Zorbalar ve hakedenler!

Baskı, korkutma, şantaj; kısacası zorbalık ve terör estirme Maşallah her alanda toplumsal yaşamda alışkanlık haline geldi

Haberin Devamı

Baskı, korkutma, şantaj; kısacası zorbalık ve terör estirme Maşallah her alanda toplumsal yaşamda alışkanlık haline geldi.

Bunların üstüne yeterince gidilmediği, cezaları “bir daha böyle şeylere cesaret edemeyecekleri ve aynı yola sapacak diğerlerine örnek olacak şekilde” verilmediği zaman kötü alışkanlıklar hızla yayılır. Zira kolay yoldur bu... Aynen rüşvet gibi, hatta bunda maddi bir kayıp da olmadığı için daha kolay gelir ahlâk kalitesi bozuk insanlara...

İki gün önce VATAN’da Alper Uruş’un hazırladığı bir haber zorbalığın, terörün müzik piyasasına bile sıçradığını anlatıyordu.

Kral TV Medya Grup Başkanı Yüksel Evsen; müzik yapımcıları, şarkıcı akrabaları tarafından kliplerinin çalınması için her türlü tehditle karşılaştıklarını açıklamış. İnanılır gibi değil; bunu yapanlar arasında “Sizi ekmeğinizden ederim”den başlayıp “Bir süredir abimin klibini çalmıyorsun, senin ayaklarına sıkarız. Cami duvarına pisleme” diyenler, arayarak bu işleri sevmediğini (hangi işler pardon?) söyleyen bir parti kurucu üyesi, İçişleri Bakanı veya Başbakan’ın adını vererek tehdit edenler varmış.

Daha neler duyacağız bakalım? Bunların onda biri, tek bir imâ Avrupa ülkelerinin müzik, klip listelerinde olsa “skandal” haberleri ayyuka çıkardı.

Şimdi insanın aklına şöyle bir soru geliyor: Acaba bugüne kadar işler böyle yürüyordu da bunları yapmayacak bir yönetim gelince avantaya alışmış beylerin, hanımların keyfi mi kaçtı?

İyi o zaman, dağ başında yaşıyorsak ve işler böyle terörle, zorbalıkla yürüyecekse, devlet güvenliği sağlayamayacaksa bunu açıklasınlar da Amerikan filmlerindeki “eski Batı” da olduğu gibi herkes başının çaresine baksın. Dehşet ki ne dehşet!

YALIN EVLENMİYOR!
Dün VATAN’da “Yalın’ın yakında Londra’da evlenme ihtimali” ile ilgili haberi görünce kendisini arayarak ‘benim niye haberim yok’ diye sordum. Bilirsiniz Yalın sevdiğim, yeteneği, özellikleri, mesleğine ve topluma saygısıyla takdir ettiğim genç sanatçılardan biridir.

“Londra’da evleneceği” haberi için “Artık Londra’ya dönmeyeceğini, bundan sonra Türkiye’de olduğunu ve yeni albümü için çalışacağını” anlattıktan sonra şöyle devam etti:

“Bunları da söyledim daha önce, en az 35 yaşıma kadar evlenmeyeceğimi de... Şu anda ne evlenmesi, ben sadece işimle, okulumla meşgulüm. Eğer 40 yaşına kadar hayatımda kimse yoksa çocuğum olması için evleneceğim.”

Habere üzülen Yalın hayranlarına duyurmuş olalım.

KADIN GAZETECİLERE HAKARET YOK!
Yalın’dan sonra Serdar Ortaç’la konuşarak ona konserde kadın gazetecilere hakaret ettiği haberinin doğru olup olmadığını sordum. Zira çok uzun yıllardır yakından izlediğim, tanıdığım, “ağzından çıkanı kulağının duyduğu”nu bildiğim akıllı bir sanatçıdır Serdar Ortaç... Bir yanlış anlamaya, hataya kurban gitmesini istemediğim gibi, kadın gazeteci olarak da merak ederim gerçeği...

Şunları anlattı: Harbiye konserinde önünde kadın gazetecileri (Şengül Balıksırtı ve Sema Denker) görünce aklına Frank Sinatra’nın bir filmi gelmiş. Bu filmde Sinatra Avustralya’da bir kadın gazeteciyle tartışıyor ve bu gazeteci bütün basın derneklerini ayağa kaldırarak Sinatra aleyhinde bir kampanya başlatıyor, Sinatra buna rağmen özür dilemiyormuş. Ortaç bunu aktardıktan sonra; “Koskoca Frank Sinatra gaflarıyla tanınırmış, gazeteciler isterlerse onu bile gaflarına pişman edebiliyorlar, ben de arada sırada gaf yaparım ama kadın gazetecilerimiz yine de beni izlemeye gelirler” demiş. Daha sonra da Balıksırtı ve Denker’in konseri terkettiğini öğrenmiş.

Sözlerinin yanlış anlaşıldığını, bu espriyi onlara da hoş bir pay çıkarmayı düşünerek kullandığını ama sonunda üzüldüğünü söyledi.

Bunu da Serdar Ortaç’ın kadın gazetecilere hakaret ettiğini düşünen meslektaşlarıma duyurmuş olayım.

Aksi doğru olsaydı Ortaç’a ben de kırılırdım ama bugüne kadar böyle bir hata yapmamış sanatçılarımıza haksızlık yapmak da istemeyiz!

DİĞER YENİ YAZILAR