Tarhan Erdem'in NTV için yaptığı seçim araştırması muhalefet partilerinin sert tepkilerine yol açarken AKP'nin ise anket sonuçlarını temkinli karşılaması dikkatleri çekiyor. Örneğin, başından itibaren sadece "oyumuz artıyor" deyip rakam vermemekte ısrar eden AKP lideri ve Başbakan Erdoğan "Bu üç il adeta Türkiye'nin özeti, ancak kesin Türkiye ortalamasını ortaya koyar diye bir değerlendirme yapamam" dedi. AKP'nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir adaylarının da yakın çevrelerine, "sonuçlar abartılı" dedikleri ileri sürülüyor. Peki neden?
Kimin tezgahı?
Öncelikle şu noktanın altını çizmek gerekiyor: Yerel seçimlerde birçok ayrı sandıkta oy kullanılacağı için özellikle büyükşehirlerde oluşabilecek kuyruklar çok da kararlı olmayan seçmeni oy vermekten caydırabilir. Dolayısıyla AKP'liler, açık ara önde gidiyor görünmelerinin seçmeni sandığa gitmekten alıkoymasından endişeleniyorlar.
Nitekim dünkü Vakit gazetesinde Milliyet'ten Güneri Civaoğlu ve Doğan Heper'in yazıları "AKP'den zerrece hazzetmeyenler yazılarında suni şişirmelerle 'Nasıl olsa o kazanacak, siz iyisi mi başkalarına da verin' tezgahı kurmaya başladı. Bu numara daha önce Turgut Özal'a da yapılmıştı" yorumuyla alıntılandı.
Diğer bir deyişle muhalif partilerin "iktidarın komplosu" olarak nitelediği anket, pekala AKP yanlıları tarafından da "muhalefetin tezgahı" olarak nitelenebilir.
Ürkütmemek...
AKP'nin oy oranını yüksek göstermek istememesinin bir diğer nedeni, böyle bir durumu arzu etmemesi de olabilir. Üsküdar ve Kocaeli mitinglerinde, bazı AKP'lilerle yaptığımız sohbetlerde AKP tabanının bu söylentiyle çalkandığını öğrendik. Bu kişiler, ayrı ayrı, benzer bir durumun Aralık 1995 genel seçimleri öncesi Refah Partisi'nde de yaşandığını ileri sürdüler.
Gerçekten de o dönemde de, RP lideri Necmettin Erbakan'ın "birtakım güç odaklarını ürkütmemek" adına frene bastığı söylentileri, bizzat kimi RP ileri gelenleri tarafından yayılmıştı. Erbakan frene bastı mı bilinmez ama RP az farkla da olsa birinci parti oldu ve Refahyol koalisyonu ancak bir yıl iktidarda kalabildi.
Seçenek yok...
AKP lideri Erdoğan ve arkadaşlarının "tek parti iktidarı"nın, "tek parti rejimi" görüntüsü vermek istememeleri, hele AB sürecinin bu kadar kızıştığı bir dönemde anlaşılabilir bir şey. Ancak 1995'te RP'nin karşısında, iyi-kötü ANAP ve DYP ile merkez sol partiler vardı. Bu seçimlerdeyse seçmenin önünde pek fazla seçenek yok. Kimbilir belki de Erdoğan'ın mitinglerde, yerel yönetimle ilgili vaatlerden çok, CHP lideri Deniz Baykal'la uğraşması da, kendisine bir muhalefet yaratmak istemesinden kaynaklanıyordur.
AKP frene mi basıyor?
Tarhan Erdem'in NTV için yaptığı seçim araştırması muhalefet partilerinin sert tepkilerine yol açarken AKP'nin ise anket sonuçlarını temkinli karşılaması dikkatleri çekiyor
Haberin Devamı

