En çok Hırvat takımının teknik direktörü Biliç’in sözlerine güldüm ben:
“Bu yaşadıklarım hayatım boyunca bir hortlak gibi beni takip edecek... Günlerce ağlayacağız” demiş.
Doğrusu haklı adam, bizim takımın son maçların son dakikalarında, tam herkes (belki kendileri bile) kaybettiklerini düşünürken yarattıkları mucize yenilenleri hortlak gibi gece gündüz rahat bırakmaz. Uykularında bile aynı anları tekrar tekrar yaşatan kabuslar görürler.
Eh, ne yapalım geçmiş olsun. Bir süre sakinleştirici almaları gerekecek... Durum bunun aksi olsa aynı şeyi biz yapacaktık.
Fakat şaka bir yana bizim takımın bu son dakika sürprizleri sadece Türkiye’ye değil dünya futboluna yepyeni bir boyut getirdi. Artık rakip takımların “son dakika sürprizlerine hazırlık” için yoğun çalışma yapması gerekiyor. Teknik direktörler yepyeni bir teknik geliştirmek zorunda kalacaklar.
Türk Milli Takımı’na ‘helal olsun’ derken onların bu son sürprizi yüzünden bugünkü Her Açıdan’ı farklı bir kıyafetle açmak zorunda kalacağımı da bildirmek zorundayım.
“Artık kazanmamız çok zor” diye düşünerek “kazandığımız takdirde” bunu yapacağıma söz verdim, sözümü tutacağım. Ama siz de lütfen “görünce gülmeyeceğinize” söz verin.
Detayları programda anlatırım.
AB’ye almamak için ayak oyunları
Avrupa Parlamentosu Başkanı’nın “AKP için kapatma kararı verilirse bunun sonuçları olur” lafı daha önce çeşitli AB temsilcilerinden gelen benzer tehditlerden farksız. Mahkemeye baskıya devam ediyorlar...
“Sonuçları olur” ne demekse... Açık açık da söylemiyor, aba altından sopa gösteriyorlar, bizde de isteyen bu sözü alıp o “durur” demediği, hatta “devam eder” dediği halde üstüne “AP Başkanı parti kapatma olursa AB süreci durur dedi” yazıyor.
Benim yazacaklarımın verilecek kararla ilgisi yok, o Mahkeme’nin bileceği iştir, öyle ya da böyle karar ne olursa olsun AB’nin tutumundaki iki yüzlülükle ilgisi var.
Sanki Avrupa’nın birçok ülkesinin anayasasında parti kapatma hukuku ile ilgili maddeler yokmuş, hiçbir AB ülkesinde kapatma davası açılmamış gibi Türkiye’ye “demokrasi-anti demokrasi” baskısı yapılıyor.
Bugüne kadar türlü nedenlerle “AB’ye almayız” tehditleri savurdular, şimdi zaten Sarkozy’nin bu konuda elinden geleni yaptığını bilmeyen yokken bu “kapatma davası” fırsatını değerlendirmeye çalışıyorlar. Oysa...
AB’nin kurucu ülkeleri arasında yer alan Belçika’da 2004 yılında “Vlaam Blok” isimli parti ırkçılık suçlamasıyla kapatılmış. AB ülkeleri arasında olan İspanya’da bu yıl, 2008’de Anayasa Mahkemesi 2 Bask yanlısı partiye kapatma davası açmış ve genel seçimlere girmesini de yasaklamış.
Haydi Almanya ve diğer ülkelerde açılan davaları unuttuk diyelim, bunlar ne?
Belçika ve İspanya AB’de mi değil yoksa bunlar gerçekten Türkiye’yi AB’ye almamak için neden mi arıyor?
Şaşkınlar mı ne?
Zeki Sezer çok beğenilmiş
Geçen Pazar DSP Genel Başkanı Zeki Sezer Her Açıdan’ın konuğu oldu. O günden bu yana da Sezer’in “konuşmalarını, uzlaşmacı ve sakin tavrını çok beğendiklerini” bildiren ve “haberlerde sürekli yer alan iki lider” dışında ve tercih edilebilecek lider havasında birini nihayet enine boyuna dinleme fırsatı verdiğim için teşekkür eden mektupların arkası kesilmedi.
Çok sayıda gelen tepkiler bana televizyonun ne kadar etkili bir iletişim aracı olduğunu gösteriyor. Demek ki ekranlarda fazla görünmeyen Zeki Sezer’i iyi dinleyip anlayamamışlar bugüne kadar...
Bunda medyanın da hatası var. Türkiye’de iktidar ve ana muhalefet dışındaki partiler ve liderleri seslerini fazla duyuramıyor, bu fırsat verilmiyor.
Kendi payıma düşen görevi yaptığım için mutluyum. Sayın Sezer’in konuşmalarını ben de takdir ettim.

