Yumurtaya öfke silaha okey

Haberin Devamı

İnanın ‘bundan sonra Türkiye’de isteyene 15 silah verilmesi için kanun çıkıyor’ deselerdi de şaşırmazdım. Artık her konuda bilincin ortadan kalktığı, doğru ile yanlışın yer değiştirdiği bir ülkede olup bitene şaşmak mümkün mü?

Ayrıca tüm vatandaşlar birlikte şaşırsak neye yarıyor, her gün bir yenisini duyduğumuz hilkat garibesi olaylara şaşırıyoruz, tepki veriyoruz da kim dinliyor? Bir bakıyorsunuz en olmayacak yasa teklifi haberi orada, ertesi gün bir bakıyorsunuz Meclis çoğunluğuna sahip parti tek başına kabul edivermiş.

Dünyayı allak bullak eden, Obama’nın da “gerçekliğini kabul ederek” telefon açıp başbakanlara “aman ilişkimizi bozmasın” dediği ABD gizli belgelerinde Türk hükümeti ile ilgili ciddi iddialardan söz eden muhalefet partileri “tartışmadan, konuşmadan hemen inandılar” diye suçlanıyor ama öte yanda çok önemli, suçluyu koruyan yasalar hiç tartışılmadan, danışılmadan çıkarılıveriyor.

İLLERE BİRER DE ŞERİF BULUN!

“Görevi kötüye kullanana örtülü af” getiren yasa, “yanlış yapan kamu görevlilerine dava açılmasını önleyen” yasa bu şekilde kotarıldı, şimdi sırada “silah bulundurma yaşını 18’e indiren, isteyene 5 silah ruhsatı alma ve sabıkalılara da silah taşıma hakkı veren” yasa da Meclis’ten geçerse bir ‘eski Teksas’ın şerifleri’ eksik kalacak ki bence onları da bulsunlar, “Yahşi Batı” filmi yerine canlı canlı “vahşi Batı, Doğu, Kuzey, Güney” izleyelim.

NÜFUS KONTROLÜ YÖNTEMİ Mİ BU?

Yani artık insanın yapılanlara bakıp da “aklımıza sahip ol yarabbi” dememesi mümkün değil. Yılda 4 bin kişinin ateşli silahla öldüğü, cinayetlerin yüzde 60’ında silah kullanılan, evde silah bulunmasının ‘bu nedenle ev halkından birinin ölme ihtimalini yüzde 41 arttırdığı” bilinen, tartışmalarda silah kullanımı oranı yüzde 90 olan bir ülkede eğer hükümet böyle bir kanun istiyorsa herhalde “nüfus artışına bu yolla çözüm arıyor” denir. Ya da “silah üreticileri üzerinden ciddi kazanç sağlayacak birileri mi var” sorusu akla gelir. Başka da bir şey gelmez..

Zira “örnek alıyoruz, girmeye çalışıyoruz vs” denilen Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde silah bulundurmanın son derece zor şartlara bağlı olduğu dün gazetelerde de yer aldı.. Durum böyleyken ve yumurta atan gençlere neredeyse cinayet işlemiş muamelesi yapılırken şimdi gençlerin eline yumurta yerine silah vermekte mantık olabilir mi?

Kendi oğlunu da silah nedeniyle kaybeden Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman yıllardır “silahsızlanma” için mücadele ederken memlekette “silahlanmanın teşvik edileceğini” hiç düşünmüyordu herhalde. Medeni ülkelerde böyle çağdışı, böyle tehlikeli bir yasa söz konusu olduğunda bütün toplum el ele karşı çıkar, ABD’de başkanlar halkın önünde yürür.

Bizde ise tek parti devletinde o ne istese yapıyor, kimse de gık çıkaramıyor. Ne kadar yansak azdır inanın!

***


Genel Başkan olsaydım!

Kendisi Parti Meclisi üyelerini her zaman “blok liste” ile seçmiş olan Deniz Baykal hala “çarşaf listenin yararlarından” söz etmeyi sürdürüyor. Ve hala ‘yaklaşan bir seçim varken’ son derece gereksiz soru işaretleri yaratarak kendi partisine zarar vermekten zerre kadar çekinmeden yapıyor bunu. Son olarak “kapalı ve kısa devre ilişkilerle PM’nin oluşturulmasının sıkıntılar doğurabileceğinden”, “CHP kültürünü, duyarlılığını ne ölçüde özümsediği belli olmayan bir takım insanların PM’de blok liste ile görev üstlenmesinin partiyi zor durumda bırakacağından” filan söz etmiş.

ÇARŞAF AÇILIMI HANGİ KÜLTÜRDÜ?

Yani kendisi yıllar boyu kapalı devre ilişkilerle Parti Meclisi seçince oluyor ama bunu Kemal Kılıçdaroğlu yapamıyor, yapmamalı. Çünkü “sıkıntılar olur”, kime sıkıntı? Kendisine .. İstediği adamları oraya sokup ortalığı karıştıramazsa, CHP bu kez başarılı olursa “bunca yıldır ‘neyle meşgul’ oldukları sorusu” da çıkar ortaya. Onun için önlemesi, önlemek için de “CHP kültürünü benimsememiş insanlar PM’ye girerse” diye insanlara endişe salması, kışkırtması lazım.

Bunca yıldır CHP kültürünü benimsemişler girdi de, siz gidince mi birdenbire benimsememişler gelecek? Kim bunlar, mert biri isimlerini de açıklayıverir değil mi? (Ayrıca “benimsemiş” dedikleriniz ne başarı gösterdi? Ayrıca, o çarşaf açılımı hangi kültüre aitti?)

ADAY YAPMAZDIM

Bu kadar önemli bir dönemde partisini zorla kurultaya sürükleyip zaman kaybettiren ve bununla yetinmeyip provokasyonu sürdüren, kendi blok listelerini unutuveren Baykal’ın haline baktıkça ‘Ben Genel Başkan olsam her şeyi göze alır ve onu bir daha milletvekili yapmazdım. Antalyalı’lara da seçim sürecinde kaybettirdiği zamanı ve bir sürü konunun atlanmasına neden olduğunu, verdiği zararı açıkça anlatırdım’ diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Kılıçdaroğlu son derece demokratik bir insan, ihanete bile sabır gösterebiliyor ama dikkat, siyaset bazen bu durumlarda kesin tavrı gerektirir. Birileri inatla “yolunuza dikilip her şeye zarar verme pahasına engelleyeceğim” diyorsa (ve hele de “ülke adına başarı”nın büyük önem taşıdığı bir durum söz konusuysa) o engellenmeyi hak ediyordur. Kısacası, ben Başkan olsam Baykal ve Sav aday olamazlardı!

DİĞER YENİ YAZILAR