Yılmaz ve Bahçeli demiş ki...

Dün Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi “Ego’lar Savaşı” başlıklı yazısına “seçim telaşı -veya ateşi- siyasi partiler arasında birleşme laflarını tekrar gündeme taşıdı” diyerek başlamış, sağ ve sol partilerin tek başına barajı geçme hayallerinden, egolarından söz ederek sürdürmüştü

Haberin Devamı

Dün Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi “Ego’lar Savaşı” başlıklı yazısına “seçim telaşı -veya ateşi- siyasi partiler arasında birleşme laflarını tekrar gündeme taşıdı” diyerek başlamış, sağ ve sol partilerin tek başına barajı geçme hayallerinden, egolarından söz ederek sürdürmüştü.

Aynı gün Hür Parti Genel Başkanı, eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan VATAN gazetesine geldi.

Kısa sohbetimiz genellikle seçim öncesi merkez sağdaki tüm partilerin birleşmesiyle ilgiliydi. Sabah bir hastane açılışına katıldığını, orada birçok partiden siyasetçilerle, genel başkan yardımcılarıyla konuştuğunu ve hepsinin “mutlaka ulusal ittifak gerektiği” görüşünde olduklarını söyleyen Okuyan “Onlar böyle diyor ama genel başkanlarına bakıyorsunuz hiç oralı değil” dedikten sonra 2002 seçimleri öncesine ait bir anekdot anlattı.

Ecevit, Yılmaz, Bahçeli hükümeti erken seçim kararı alınca Yaşar Okuyan, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli’ye giderek “Ne yapıyorsunuz, bu kararı alırken kamuoyu araştırmalarındaki durumunuza baktınız mı” diye sormuş.

Bahçeli “Biz sadece AB karşıtlığından yüzde 20 oyumuzu alırız” derken Yılmaz “Biz sadece AB taraftarlığımızdan yüzde 20 oy alırız” cevabını vermiş. Sonrası malûm, hepsi barajın altında kaldılar.

Tekrar Oktay Ekşi’nin yazısına dönecek olursak, halkın sesine kulak verecek olursanız merkez sağ ve sol partilerin telaşının onun dediği gibi sadece “seçim” değil, “rejim” olması gerekiyor. Eğer rejimin altının derinden derine oyulduğunu, had safhadaki kadrolaşmayı, rejime bağlı tüm kurumlarla sürdürülen çekişmeyi ve diğer gelişmeleri bu partiler de görüyorlarsa o zaman artık böyle bir “ego” lüksleri olmadığını da bilmeliler.

Ben Ekşi’nin aksine DYP ve ANAP’ın birleştikleri ve aynı çatı altına daha küçük partileri de aldıkları takdirde ciddi bir şansları olacağına inanıyorum.

En azından ülkelerine, “güvenilir bir alternatif parti” bekleyen geniş seçmen kesimine karşı görevlerini yapmış olacaklar.

Bu iki partinin Yaşar Okuyan’ın anlattığı anekdotu da unutmamaları lâzım, garanti görülen oylar hayal çıkabilir.

Şimdiye kadar ne partiler egolarına yenilen, hayal kuran genel başkanlarla kaybolup gittiler, değil mi?

*****

Yine “tarihiyle yüzleşmek”!
Hrant Dink için 73 şair birlikte “Yetimler Ağıdı” isimli bir şiir yazmışlar. Yayınlanan kısmı gayet güzel, ellerine sağlık.

Sadece “tarihiyle yüzleşmekten çekinmeyen berrak zihinler” bölümü sanki “tarihiyle yüzleşme” özelliğinin sadece bir gruba, bir kesime ait olduğunu anlatıyor gibi.

Oysa Türkiye kastedilen konuda toptan bir tarihle yüzleşme başarısı göstermiş, hatta bütün dünyayı “tarihle hep beraber yüzleşme”ye davet etmiştir. Onlar henüz (tek bir tarihçi dışında) davete cevap vermediler o başka...

Şair değilim ama düz yazı olarak bu hatayı hatırlatmak istedim.

*****

Medya tartışması!
Bu Pazar Her Açıdan’da medyanın sorunlarını ve durumunu tartışacağız.

* Türkiye’de basın görevini yapıyor mu?

* Evrensel anlamda bir basın özgürlüğü Türk basını için geçerli mi?

* Kurtlar Vadisi Irak dizisinin kaldırılması toplumsal tepki sonucunda mı oldu?

* Türkiye’de başbakanlar neden hep medyayla kavgalı, iktidarlar medyaya baskı mı yapıyor gibi soruların cevaplarını;

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, İki gazeteci/yazar: Mine Kırıkkanat ve Nazlı Ilıcak, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ve tabii ben (yani; biri başyazar olmak üzere toplam 4 gazeteci/yazar) birlikte arayacağız.

Merak edenleri bekliyorum.

(Not: Yalnız, yayın saati son haftalarda maalesef zaman zaman değiştiği için, izleyecekseniz sabah 11.45’ten itibaren STAR kanalında olmanız gerekiyor.

Her an başlayabilir... Ve bunu değiştirmek elimde değil!)

DİĞER YENİ YAZILAR