Bir yorumcumuz; Adem Sönmez Pazar günkü yazısının altında şöyle diyordu:
“Öyle insanlar tanıyorum ki bir tek maddesini bilmediği halde evet diyecek ve öyle insanlar var ki bu değişikliklerin uzun vadede Türkiye’nin aleyhine olduğunu bilmesine rağmen evet diyecek. Çünkü AKP’li... Yanlış da olsa AKP istediği için evet diyecek. Bu tipler araştırmaz, sorgulamaz biat eder.”
İşte en acı olanı bu durum. Bir kere “uzun vadede Türkiye’nin zararına” değil, kısa vadede, hemen, referandumda Evet çıktığının ertesi günü HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısı değişecek.
Sayısı arttırılan üyeler iktidar partisi tarafından seçilerek bu kurumlara atanacak. Ve o anda çoğunluk hükümetin elinde olduğu için yüksek mahkemeler (HSYK da Yargıtay ve Danıştay üyelerini seçiyor) tümüyle siyasi gücün kontrolüne girmiş olacak.
Daha nasıl anlatalım; istenirse demokrasiyi sadece lâfta bırakacak her yasanın çıkarılması, Anayasa’nın değiştirilemez denilen “üniter devlet, vatandaşlık tanımı, laiklik, hukuk devleti” gibi değerleri koruyan tüm maddelerin değiştirilmesi mümkün hale gelecek.
Burada ‘laiklik’ deyince bu sadece devamlı gündemde tutulan “üniversitede türbana izin” meselesi değildir. Bu maddeyle oynanmaya başlandığında bugün dünyadaki tüm Müslüman çoğunluklu ülkelerde olduğu gibi din, ibadet baskılarının en dindar kesimler üzerinde bile dayanılmaz boyutlara ulaşabilmesi demektir.
Suudi Arabistan’dan İran’a, Dubai’den Gazze’ye, Pakistan’dan Afganistan’a tüm ülkelerde önce kadınların, sonra tüm vatandaşların din-inanç özgürlüğü başta, her tür özgürlüğünün elinden alınmış olduğunu unutmamak gerekir.
Yani... “Başına türban takan altına pantolon, etek giyemez; yere kadar pardesü giyecek. Renkli türban takamaz, hepsi siyah olacak. Sandalet yasak. Erkeklerle kadınlar aynı masada oturamaz. Aynı işyerinde çalışamaz” dendiğinde kimsenin şikâyet edeceği bir merci kalmayacak.
Hile, yolsuzluk gibi hukuk dışı eylemleri cezalandıracak, hükümetlere yanlış karar vermeleri halinde yaptırım uygulayacak mahkeme kalmayacak. Bu değişiklikleri AKP yerine CHP, MHP yapmış olsa da aynı şekilde yanlış olduğu söylenirdi, mutlaka söylenmesi gerekirdi. Onun için sakın “seçim gibi” oy vermeyin. Liderlere oy vermeyin. Düşünün. Bu karar belki de ülkemiz adına verdiğiniz en önemli karar olacak!
UYDURUK BELGEYLE REFERANDUM
Böyle bir teklif hangi nedenle yapılır, başka bir ülkede benzeri görülmüş müdür, insanın aklına nasıl gelebilir bilmiyorum. Ama gelmiş.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş ve “TC kimlik numarası bulunmayan” nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, askerlik belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport gibi kimlik belgelerine sahip kişilerin de oy kullanabilmesini istemiş.
YSK da referanduma 15 gün kala kabul etmiş. Nasıl?
“Nüfus idarelerinden alınacak, seçmenlerin TC Kimlik No’sunu da taşıyan mühürlü ve imzalı nüfus kayıt örneğinin ‘aslını’ Sandık Kurulu Başkanlarına diğer kimlik belgesiyle birlikte göstermesi halinde...”
Anlayabildiniz mi? Madem ki TC Kimlik No’sunu taşıyan nüfus kayıt örneğinin aslını almak için Nüfus İdaresine gidiyor, neden nüfus kâğıdını almıyor da onun yerine mesela ehliyetle birlikte bu belgeyi gösteriyor?
Ayrıca yapılan belge tarifi zaten nüfus kâğıdının tarifi değil midir?
İki hafta bile kalmadı ama YSK’nın da maşallah yardımcı olduğu bir karmaşa alabildiğine sürüyor. Artık bebeklerin ve dahi ölülerin yerine bile oy kullanabilecek ortam değilse nedir bu?
Sandık Kurulu Başkanı’nın tek başına verdiği karardan nasıl emin olunabilir?
YSK, daha önce seçimde ortaya çıkan ‘5 milyon ekstra seçmen’e rağmen sessiz kalmıştı. Şimdi ne güzel hemen de kararı verivermiş değil mi?
Zararı ‘Hemen’ göreceksiniz!
Haberin Devamı

