Araç amacı belirler ya da gölgeler

Sıradan insandan gazetecilere ve başbakana kadar uzanan çok geniş bir yelpazeden "Neden biz de İsrail'in yaptığı gibi yapmayalım!" sesleri yükseliyor. İlk bakışta cazip görünen bu yaklaşım hem yanlış, hem tutarsız, hem de çok tehlikeli

Haberin Devamı

Sıradan insandan gazetecilere ve başbakana kadar uzanan çok geniş bir yelpazeden "Neden biz de İsrail'in yaptığı gibi yapmayalım!" sesleri yükseliyor. İlk bakışta cazip görünen bu yaklaşım hem yanlış, hem tutarsız, hem de çok tehlikeli.

Yanlış çünkü bugün popülizm uğruna kendinizi İsrail ile aynı kefeye koyarsanız, yarın da İsrail kendisini sizinle aynı kefeye koyar. Daha vahimi, PKK da kendisini Filistinlilerle aynılaştırır. Zaten örgüt yıllardır Türkiye'nin Kürt sorununu bir Filistin sorununa, kendisini de Hamas'a (daha önce El Fetih'ti) benzetmek için uğraşıyor.

Tutarsız, çünkü aynı kişiler İsrail'in Gazze ve Lübnan'da yaptıklarına çok sert eleştiri yöneltiyorlar. Yani İsrail'in gerekçe ve hedeflerini haksız, ama usûl ve yöntemlerini doğru buluyorlar. Halbuki uluslararası kamuoyu İsrail'in gerekçelerine değil büyük ölçüde yaptıklarına tepki duyuyor. Kısacası araç amacı belirliyor veya gölgeliyor. Sonuçta İsrail'in bu ölçüsüz şiddete sadece askerlerini kurtarmak için başvurduğuna pek kimse inanmıyor.

Bu yaklaşımın tehlikesi de bu noktada ortaya çıkıyor. Tıpkı İsrail'in başına geldiği gibi, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi halinde de, dünya PKK terörünü unutup Türk ordusunun attığı adımları tartışacak. Bunun anlamı Türkiye'nin İsrailleşmesi, yani uluslararası camiada yalnızlaşmasıdır. Eğer İsrail gibi bir ülkeyseniz, yani arkanızda çok güçlü bir uluslarüstü lobi ve onun aracılığıyla Batı (özellikle ABD desteği) varsa belki bu yolu deneyebilirsiniz, ama daha yolun başında Washington'dan uyan alırsanız bunun faturasının çok ağır olacağı da ortadadır.

Erdoğan'dan Wilson'a tepki
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Büyükelçisi Ross Wilson'a gösterdiği tepki de iç kamuoyunda beğeni topladı, ama popülist yaldızları kazıdığınızda bu çıkışın da tutarsız ve yanlış olduğu görülüyor.

Tutarsız çünkü Türkiye, ABD ile "stratejik ortak" olma iddiasında. Son imzalanan "Stratejik Vizyon Belgesi" ile bunun alt yine çizildi. Ayrıca Türkiye PKK'ya karşı yıllardır ABD ile birlikte mücadele ediyor veya etmek istiyor. ABD'nin Türkiye'deki en üst yetkilisi olan Wilson'ın PKK üzerine kişisel görüşlerini değil yönetimin tavrını dile getirdiği ortada.

Yanlış, çünkü Wilson Türk-Amerikan ilişkilerinin tamiri için azami özen ve çabayı gösteren bir kişiydi. Son kriz onun tutumunda değişikliklere yol açabilir. Bir önceki Büyükelçi Eric Edelman da maruz kaldığı tavırlar yüzünden görevini erken bitirmişti. Hükümet Savunma Bakanlığı'nda üç numaraya çıkan Edelman'ı küstürmüş olmanın faturasını hâlâ ödüyor. Öte yandan Washington'da hükümetinin yegane dostu olarak Dışişleri Bakanlığı sivriliyordu. Erdoğan'ın Wilson'ı hedef alması Abdullah Gül ile Condoleezza Rice'ın onca çabayla tesis ettikleri dostluk ve işbirliğini zedeleyebilir.

Soru, sınır ötesi harekatın ABD'ye rağmen yapılıp yapılmayacağı değil, bunun Kürt sorununu çözmede işe yarayıp yaramayacağıdır.

Erdoğan (ve AKP hükümeti) sorunun sivil ve demokratik çözümü konusunda ümit vermişti. Şimdi o da havlu atacağa benziyor.

DİĞER YENİ YAZILAR