Dün akşam Fenerbahçe-Ankaragücü maçı başlamadan önce futbolcular Tokat’ta şehit olan askerlerimiz için 1 dakika saygı duruşu yaparak onları andılar. Şehitlerimizi onurlandırmalarını hüzünlü bir memnuniyetle izledim.
Aynı anda bu ülkeyi, bu toplumu korumak için canını veren kahramanları ve “diğer çocuklarım da ülkeme feda olsun” diyen aileleri, öte yanda ise karanlık emellere hizmet için tüm gerçeklere takla attıran, 70 milyon insana tek bir gün huzur vermeyen, onurdan dürüstlükten nasibini almamış çok sayıdaki “zavallı”yı düşündüm... Bu kadar büyük üzüntüler bile onları bir an durdurmuyor, dolu dizgin devam ediyorlar.
Bunları medyada da görmek mümkün, siyasette de, her yerde de... En açık olaylar bile ters yüz edilip yalanlar “gerçek” yerine konuveriyor. Toplumun dikkati birçok olasılıkla dağıtılıp slogan tarzı cümleler tekrarlanıyor ve terör uzmanı Ercan Çitlioğlu’nun anlattığı gibi; bir süre sonra bu sloganları insanlar “gerçek olarak” veya “kendi görüşü gibi” algılamaya başlıyor.
Her neyse, gelelim asıl konumuza; dün uzun süredir aklımı kurcalayan ve cevabını bulamadığım “DTP acaba kapatılmayı kendisi mi istedi” sorusunu sormuştum, bugün AB’nin kapatılmaya verdiği tepkiyi görünce (sanki AB ülkelerinin yasalarında yokmuş ve kapatılmıyormuş gibi) bunu da Londra’da yapılan bir PKK eylemiyle birlikte düşününce “kapatılmayı neden isteyeceği” biraz şekillendi... Bakın yine de Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Yardımcısı Bülent Arınç gibi ilk anda net ve emin konuşmuyorum. Olasılıkları “kesin gerçek” gibi söylemek yanlıştır çünkü.
TÜRK HALKI, KÜRT HALKI
DTP kapatıldıktan sonra (uzun süredir şiddetle, terörle iç içe olan ve gazetelerde listeler halinde yayınlanan eylem ve söylemlerine rağmen) mağdur konumuna geçebilecek. Böylece hem Doğu ve Güneydoğu’da DTP sorununun tüm Kürtlerin sorunu gibi algılanması ve desteğin artması için (anketler hâlâ aksini gösteriyor çünkü) bir mağduriyet desteği sağlanmış olacak, daha da önemlisi Batı’da “DTP’nin sorunu=Türkiye’de Kürt sorunu” algılaması kolaylaşacak. DTP’nin (ya da yeni kurulacak partinin) ve tabii PKK ile Öcalan’ın Kürtleri temsil ettiğini Batı’ya tam olarak kabul ettirmenin en kolay yolu “Türkler Kürtleri eziyor, kesin bir ayırımcılık ve baskı var” havasını yaratmaktan geçiyor çünkü... Güneydoğu’da yapılan tüm araştırmalarda büyük çoğunluk “etnik ayırımcılığa uğramadım” demesine rağmen (son yapılan Bahçeşehir Üniversitesi araştırmasında da yüzde 76.1 böyle cevaplamış) bunun yaratılması gerekiyor.
Dün kapatma kararının ardından Hakkari’de 3 bin kişi PKK ve Öcalan lehine sloganlar atarak ve Kürtçe marşlar okuyarak DTP binasına yürüdü, bir panzere ve 2 polise saldırdı, polis linçten zor kurtuldu. DTP İl Başkanı Kansu ise böyle bir topluluğa hitaben konuşma yaptı, düşünebiliyor musunuz..?
“Bin yıldan beri Kürt halkına yönelik inkâr ve imha politikaları yürütüldüğünü, Anayasa Mahkemesi kararının Kürtleri yok edemeyeceğini” söyledi.
HEP SAVAŞ VURGULANIYOR!
Görülüyor ki açılım, yeni haklar vs. onları hiç etkilemiyor, ilgilendirmiyor, hep aynı yerdeler; Kürt halkı, Türk halkı... Mutlaka bölünecek yani... Ve aslına bakarsanız en baştan da belli olduğu gibi açılım ya da başka bir gelişme onların “inkâr ve imha politikası yürütülüyor” benzeri söylemlerini de hiç değiştirmeyecek. Bir yandan devamlı “SAVAŞ”, “BARIŞ”, “BARIŞ SÜRECİNİ BALTALAMA” sözcükleri tekrarlanarak (köşe yazarlarının ve bazı gazetelerin, TV’lerin de yardımıyla) herkes Türk-Kürt arasında bir savaş olduğuna inandırılacak.
5 Aralık Cumartesi günü Londra’da Parlamento binasının yanında bir “PKK açlık grevi” eylemi yapılmış. PKK bayrakları ve Öcalan posterleri bulunan eylemde insanlara terör örgütünün lideri Öcalan’dan bir mesaj içeren kağıtlar dağıtılmış.
Başlığında “Türk devletinin Öcalan’ı öldürmesini durdurun” yazan kağıtta Öcalan PKK lideri olarak değil Kürt lideri olarak tanıtılıyor, yeni hücresinin 6 metrekare olduğu ve şartlarının çok kötü olduğu kendi ağzından anlatılıyor (aslında 11.81 metrekare) ve “açılım” için şöyle deniyor:
“Kısa süre için Kürt sorununu çözeceği zannedildi ama sonra anlaşıldı ki asıl amaç Kürtlerin lideri Öcalan’ı öldürmek. Bu Kürtlere savaş ilân etmektir. Kürt halkı olarak (PKK oldu ‘Kürt halkı’) liderimizi öldürme girişimini protesto için açlık grevi başlattık. Bizi destekleyin.”
Hükümet’in çok hataları var, hiçbirini de kabul etmiyorlar. Ama en azından bu konuyu; Türkiye’de Kürtlere karşı kurumsal bir ayırımcılığın asla olmadığını, bunların yalan olduğunu dünyaya zamanında ve doğru şekliyle anlatmak zorundalar.
Yine dedektiflik peşinde...
Haberin Devamı

