AKP Kars İl Kongresi'ndeki "harem-selamlık" fotoğrafı öncelikle AKP'nin imaj sorununu hâlâ çözememiş olduğunu kanıtlıyor. Çünkü AKP, kendisine yabancı, harta karşı olan çevrelerin görüşlerini de önemsiyor. İkinci olarak insan (kadın) haklarıyla da doğrudan ilintili. Başbakan Erdoğan istediği kadar "hanımlar istedikleri yerde otururlar" desin, bu uygulama genellikle, erkekler tarafından kadınlara dayatılıyor.
Keşke medya bu fotoğrafla birlikte AKP kongrelerinde, Erdoğan'ın konuşmaları dışında neler olup bittiğini irdeleyebilse. Tek başına iktidar olan ve alternatifi pek gözükmeyen, üstelik yandaşlarına rant dağıtımına göz yumduğu iddiaları yaygın olan bir partide her tür kongrenin kıran kırana geçmesi kimseyi şaşırtmaz. Ama sonuç ne olacak? Erdoğan AKP üst yönetimini ve milletvekili aday listelerini yine istediği gibi şekillendirebilecek mi? Yoksa "demokrasi virüsü" AKP'nin içine sızacak ve çetin iktidar savaşlan mı yaşanacak? Hatta daha ileri gidip şunu sorabiliriz: Tıpkı RP/FP'deki "yenilikçiler" gibi AKP içinde bir kanat ortaya çıkabilir mi?
AKP türbanın neresinde?
AKP içindeki tartışma ve çekişmeleri hâlâ Milli Görüşçülük ekseninde değerlendirmek çok akıl kârı değil. Çünkü başkaları hatırlatmasa AKP'nin çoğunluğunun İslamcı bir geçmişe sahip olduğunu nerdeyse unutacağız. Başörtüsünü ele alalım. AKP üniversitelerdeki türban yasağını kaldırmak için doğru bir şekilde "toplumsal uzlaşma" dedi, ama bunu aramak için ciddiye alınabilecek adım atmadı. Nasıl olsa yasağı savunanlar zaman zaman çıkış yapıyordu. AKP'liler de onlara "sert" cevap vererek "kararlı" bir duruş sergiliyormuş gibi yaptılar. Son olarak Süleyman Demirel ve Erdoğan ayrı ayrı tribünlere oynadılar. Bu polemiğin türbanlıların mağduriyetinin giderilmesine hiçbir katkısı olmadığı ortada.
TBMM Başkanı Arınç'ın türban için referandum önerisi de sorunu çözmenin tüm yükünü topluma atma kolaycılığına kaçıyor. Ama türban üzerine söylediklerini öne çıkartıp Arınç'ın 23 Nisan konuşmasının üzerine çarpı atmanın da anlamı yok.
Arınç hep kayıp mı ediyor?
Hele bu konuşmadan hareketle Arınç'ın üzerine çarpı atmaya çalışmak hem anlamsız, hem de mümkün değil. Hürriyet'te Ahmet Hakan çarpıcı olduğu kadar yanlış bir yazı kaleme aldı. Örneğin Arınç'ı, "Girdiği bütün davaları kaybederek sakinleşecek" birisi olarak tanımladı. Arınç'ı gazeteci olarak yaklaşık 20 yıldır izliyorum. Girip de kendisi yüzünden kaybettiği bir dava aklıma gelmiyor.
Aksine attığı isabetli adımlara pek çok örnek sıralayabilirim: FP'de tercihini yenilikçilerden yana yaptı. Kongre'de Recai Kutan'a karşı ilk aday olarak çıkıp sonra Abdullah Gül lehine çekildi. FP kapatıldıktan sonra Erbakan'la değil Erdoğan'la hareket etti. Meclis Başkanı oldu. Eşinin başörtüsü yüzünden yaşadıklarını bir "rejim krizi"ne dönüştürmedi. 1 Mart 2003'te ikinci tezkerenin geçmemesinde çok kilit bir rol oynadı.
Arınç'ın çıkışlarını kişisel, duygusal ve/veya İslamcı nedenlerle açıklamaya, onun birikimini, AKP'deki ağırlığını ve siyaseti belirleme gücünü küçümsemeye kalkmak doğru olmaz. AKP'nin yakın geleceğini kestirebilmek için, Abdüllatif Şener ile Cemil Çiçek'in kimi zaman kesişen, kimi zaman ayrılan güzergâhlarını, Erdoğan ile Gül arasındaki birlik ve ayrılık noktalarını da iyi izleyebilmek gerekiyor.
AKP içinde iktidar çekişmeleri
AKP Kars İl Kongresi'ndeki "harem-selamlık" fotoğrafı öncelikle AKP'nin imaj sorununu hâlâ çözememiş olduğunu kanıtlıyor. Çünkü AKP, kendisine yabancı, harta karşı olan çevrelerin görüşlerini de önemsiyor
Haberin Devamı

