Zirveden çıkan uyarı kime yapıldı?

Haberin Devamı

Bilindiği gibi 48 emekli ve muvazzaf TSK mensubunun gözaltı ve tutuklama

haberlerinden sonra Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un katıldığı üçlü zirve toplandı ve üç beş satırlık bir açıklama ile bitti...

Şimdi Başbakan’ı kızdırmamak için dikkatli yazmaya çalışalım; Gazetecilerin neler konuşulduğunu merak ederek sorduğu “Zirve nasıl geçti” sorusuna “Çok iyi geçti” cevabını vermiş Başbakan Erdoğan.

Bu “çok iyi” zirvenin açıklamasındaki en önemli satır ise “Kurumlarımızın yıpranmaması için herkes sorumluluk bilinciyle hareket etmeli”... “Nasıl yani” diye sorsam ona da kızacaklar ama hakikaten nasıl yani? Hangi kurumların yıpranması?

Üçlü toplantıda bulunup da yıpranması söz konusu olan tek kurum TSK... Ve onların da daha fazla yıpranacak bir hali kaldı; Orgeneral İlker Başbuğ ile bugünkü kuvvet komutanlarının da gözaltına alınması... Bu da olursa sen sağ, ben selâmet Silahlı Kuvvetler Allah’a havale... O zaman bu sözü neye yormak gerekiyor?

“Yargı gözaltılara dikkat etsin, Başbuğ ‘böyle rezillik olmaz’ sözünde haklı” mı demek istediler, yoksa “Her gün aralıksız olarak TSK’ya hakaret eden birkaç gazete kendine gelsin” mi demek istediler?

Ya da “Siyasetçiler iddiaları gerçek sayarak yargı kararını beklemeden kurumları suçlayıp ‘bizi indirmek istiyorlar, halkın iradesine karşı geliyorlar’ gibi sözler için yarışmasınlar” mı?

Yıpranmanın zirvesindeki kurumu kimin yıpratmaması istendi? Hep aynı sözler tekrarlanacağına keşke açıkça belirtseler de millet öğrense!

EKONOMİYİ ÇÖKERTEN BASIN

Dün dünya medyasında “Bu gerginlik Türk ekonomisine zarar veriyor. Yabancı yatırımcılar Türkiye’de istikrarın bozulacağından endişeli” haberleri yer alırken aynı anda Başbakan Erdoğan ülkeyi geren ve ekonomiyi altüst eden sorumluyu bulmuştu... Tabii ki her zamanki kara koyun; medya...

“Bu ülkeyi germeye, ekonomiyi altüst etmeye kimsenin hakkı yok. Biz de müsaade etmeyiz. Bir anda ekonomik dengeler ne hale geldi. Piyasalar 6.5 puan düşüyorsa bunun sebebi ortadadır” diyor, böylece ekonomik dengelerin sorumlusu; haftalardır olup bitenden, suikast iddiaları, kozmik oda aramaları, Başsavcı tutuklamalarından ve birkaç gün içinde 48+18=66 TSK mensubunun gözaltına alınmasından çıkıyor, medyanın üstüne yıkılıyordu.

Başbakan bununla da yetinmeyerek; patronlarının “üçlü zirveyi yazmış olan yazarları işten atmasını” istiyordu. Demokratik bir ülkede benzerine asla rastlanmayacak ama Türkiye’de son dönemde sık sık rastlanan bir durum ama kendisi de okuduğu şiir nedeniyle, ifade özgürlüğü kısıtlamasıyla cezaevine girip çıkmış bir siyasetçi tarafından yapılması hâlâ çok trajikomik değil mi? Kendilerine “Liberal, demokrat” diyen gazetecilerin yorumları nasıldır acaba?

TARİKAT BAĞLANTILARI MI?

Bu arada çok önemli ve dikkat çeken başka konular da var; mesela Özden Örnek, İbrahim Fırtına gibi eski Kuvvet Komutanları daha önce de ifade vermiş ama gözaltına alınmamışlardı. Ne oldu ki bu ifadelerden kısa süre sonra gözaltına alınıp günlerce tutulduktan sonra “kaçmayacakları düşüncesiyle” ilk ifadede serbest bırakıldılar?

Bu düşünce ancak 4 günde mi gelebildi?

“Özden Örnek’in günlükleri” denen günlükler ona mı ait, gerçeklik payı nedir, neden bir türlü anlaşılmıyor? Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün günlüklerde söz edilen plânlardan hiç haberdar olmaması mümkün mü? “Haber aldık ama o ortamda bir şey yapılamazdı”, “Bekâra karı boşamak kolaydır” gibi sözlerle neyi ima etmişti? Genelkurmay Başkanı Başbuğ “Bizim elimizde de belgeler var, açıklarız” sözüyle hangi belgeleri kastetti? Darbe iddiaları 2003’ü mü ilgilendiriyor, bugüne mi uzanıyor?

Daha yüzlerce soru var. Son The Economist dergisinin bugüne kadar bizim hiç aklımıza gelmeyen yorumu da çok önemli: “Gözaltılar güçlü tarikatlarla bağlantıları olan savcı ve emniyet mensuplarının işi... Erdoğan da bu durumdan memnun değil”... Türkiye’de gündeme gelmeyen bu iddiayı The Economist’e kim söylemiş olabilir?

OLAYLAR HER AÇIDAN’DA

Öte yanda, ülkenin geleceği açısından hayati önem taşıyan “yüksek mahkemelerin ve HSYK’nın üyelerini Meclis’in seçmesini sağlayacak” yargı reformu sürecinin hızla tamamlanması var.

Yarın Her Açıdan’da bütün bu konuların yanında son günlerde yoğunlaşan “Ergenekon soruşturması ile Cumhuriyet rejiminin ilişkilendirilmesi” çabalarını tartışacağız.

Programın konukları; Eski Danıştay Başkanı Nuri Alan, Askeri Yargıtay Onursal Üyesi Ali Fahir Kayacan, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Sabancı Üniv. Siyaset Bil. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ve Cumhuriyet Tarihçisi Prof. Dr. Ergün Aybars olacak. Gerçekleri en doğru şekliyle öğrenmek isteyenleri bekleriz.

DİĞER YENİ YAZILAR