ABD sarılacak yılan arıyor

ABD ve bir bakıma tüm dünya Irak Çalışma Grubu’nun (IÇG) raporuna epey bel bağlamıştı. Ama medyaya sızan ilk bilgilerle ümitler de sönmeye yüz tuttu

Haberin Devamı

ABD ve bir bakıma tüm dünya Irak Çalışma Grubu’nun (IÇG) raporuna epey bel bağlamıştı. Ama medyaya sızan ilk bilgilerle ümitler de sönmeye yüz tuttu. Dün rapor açıklandıktan sonraysa kimse “nihayet önümüzü görebileceğiz” demedi, diyemedi. Hayaller suya düştü, bu rapor mucizevi bir reçete değil. Sonuçta raporu şöyle özetleyebiliriz: ABD boğulmak üzere, kendinden başkasını düşündüğü yok, sarılabileceği yılan arıyor.

Bugüne kadar söylenmemiş, hatta denenmemiş çok az şey var raporda. İlginç, çarpıcı öneriler yok. Her şeyin ortası, yani Başkan Bush ile Kongre’de çoğunluğu ele geçiren Demokratların arası bulunmaya çalışılmış. Örneğin ek asker yollanması istenmiyor, muharip güçlerin belli bir süre içerisinde, aşamalı olarak çekilmesi öneriliyor ama Demokratların bir kısmının (bizde de Başbakan Erdoğan’ın) arzuladığı gibi açık bir takvim de verilmiyor. Yani kimse tam memnun olmayacak, ama kimse toptan karşı da çıkamayacak.

Raporun işlevi sınırlı olabilir ama sembolik anlamı çok büyük. Çünkü bu rapor ABD’nin Irak’taki savaşı kazanamadığının, kazanmasının da mümkün olmadığının açık bir itirafı olarak tarihe geçti. Peki ABD yenildiyse kim kazandı? Tabii ki Irak değil. Her ne kadar raporda Irak’ın bölünmesi fikrine kesinlikle karşı çıkılsa da bir süre sonra ortada böyle bir ülke kalmayacağını öngörebiliriz.

Şii Araplar ile Kürtler mi? ABD’nin çekilmesi halinde Irak’ta ve Ortadoğu’da neler yaşanacağını, Irak Şiileri ve Kürtlerinin akıbetinin ne olacağını kestirmek zor.

İran ve Suriye mi? Kesinlikle evet. İran Şiileri, Suriye de Sünnileri arkalayarak Irak’ın kontrolünü büyük ölçüde ele geçirdiler. Irak bölünse de parçalansa da ipleri ellerinde tutacağa benziyorlar.

İsrail rahatsız
Nitekim rapor da, Amerikan yönetimine bu iki ülkeyle doğrudan diyaloga geçmesini dayatıyor. Ancak Başkan Bush’un bu öneriyi kabullenmesi, altı yılda bütün söylediklerini ve yaptıklarını yutması anlamına gelecektir. En azından nükleer silah konusunda açık bir garanti almadan İran’ın elini güçlendirmek istemeyecektir. Bu öneriye en sert itirazsa kuşkusuz İsrail’den ve onun ABD’deki güçlü destekçilerinden gelecektir. Bu arada IÇG’nin, Filistin sorununun çözümüne yoğunlaşılması önerisi İsrail’i rahatsız ediyor.

Aslında IÇG, sadece İran ve Suriye’yi değil Irak’a tüm komşu ülkeleri sürece dahil etmeyi öneriyor. Bu noktada Türkiye’ye Kürtler, Suudi Arabistan, Mısır gibi Sünni Arap devletlerine Şii Araplar ve bir ölçüde de Kürtler karşı çıkacaklardır. Başbakan Nuri el Maliki’nin, Cumhurbaşkanı Celal Talabani’den de destek alarak, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın “uluslararası konferans” çağrısına verdiği sert cevap Irak’ı şu an yönetenlerin yeni iktidar dağılımlarına sıcak bakmayacaklarını kanıtlıyor.

Türkiye nasıl etkilenir?
Rapor ana hatlarıyla Türkiye’nin kaygı ve beklentilerini gidermeye aday gözüküyor. En azından bölünmeye karşı çıkıyor, diplomasiye ağırlık veriyor, Şii ve Kürtlerin iktidarını Sünniler lehine azaltmayı hedefliyor. IÇG’nin eski üyesi, yeni Savunma Bakanı Robert Gates’in Türkiye’nin önemi hakkında söylediklerini de hesaba katarsak, yeni Amerikan stratejilerinde Ankara’ya daha fazla değer ve önem verileceğini, en azından 1 Mart 2003’ün intikamı arayışlarının sona erdiğini düşünebiliriz.

Ancak Türkiye çok dikkatli olmak zorunda.

Ne Washington’un, ne Tahran’ın, ne Şam’ın telkinlerine, ayartmalarına kanmadan Türkiye kendi stratejilerini geliştirebilir, geliştirmeli.

DİĞER YENİ YAZILAR