Yoğun bakım... En "ilgisiz" bölüm!

Dün son yolculuğuna uğurladığımız eski Büyükelçi, değerli devlet ve düşünce adamı Kâmuran Gürün'ü Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde nasıl kaybettiğimizi, sapasağlam çıktığı ameliyattan ölümüne giden ihmalleri anlatmaya başlamıştım. Devam ediyorum.

Haberin Devamı

Dün son yolculuğuna uğurladığımız eski Büyükelçi, değerli devlet ve düşünce adamı Kâmuran Gürün'ü Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde nasıl kaybettiğimizi, sapasağlam çıktığı ameliyattan ölümüne giden ihmalleri anlatmaya başlamıştım. Devam ediyorum.

Kâmuran Gürün; stafilokok bakterisi kaptığı yoğun bakımda bir ara kendine gelir gibi olunca kâğıt kalem istedi. Eşi hemen bulup getirdi..

Kâmuran Bey kâğıda şunları yazdı:

"Beni bu hastaneden götürün, bu hemşirelerden kurtarın, üstüme pencere açıyorlar, üşüyorum."

M. Üniversitesi Hastanesi'ne gittiğim gün Gencay Gürün'le birlikte Başhekim Neşe Kavak'ı da ziyaret ettik. Neşe Hanım, konuşmalarından anladığım kadarıyla "hasta"dan ümidini kesmişti, bunu açıkça söylemiyor ama bizi sonuca alıştırmaya çalışıyordu.

Uzun konuşması içinde geçen bir cümle, tek cümle benim için en önemli, en akılda kalıcı olanıydı. Neşe Kavak "Yoğun bakıma gerekli ilgiyi gösteremediklerini" hatta "yoğun bakım ünitesinin en ihmal edilmiş bölüm" olarak kaldığını, gereken 500 milyar TL verilmediği için alet bile alamadıklarını söylediğinde elimde olmayarak atıldım:

'Nasıl olur, adı üstünde yoğun bakım... Bir hastanenin en önemli bölümü. Burada mazeret olabilir mi?'

Uzun açıklamalar yaptı Neşe Kavak. Ama benim bunlan anlamam, herhangi bir açıklamayı "kabul edilir" bulmam imkânsızdı.

Kapıda 50 hastanın yoğun bakıma girmek için sırada beklediğini de söylüyordu. O bunları anlatırken Kâmuran Gürün'ü hastalığı süresince yalnız bırakmayan akrabalarının anlattıkları geçiyordu aklımdan...

"Yoğun bakımda çoğu zaman galoş bile giyilmiyor... isteyen rahatça girip çıkıyor..."

"Personel, hademe bile yok. Sedye taşıma, kan arama, tahlile, patolojiye gitme gibi işler için hasta yakınlarını çağırıyorlar..."

"Biz oradayken birkaç hasta daha bakteri kaptı."

Bu yakınlardan biri Hastaneyi bir zamanlar Afrika'da kaldığı kırık dökük hastaneye de benzetmişti.

Uzun lâfın kısası... Burada önemli olan çok değerli, Türkiye'ye unutulmaz hizmetler vermiş ve verebilecek bir insanımızı daha hastane hatası sonucu kaybetmemiz.

Ölüm-kalım arasında!
Bırakın her şeyi bir yana ölümle kalım arasındaki o en zor anda bile yapılanlardan şikâyetçi olduğunu yazarak anlatmak istedi o. Akciğer ameliyatından çıkmış bir hastanın yanında pencere açılır, direkt olarak üstüne klima çevrilir mi?

Daha önce Çapa'dan gelen hasta şikâyetlerini de yazmıştım.

Orada doktorlardan, bölüm başkanlarından da şikâyet vardı.

Üniversite Hastanelerinin SSK Hastaneleri'nden farkı kalmamış gibi görünüyor. Bir sürü hatadan, ihmalden sonra bir de dönüp sıkılmadan suçu hastaya yüklüyorlar.

Acaba Marmara Üniversitesi Hastanesi ve diğerleri bize kendilerindeki "başarılı operasyon sonrası bakteri kaparak ölen hasta" istatistikleriyle Avrupa'daki hastane sonuçlarını karşılaştırmalı olarak verebilirler mi?

Evine gidecek durumda kaç hasta bu nedenle yaşamını yitiriyor?

Kâmuran Gürün engin bilgi ve deneyimiyle Türk Dışişleri'ne çok yaran dokunabilecek diplomatlarımızdan biriydi.

Avrupa Birliği, Kıbrıs Konusu, Irak Savaşı ve Kürt meselesi gibi konulardaki görüşleri son derece değerliydi. Ama bizde herkes, her konuda "en iyi"yi kendisi bildiği için danışmaya gerek duymaz.

Dış siyaset de "iç"te olduğu gibi sınamayanılma ile öğreniliyor nasılsa... Ülkeye pahalıya patlıyor ama ziyanı yok(!)..

Hiç değilse "Ermeni Dosyası" gibi bizim için çok önemli bir kitabın Avrupa ve Amerika'ya gönderilmesi sağlanmak.

Her ülkenin 'Dışişleri'nde ve üniversite kütüphanelerinde bu kitap mutlaka bulunmalı. O değerli çalışma, benzeri bulunmayan bilgi ve belgeler boşa gitmemeli.

Soranm size; bu kadarcık bir zahmet çok mu zor?

Üniversite sınavlarını kazanamayanlara fırsat!
Bir süre önce sonbaharda açılacak olan Anadolu Bil Meslek Yüksek Okulu'ndan söz eden bir yazı yazmıştım. Üniversite sınavını kazanamayan öğrenciler için yepyeni bir fırsat olabilecek bu okul ayrıca ekonomik imkânları kısıtlı öğrenciler için de çok uygun şartlar taşıyordu.

O günden bu yana pek çok öğrenci okulun adresini, mail adresini ve telefonunu sordu.

Ben de onlar için okuldan biraz daha fazla bilgi istedim.

Bilgisayarlı ve internet destekli yabancı dil öğretim programlan ve "bilgisayar eğitimi programı" gibi sertifika programları olan okulda Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Japonca, Rusça, Arapça, Çince, Yunanca dilleri de "ana dili" bunlar olan öğretmenler tarafından öğretilecekmiş.

İlköğretim öğrencileri için de ayrı programlar mevcut.

Adres: Adnan Kahveci Bulvarı, No: 78 Bahçelievler/İstanbul

Tel: 0212 442 61 60

DİĞER YENİ YAZILAR