Dün, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu’nun bir Alman dergisine verdiği röportajdan söz etmiştik, devam ediyoruz.
O 4,5 yıl içinde iktidar partisi yöneticileri İslâmcı bir yönetime doğru gidişe kolaylık sağlayacak hangi uygulama ve konuşmaları yaptılar? Zahmet olacak ama Zapsu bunları inceledikten sonra bir de Kur’an’a baksın. Hep öne sürülen Nur Suresi 31. ayette, önce acaba “yakalarının üstüne örtülerini salsınlar” denilen kişiler kimler?
Ve sonra Kur’an’da böyle tepeden tırnağa bir tesettür emri kadınlar için var mı? Aralarında “kız çocuklar” var mı?
Gerçi “kendi küçük kız çocuğunu öpmediğini söyleyenlerin çıktığı, 9 yaşında küçük bir kızla evlenilebileceğini telkin eden belediyelerin bulunduğu” bir dönemde bu sorular bile gereksiz ama yine de hatırlamak isterse yapabilir...
Sonra da “iş ilişkisi dışında bir şey düşünüyorsa eğer” düşünmesi iyi olur, köktendinci rejime gidiş işte böyle Kur’an’ın önce “oku” demesine, “biz gerekli her bilgiyi bu kitapta verdik” demesine de bakmadan, onun verdiğiyle de yetinmeden “daha fazlasını” istemekle, dayatmakla gerçekleşiyor.
Hep önce kadınlarla başlayarak, ilerledikçe “küçük kız çocuklar”a kadar inerek. Bununla birlikte Suudi Arabistan kraliyet ailesinde bile küçük kızların tesettüre sokulduğunu sanmıyorum.
Pazar günkü Hürriyet’te bir haber Van’da türban yasağını protesto eden Başörtüsü Platformu’nun gösterisinde yaşları 7-10 arasında değişen küçük eylemcilere “Başımızı eğmeyeceğiz, başımızı örteceğiz” pankartları taşıtıldığını gösteriyordu.
Oysa her ne kadar gazete köşelerinde, TV’lerde; sanki başörtüsü takanlara tepki gösteriliyormuş havası yaratanlar; “başkalarının başörtüsüne karışma hakkı”ndan söz edenler, “türban takanların oranları şu kadar ne korkuyorsunuz” gibi ilgisiz sorular soranlar çıkıyorsa da aslında Türkiye’de ne kimse kimsenin başörtüsüne karışıyor (tekrarlayalım “devlet alanlarında dinî simge yasağı”ndan başka), ne de başörtüsü takanlardan korkuluyor.
Asıl korku “Nasıl örtündüler” veya “Yemyeşil Şeriat” kitaplarında anlatıldığı gibi dini siyasallaştırma ve devlet yönetimine çevirme isteği olanların bunun simgesi olarak seçtikleri “türban” yoluyla amaçlarına doğru ilerlemeleri.
Sonra da işte “Yemyeşil Şeriat”ın yazarı Metiner’in anlattığı gibi “türbanı olmayan kadın bize göre Müslüman değildir” noktasına gelinmesi... Oradan yaşlı öğretmenin eldivenli elini öpmeyi bile “dinden sapma” olarak algılayan anlayışa geçiş... İşyerine veya okula konan mescidlerde namaz kılmayan öğrencilere öğretmenin kırık not vermesiyle başlayan ve namaz kılmayan, oruç tutmayanın, ya da saçına jöle süren, yarı tesettür uygulayanın coplanmasına varan dayatmalar...
Bugün “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağırarak sokaklara dökülen milyonlar bütün bunların yaşandığı ülke örneklerine doğru gidişin paniği içindedir.
Siz istediğiniz kadar “Bu mitinglerin başlama noktası siyasiydi (veya askerîydi) efem” şeklinde kaçışlar veya yakıştırmalar bulun, Türk insanı ciddi bir korku içindedir.
Cüneyd Zapsu bunun nedenini hâlâ çözemiyor ve sorunu “Kendimizi ifade edemedik” diye algılıyorsa ADB’deki dostlarına sorsun. Onlar Afganistan’da olup biteni yakından gördüler, BOP nedeniyle Türkiye’yi daha da yakından izliyorlar, kendisini aydınlatabilirler belki...
Tabii işlerine geliyorsa!
Zapsu’nun yanılgısı! (2)
Dün, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu’nun bir Alman dergisine verdiği röportajdan söz etmiştik, devam ediyoruz
Haberin Devamı

