Yine "başörtüsü" aldatmacası!

Can simitleri "türban" veya "başörtüsü" ya, Başbakan Birinci Ortadoğu Yaşlanma Kongresi'nin açılışı sırasında Merkez Bankası Başkanlığı'na atanması beklenen Erdem Başçı'nın eşinin de türbanlı oluşunu gündeme getiren basına "ayaküstü" yine kızmış...

Haberin Devamı

Can simitleri "türban" veya "başörtüsü" ya, Başbakan Birinci Ortadoğu Yaşlanma Kongresi'nin açılışı sırasında Merkez Bankası Başkanlığı'na atanması beklenen Erdem Başçı'nın eşinin de türbanlı oluşunu gündeme getiren basına "ayaküstü" yine kızmış:

"Eşi başörtülü olanların bu makamlara gelme hakkı yok mu?"

Bir demagoji yarışması yapılsa yemin ediyorum birinci olurlar. Memlekette sağ-sol, Türk-Kürt, azınlık-çoğunluk ve daha bilumum "bölme" misyonlarının başarıya ulaştığı görüldükten sonra dindar olan/olmayan, türban takan/takmayan, dinci/laik bölücülüğünün de "iş yaptığının" görülmesi onlara aynı yolda yürümenin önemini vurguluyor... Ve asla bitmiyor bu tartışma.

Herkesin dininin inancının "kendi alanı içinde, kendine ait" olduğu, devletin ise her dine ve inanca eşit mesafede durduğu laik düzende, bu düzeni korumaya yemin ederek Meclis'e girmiş olanlar her gün din, inanç sömürüsü yapmayı sürdürüyorlar.

İnsanların uyanık olması ve gerçeği görmeye çalışması Türkiye gibi "toplumu her duyduğuna araştrıp soruşturmadan inanmaya alıştırılmış" ülkelerde özellikle çok önemli.

Elbette eşi başörtülü olanlar da her makama gelebilir, yıllardır geliyor da zaten... Ve o mevkilere gelenler bunu kendi ağızlarıyla anlatıyorlar. Ama hayatını ve inancını başörtüsüz olarak yaşamış kadınların, Emine Erdoğan gibi ağabey baskısıyla veya Merkez Bankası Başkan adayı gibi "Eşi Banka'da üst düzey yönetici olunca" yani eşin daha da yükselmesini kolaylaştırma amacıyla tesettüre girmesi, kadının başörtüsünün bir erkek sorunu haline gelmesi tabii ki tartışmaya açık bir konudur.

Başbakan Erdoğan "Biz türbanlıya da, türbansıza da karışmayız" derken bir yandan da konuşmalarında devamlı türbanlı kadınlar "inanan", diğerleri "inanmayan" ayırımcılığı yapmaktan vazgeçmeli.

Bu istismar sürdüğü, "erkeklerin yükselmesi bile başörtüsüne bağlandığı" takdirde çok yakında "eşi başörtüsüz olanların da bu makamlara gelmeye hakkı yok mu" sorusuna sıra gelecek gibi görünüyor.

Alfabede Çerkez ismi de olsun!
Bu konuda da çok mektup geliyor, aralarından biri beni epeyce güldürdü de... Alaaddin Zırhlı "Okul kitaplarına Temel adı da konsun, Lâzlara haksızlık oluyor" dedikten sonra istediği cümleyi de yazmış:

"Ula Temel, topu bana at daa..."

"Türkiye'nin Kürt Meselesi" konulu konferansta Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in "Okul kitaplarına 'Rojda topu bana at' gibi cümleler konsa Kürt sorunu olmazdı" gibi bir görüş ileri sürmesi hem "Kürt sorunu" diye diye, insanları kışkırtıp birbirine düşüre düşüre yaratılan sorundaki isteklerin farklı boyutu yanında komik kaçtı, hem de diğer azınlıkların büyük tepkisini çekti.

Doğu ve Güneydoğu'da halkın PKK'ya sempatizan hale getirilmesinde, bazı illerde askere karşı "araçlarını taşlayacak kadar" tepki yaratılmasında belediye başkanlarının etkisinden söz edildiği sıralarda ve üstelik Diyarbakır'da özenle yapılmış ve PKK bayrağı dalgalanan bir PKK mezarlığının resimleri internette dolaşırken Belediye Başkanı'nın kitaplara Rojda gibi isimler konması yönündeki önerisi diğer azınlıkları haklı olarak kızdırdı.

Bu noktada "Kürtler azınlık mı, çoğunluk mu olduklarına karar versinler, işlerine geldiği gibi değiştiriyorlar" sözünü AB liderlerinin ağzından kendi kulaklarımla Brüksel'deki 17 Aralık toplantısında duyduğumu da tekrarlamak istiyorum.

Güneydoğu'nun gelişmesini, el ele vererek terörün ortadan kaldırılmasını, insan haklarıyla ilgili sorunların tümüyle bitmesini aklı başında her Türk vatandaşı istiyor ama eğer Kürtlerin istediği bu değilse (ki TV'lerde konuşan Kürt temsilcileri öyle olmadığını açıkça ortaya koyuyor) ve azınlıklar arasında ayırımcılık yapılacaksa bir Çerkez olarak ben de Lazlar gibi Çerkez isimlerinin kitaplara konmasını isterim doğrusu:

"Setenay topu tut. Upse ip atla.

Janberk elma topla" gibi cümleler de olması bütün Çerkezleri sevindirecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR