldı. Ardından Kani Yılmaz öldürüldü. Yılmaz ve arkadaşları PKK'dan ayrılıp PWD'yi kurduklarından beri PKK'nın saldırılarına maruz kalıyorlar ama bunlara silahla cevap vermiyorlar. Yani ortada Baydemir gibilerin "iki taraf da silah bıraksın" diyebilecekleri bir "çatışma" yok. Ve daha önce Hikmet Fidan'da olduğu gibi DTP'liler bu infazlar hakkında hiç konuşmuyorlar.
Sonuçta ne PKK ve ona yakın çevreler, ne PKK dışındaki Kürt çevreleri, ne AKP hükümeti, ne de geleneksel devlet yapısı Kürt sorununun çözümü için gerekli olan cesaret ve enerjiye sahip gözükmüylar. Bu nedenle herbiri, varolan durumun bir süre daha sürmesini tercih ediyor.
Baydemir'e dur Meşal'e buyur
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Karen Hughes ile birlikte Katar'ın başkenti Doha'daki bir panelde ABD-İslam dünyası ilişkilerini tartışacaktı
Haberin Devamı

