Artık İran ve Suriye’nin borusu ötüyor

İki şeyi birbirinden ayırmak lazım: ABD’de partilerüstü Irak Çalışma Grubu (IÇG), hem Irak’ın tüm komşularını ve bazı bölgesel ve küresel güçleri içine alacak bir “Uluslararası Irak Destek Grubu” (ki bunun içinde İran ve Suriye de var) kurulması, hem de Amerikan yönetiminin, Irak’ın istikrarı için İran ve Suriye ile doğrudan ilişkiye geçmesi gerektiğini önerdi

Haberin Devamı

İki şeyi birbirinden ayırmak lazım: ABD’de partilerüstü Irak Çalışma Grubu (IÇG), hem Irak’ın tüm komşularını ve bazı bölgesel ve küresel güçleri içine alacak bir “Uluslararası Irak Destek Grubu” (ki bunun içinde İran ve Suriye de var) kurulması, hem de Amerikan yönetiminin, Irak’ın istikrarı için İran ve Suriye ile doğrudan ilişkiye geçmesi gerektiğini önerdi. İlkine itiraz eden pek yok ama ikinci açıkçası kıyameti kopardı.

Tahran ve Şam ile diyaloga kimlerin neden itiraz ettiğine bakacak olursak:

1) Washington’un İran ve Suriye’de rejim değişikliği politikalarından vazgeçmesi anlamına geleceği için, hâlâ “Ortadoğu’yu dışardan demokratikleştirebileceklerini” sanan neo-conlar ve her iki ülkenin sürgündeki muhalifleri;

2) Ortadoğu’daki “Şii canlanışı”nı meşrulaştıracağı için Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün gibi Sünniliği öne çıkartan devletler;

3) Ülkeleri yeniden Şam’ın denetimine girebileceği için Lübnan’daki Suriye karşıtları;

4) Hamas ve Hizbullah’ın da tanınmasına kapı açacağı için İsrail;

5) İran’ın nükleer silaha sahip olma şansını artırabileceği için başta İsrail olmak üzere Türkiye dahil bölge ülkelerinin nerdeyse tümü;

6) Washington’un bu iki ülkeyle görüşmesi Irak’ın egemenliğinin yok sayılması demek olduğu için Şiiler dahil, Irak’taki mevcut yönetim.

Bush ve Rice karşı
Başkan Bush, yeni Irak stratejisini, dolayısıyla IÇG raporu hakkındaki görüşlerini Ocak ayında açıklayacak. Ama Tahran ve Şam’la diyalog önerisine sıcak bakması, en azından bunu gürültülü bir şekilde sahiplenmesi beklenmiyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Washington Post yazarlarına, bu tür bir adımın bedelinin çok ağır olacağını, Irak’ta barış karşılığında Suriye’ye Lübnan’ın egemenliğini veya İran’a nükleer silaha sahip olma iznini vermeyeceklerini söyledi. IÇG’nin “ABD’nin Irak’ta başarısız olması İran’ın da işine gelmez” saptamasına atıfta bulunan Rice, “Eğer gerçekten Irak’ta istikrar istiyorlarsa zaten ona göre hareket edeceklerdir” dedi. Gazete de bir gün sonraki başyazısında “Masaya oturmadan önce kendilerine saldırganlıklarının bedelini ödetmeliyiz” diyerek Rice’a desteğini ilan etti.

Gates’in misyonu
Yine de IÇG’nin bu önerisinin rafa kalktığı asla söylenemez. Bir kere, artık kimse İran ve Suriye’yi “şer gücü” ilan edip onlara sırtını dönemeyecek. İkincisi, Bush’un Savunma Bakanlığı’na Robert Gates’i getirmiş olması, özellikle İran’la 27 yıl sonra yeniden diplomatik ilişki kurma arzusunun işareti olarak görülebilir. Çünkü Gates, bundan iki buçuk yıl önce Zbigniew Brzezinski ile birlikte Dış İlişkiler Konseyi’nin kurduğu İran Çalışma Grubu’nun eşbaşkanlığını yapmıştı. “İran: Yeni Bir Yaklaşımın Zamanı” başlıklı rapor (Profil Yayıncılık tarafından Türkçe de basıldı) “ABD, İran’a bölgesel istikrarı ilgilendiren belirli konularda diyalog önermelidir” diye başlıyordu.

Gates şimdilik yalnız gözüküyor olabilir, ama “realist” yaklaşımını hayata geçirmede kararlı davranırsa, en azından Kongre’de çoğunluğu ele geçiren Demokratların önemli bir bölümünün desteğini alması mümkün.

Daha şimdiden Demokratik senatör Bill Nelson Suriye Devlet Başkanı Başar Esad ile bir saat görüştü; biri Cumhuriyetçi üç senatörün daha

Şam’a gitmesi bekleniyor.

Yakınlarda Tahran’da da Amerikalı senatörler görebiliriz. İşte o zaman çok şeyler değişecek demektir.

DİĞER YENİ YAZILAR