Zerda ve Medeni Kanun 2

Zerda'da Mahmut Ağa'nın karısının Medeni Kanun'la ilgili konuşmasında kalmıştık.

Haberin Devamı

MHP'nin Medeni Kanun Komisyonu ndaki üyeleri kabul edilen yasal rejime şiddetle karşı çıktıkları, basında eşleriyle ağız birliği ederek bunu Meclis çoğunluğuna da empoze ettikleri ve gecenin bir yarısında apar topar oylama yaptırdıkları için bu değişiklik eşitliği sağlamadığı gibi daha da büyük bir eşitsizlik ortaya çıkardı.

Kadınlar unutmadı

Bu kanun değişikliği 2002'den önce evlenenler ve sonra evlenenler olmak üzere kadınları ikiye böldü. Birinci grup bunca yıldır o değişikliği beklediği halde göz göre göre mağdur edildi.

Bunun yapıldığı günlerde "Kadınlar bunu unutmayacak, sizi cezalandıracak" demiştik, inanmadılar. Seçmen sayısının yarısını oluşturan kadınlar onları cezalandırdı. Bundan hiç şüphem yok.

Bu yasa ile avukatlar, hakimler de şaşkına döndüler. Boşanma sırasında 1 Ocak 2002'den önce edinilen mallarla sonra edinilenlerin, kadın ve erkeğe miras yoluyla kalan mal-mülkün ayrılması aylar sürüyor.

Oysa eğer o tarihte milletvekilleri eşlerine ve kendilerine güvenseler, mal kaçırmak istemeselerdi gayet basit bir çözümle iş halledilebilirdi. Birçok Batı ülkesinde olduğu gibi; Tüm evliliklere aynı şekilde uygulanacak ve evliliğin başlangıç tarihiyle bitiş tarihi arasında edinilen mallar (miras, bağış haricinde) paylaşılacak.

Bu konu şimdi AKP Hükümeti'ne kalıyor. Geçen hükümet döneminde yapılan bu büyük yanlışa AKP milletvekilleri karşı çıkmış ve "Yasa'nın Yürürlük Maddesi "ne muhalefet şerhi koydurmuşlardı.

Türkiye'nin kadın ve erkek vatandaşlara eşit haklar sağlanması konusunda imzaladığı birçok uluslararası anlaşma var.

Birleşmiş Milletler'in "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi" var.

AB için Uyum Yasaları çıkarılırken en başta Yürürlük
Maddesi düzeltilmeli.

Malûm; kadınlar unutmuyor! Zerda gelecek bölümlerinde bu konuyu da işlemeli...

Hastane değil beş yıldızlı otel
Sağlık konularına ilginizi bildiğim için ara sıra yeni haberler vermek istiyorum size. Bir süre önce "Süper Doktorlarımız" röportaj dizisiyle (İstanbul Cerrahi, International, Cerrahpaşa, Memorial, Çapa, Amerikan Hastanesi gibi) birçok iyi hastaneden söz etmiştim. Ama hepsi o kadar değil tabii. Bunların dışında bildiğimiz ve bilmediğimiz çok iyi hastaneler ve doktorlar var Türkiye'de.

Benim bilmediklerim arasında İsviçre Hastanesi var örneğin. Anadolu yakasında bulunan bu hastaneyi kısa süre önce bir arkadaşımın orada geçirdiği "by-pass" operasyonu dolayısıyla gördüm, görür görmez de yazarak size duyurmam gerektiğini düşündüm.

Siyami Ersek Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Şefi de olan Dr. Fuat Bilgen ile Dr. İzzet Arkan tarafından yapılan kalp ameliyatından maşallah turp gibi çıktı ve birkaç gün sonra eskisinden de iyi bir kondüsyonla işine döndü arkadaşımız.

Doktorlarının başarısını, ciddiyetini, disiplinini ise anlata anlata bitiremedi. İsviçre Hastanesi'nin düzeni, temizliği, hasta bakımı ise orada bulunduğum birkaç saat içinde benim de takdirimi kazandı.

Alman Hastanesi'ne daha önce kısa sürelerde hasta ziyaretine gitmiştim ama bu kez kalp damarlarını inceleyen Bilgisayarlı Tomografi (CT) için gittim ve dolaşma imkânım oldu. Böyle, beş yıldızlı otel gibi az hastane var Türkiye'de.

Hem hastane olağanüstü, hem de sadece damardan bir iğneyle verilen ilaçla girilen tomografi aleti. Bu teknikle hiçbir sıkıntıya girmeden isterseniz anjiyo da yaptırabiliyorsunuz.

Hemşireler de değişti

Son olarak hemşire ve uzmanların değişiminden söz edeceğim. Çeşitli hastanelerde yaptığım gözlemlerde hemşirelerin ve fizik tedavi gibi konularda uzmanların da olumlu yönde çok değiştiğini, geliştiğini fark ettim.

Doktorların ve hastanelerin başarısına büyük katkıları oluyor. Örneğin International Hospital'ın fizik tedavi uzmanı Gönül Bıçakçı alanında çok takdir toplayanlardan biri.

Bu nedenle başka şehirlerden bile fizik tedavi için gelen hastaları varmış.

İşini sevgi ve saygıyla yapan hemşirelere takdirlerimi de Şişli'deki Tuzun Ajans aracılığıyla tanıdığım hemşire Nihal Tandoğan örneğiyle sunuyorum. Kaza geçiren bir hastaya ancak bu kadar iyi bakılabilirdi.

Hiç değilse sağlık konusundaki hızlı ve olumlu değişim beni nasıl sevindiriyor bilseniz!

Ter kokusu

Bu saçma haberlere de bayılıyorum yani, nereden buluyorlar, hangi deneklerden o cevapları alıyorlar bir tek onu anlamıyorum.

"Erkeğin ter kokusu kadını rahatlatıyormuş. Ter kokusundan kurtulamayan birkaç bilimci kafa kafaya verip bulmuş olmalılar herhalde bunu. Çünkü hangi kadına "Erkeğin ter kokusu" deseniz devamını dinlemeden yüzünü buruşturur.

İnsanları belki ancak kendi kokuları o kadar rahatsız etmez diyecektim ki bunun bile doğru olamayacağını fark ettim birden.

Lütfen Türkiye'de bu haberleri yazmayın yaa. Şimdi bir de mazeret çıkacak yıkanmayan ve deodorant alışkanlığı olmayanlara. "Ter kokularıyla kadınları rahatlatma görevi"ni üstlenecekler. Aman almayalım.

Zahmet etmeyin.

Iğğğhhh!

DİĞER YENİ YAZILAR