AKP’nin zaferinin en önemli nedeni, tüm iller ve bölgelerde oylarını artırmış, Tunceli dışında her yerden milletvekili çıkarmış olmasıdır. AKP İç ve Doğu Anadolu’da MHP’yi ezdi; Güneydoğu’da DTP’lilerden fazla oy aldı; İzmir dışında büyükşehirlerde CHP’yi iyice solladı; Karadeniz’de mutlak bir hakimiyet kurdu; Ege ve Akdeniz’deyse, az farkla da olsa birinci parti oldu. Diğer partiler içinde tüm bölgelerde etkili olan bir başka parti çıkmadı.
AKP’nin zaferinin diğer önemli bir nedeni MHP’nin yüzde 14.3 oy almasına rağmen sadece 70 milletvekilinde kalması; bunların da çoğunu, beklenenin aksine CHP’den çalmasıydı.
Benzer bir şeklide DTP kökenli bağımsızlar da TBMM’de grup kuracak sayıya ulaştılar ama 30’a ulaşamadılar. Mesela Gaziantep, Erzurum, İzmir gibi illerde umduklarını bulamadılar. İlginçtir, onlar da AKP’ye değil, esas olarak CHP’ye zarar verdiler.
Seçimden bir gün önceki yazımda “AKP’nin başarısının sırrı”nı anlatmaya çalışmıştım. Oradaki ilk iki maddeyi tekrarlamak istiyorum.
1) 27 Nisan muhtırası, AKP’yi hak etmediği ölçüde “demokrasi savaşçısı” yaptı.
2) Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinin dindar olduğu için engellendiği propagandası özellikle Ankara’nın doğusunda hayli etkili oldu.
Yani 1994 yerel seçimlerinden beri geçerli olan bir olguyla yeniden karşılaştık: Seçmenin çoğu laiklik tartışmaları üzerinden oy kullanmıyor. Tam tersine muhafazakar kesimler bu tür kampanyalara karşı dayanışma refleksi gösteriyorlar.
ÇIKARILACAK SONUÇLAR
Bu seçimden hızlı bir şekilde şu sonuçları çıkarabiliriz:
1) Yeni transferler AKP’nin önünü iyice açmışa benziyor. Önümüzdeki dönemde bunların parti içinde ne derece etkili olacakları AKP ve Türkiye’nin kaderinde etkili olacak.
2) AKP’nin merkeze oturduğu artık tescillendi. Sorun “merkez sağ” mı, “merkez sol” mu, yoksa ikisi birden mi olacağı. Bundan böyle “Milli Görüş” muhabbetlerini artık bir kenara bırakmak lazım.
3) SP, Erbakan’ın onca çabasına rağmen çok cılız kaldı. Bu da İslamcılığın Türkiye’de sisteme iyice entegre olduğunu, radikallerin iyice marjinalleştiklerini gösteriyor.
4) Geçen sefer Mehmet Ağar’ın yaptığı gibi bu sefer de Mesut Yılmaz merkez sağı toparlamak için kolları sıvayabilir, ancak bu nafile olur. Yılmaz’ın ve Ağar sonrası DP ile ANAP’ın önünde şu seçenekler var: 1) CHP ile kaynaşmak; 2) MHP’ye yönelmek; 3) AKP içinde erimek.
5) MHP büyük ölçüde eski kadrolarını koruyor ama seçmen coğrafyası büyük ölçüde değişti. Kayseri, Sivas, Erzurum gibi geleneksel kalelerinde iyice silinen MHP, Karadeniz’de de umduğu başarıyı elde edemedi. Buna karşılık Ege ve Akdeniz’deki tırmanışını sürdürdü. En şaşırtıcı olanı İstanbul genelinde yüzde 10’u aşma başarısını göstermesidir.
6) TBMM’nin gündemini bundan böyle MHP ile DTP’lilerin ilişkileri belirleyeceğe benziyor. Bu noktada AKP ile CHP’nin nasıl bir tutum takınacakları da önemli olacak.
7) AKP’ye karşı esas muhalefet, iyice yıpranan CHP’den değil MHP’den gelecek. “Milli sol” çizgiye fazlasıyla sarılmış olan CHP, öyle görülüyor ki önümüzdeki dönem MHP’nin hayli gölgesinde kalacak.
8) AKP çok parlak bir başarı elde etti ama önünde çok ama çok bir süreç var. Özellikle Irak’ta yaşanacak gelişmeler hükümeti epey zorlayacak.
AKP’ye esas muhalefet CHP’den değil MHP’den gelecek
Haberin Devamı

