TBMM Başkanı olarak -bildiğimiz kadarıyla hayatında da- ilk kez ABD'ye gelecek olan Bülent Arınç'ın ziyaretinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de yaklaşık iki hafta sonra buraya gelecek olmaları nedeniyle pek heyecan ve yankı uyandırdığı söylenemez.
Zaten ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert'ın davetlisi olarak resmi temaslarına bugün başlayan Arınç'ın siyasi kişiliği ve rolü Washington'da layıkıyla anlaşılmış değil. Onun Erdoğan ve Gül ile birlikte AKP'nin sacayağını oluşturduğunu bilen ya da umursayan pek yok.
Arınç Türkiye'de nasıl görülüyor ve gösterilmek isteniyorsa ABD'de öyle görülüyor: Yani "sorun çıkarıcı", "inatçı", "türbana" ve "hâlâ İslamcı." Halbuki o, daha Erdoğan İslamcı olduğunu bile kabul etmezken, geçmişiyle açıkça hesaplaşmış, "Demokrasiyi kesinlikle içselleştirdim. Hâlâ birileri çıkıp şeriat devletinden bahsederse onu ciddiye almam. Din-devlet ilişkilerindeki sorunların tek çözümü laikliktir" diyebilmişti.
Tabii ki Amerikalılar, tezkerenin reddinin ardındaki kilit isimlerden birinin Arınç olduğunu akıllarından çıkarmıyorlar. Ancak tezkere geçmiş olsaydı Türkiye'de, Irak'ta -özellikle de Kuzey Irak'ta- neler yaşanabileceği, Türk-Amerikan ilişkilerinin akıbetinin ne olacağı üzerine kafa yormuyor, yormak da istemiyorlar. Dolayısıyla Arınç ve onun gibi tezkereye karşı çıkanlara teşekkür borçlu olduklarını da asla kavrayamayacaklar.
Karzai arayışı
Genellikle bulunduktan ülkelerin en etkili siyasi gücünü oluşturan islamcıların demokrasi rotasına çekilip çekilemeyeceği tartışmaları ABD'nin gündeminde önemli bir yer tutuyor. Bu bağlamda, Erdoğan, Gül ve Arınç'ın önderliğinde kurulan AKP, Amerikan yönetimi tarafından islamcılıktan pekala çıkılabileceğinin bir örneği olarak görülmüş, büyük ölçüde desteklenmiş, hatta bir model olarak düşünülmüştü.
Nitekim AKP'nin performansı diğer ülkelerdeki İslamcılar tarafından yakından ve ilgiyle izlendi. Buna karşılık Washington'un AKP'ye yönelik heyecanı her geçen gün azaldı. Çünkü Bush yönetimi bulduğunu değil umduğunu istiyor. İslam ülkelerinde, meşruiyetini esas olarak ABD'den alacak olan Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai gibi şahsiyetler arıyor. Belli bir kültür birikimine, kendine has bir dünya görüşüne, köklü bir siyasi deneyime ve güçlü bir toplumsal desteğe sahip kişi ve yapılardan ürküyor.
Arınç, Erdoğan ve Gül kadar pragmatist ve realist değil. Ama bu sayede Türk muhafazakârlarının duygularına daha fazla tercüman olabildiği de bir gerçek. O, İslamcılıktan sıyrılmanın çok da kolay olmadığının, daha önemlisi İslamcı ideolojiyi bırakmanın kesinlikle İslam dininden uzaklaşmak anlamına gelmediğinin çarpıcı bir örneği.
Önümüzdeki dönemde, değişik ülkelerdeki İslamcı hareketlerin bu tarz politikacılar üretmeye aday olması, Arınç'ın, bu aslında çok geç kalmış gezisini daha anlamlı kılıyor. Washington'a, İslam dünyası gerçeğiyle yüzleşmesi için bir fırsat sunuyor.
Amerika, Arınç'ı keşfedebilecek mi?
TBMM Başkanı olarak -bildiğimiz kadarıyla hayatında da- ilk kez ABD'ye gelecek olan Bülent Arınç'ın ziyaretinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de yaklaşık iki hafta sonra buraya gelecek olmaları nedeniyle pek heyecan ve yankı uyandırdığı söylenemez
Haberin Devamı

