Diyelim ki hepimiz AKP gibi düşünüyor ve üniversitede türbana izin veren maddelerin Anayasa’ya eklenmesinin doğru olduğunu savunuyoruz.
Ortaya çıkabilecek baskı, “daha önce izin verildiğinde türbansız kız öğrenci kalmadı” diyen öğretim görevlileri, üniversiteden hemen sonra sıranın devlet dairelerine geleceği filan önemli değil. Ve diyelim ki elimizde yeterli güç olduğu için üniversitede türban serbest bırakıldı. İlköğretim okulları ve liseler için ne düşünülecek?
Çanakkale’ye yapılan eğitim gezilerindeki türbanlı ilköğretim okulu öğrencileri gazete haberlerinde yer aldı. Durumu gayet doğal bulan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in onlarla fotoğraf çektirdiği de...
Bu durumda acaba bir defada halledilmesi için ilköğretim okulları ve liselerde türbanın serbest bırakılmasını da Anayasa’ya eklemek iyi olmaz mı?
Hatta türbana özgürlük için yapılan gösterilerde üç-beş yaşında türbanlı kız çocuklara pankart taşıtıldığı, artık sokaklarda, arabalarda bu yaşta türbanlı çocuklara sık sık rastlandığı düşünülürse çocuk yuvalarını da eklemek?..
Gerçekten bu işe yuvadan başlamak lazım. Nasılsa yakında oraya geleceğimize göre sondan başa gitmek zaman kaybını da önleyecektir!
Kuralsız ülke felâketleri!
Bir gazeteci ne zaman sokak köpeklerinin arttığını ve tehlike oluşturduğunu, çözüm aranması gerektiğini yazsa (ki son günlerde tehlikenin nerelere varacağını gördük, bunların içinde kuduz ve bulaşıcı hastalık mikrobu taşımaları, bu şekilde ölümlere neden olmaları da var) hayvanseverlerin aşırı tepkileriyle karşılaşır.
Sanki kendisi köpek düşmanıymış, bütün sokak köpeklerinin yok edilmesini istiyormuş gibi bir suçluluk duygusu yaratacak tepkilerdir bunlar. (Köpekler konusundaki asıl cevabımı hafta sonunda yayımlamaya çalışacağım.)
Oysa ilkelerden, kurallardan, medeni çözümlerden söz etmektir amaç...
Buna iki örnek dünkü haberlerde mevcuttu. Bir onlardan, bir bizden...
NewYork’ta kaldırıma tebeşirle resim çizen 6 yaşındaki kızın annesine “Kaldırıma resim çizmek yasa dışıdır” denerek 300 dolar ceza kesilmiş. 6 yaşındaki kız, kaldırıma resim... Ve tam 300 dolar! Daha önce ABD’de arkadaşlarına bıçakla saldırıyı çizen okul çocuklarının tutuklandığını da okumuştuk.
Onlar çocuk, büyük demeden yasaları uyguladıkları için NewYork gibi suçun zirve yaptığı bir şehir bile kontrol altına alındı, suç minimuma indi.
Bizde ise kural, yasa dinlenmediği, devlet de, adalet de disiplin sağlayamadığı için trafikten başlayarak her alanda (hırsızlık, kapkaç, tecavüz, cinayet) suç tavana vuruyor, insanlar evinden çıkmaya korkuyor.
Buyrun son örnek; İstanbul’un göbeğinde çamur yüklü bir İSKİ kamyonu otobüse çarpıyor, servis hostesi 27 yaşındaki genç kadın çamurun altında kalarak ölüyor.
Şimdi soruyorum; hangi medeni ülkede günün ortasında ve şehrin ortasında çamur yüklü bir kamyon görebilir, bu tür çağ dışı bir kaza haberi duyabilirsiniz?
Cevap; hiçbirinde olacak. Peki NEDEN TÜRKİYE MEDENİ OLAMIYOR? BU GİDİŞLE NE ZAMAN OLACAK? Ya da HİÇ OLABİLECEK Mİ?
Şimdi 27 yaşındaki genç kadının ölümünün hesabını, Trafik mi, Belediye mi, İSKİ mi verecek?
Cevabı söyleyelim; Hiçbiri!
Haydi bu yazıya itirazlarınızı da bekliyorum.

