Yeni parti oyları toplar!

Merkez sağ ve sol partilerin birleşmesi için en fazla gayret gösteren ve hatta bunu baskı boyutuna getirenlerden biri de benim

Haberin Devamı

Merkez sağ ve sol partilerin birleşmesi için en fazla gayret gösteren ve hatta bunu baskı boyutuna getirenlerden biri de benim.

Gerek Mehmet Ağar, Erkan Mumcu ve Deniz Baykal’la yaptığım televizyon programlarında, gerek yazılarımda halkın beklentisinin sağ ve solda dağınık vaziyetteki partilerin birleşmesi olduğunu sık sık dile getirdim ve her üç partinin genel başkanlarına da ısrarla söyledim.

Bunun nedeni “o partiye, bu partiye vermeyelim de kime verelim, ortada güçlü bir alternatif mi var” diyerek çaresizlik ifade eden büyük kitlelerin varlığıydı. İşte o kitleler ya icraatlarından pek de memnun olmadıkları halde belli bir partiye oy veriyorlar veya “kararsızlar/tepkililer” grubuna katılıyor ve maalesef oy kullanmıyorlar.

Sol partiler bu ciddi duruma rağmen yine birleşmeye yanaşmadılar, merkez sağ ise daha sorumlu davranarak bu konuda bir adım attı. Bu adımın Türkiye için çok önemli olduğunu söylemeye gerek yok.

DYP ve Anavatan partilerinin birleşme çalışmalarında yol katettiklerini ve büyük ihtimalle bu hafta bir açıklama yapılacağını 8 Nisan Pazar günü televizyon programım Her Açıdan’da söyledim. Daha sonra, dün ve bugün gazetelerde bu konuda köşe yazıları da çıktı.

İsim ve Amblem
Benim aldığım duyumlara göre yeni partinin adı bazı tahminlerde söylendiği gibi Demokrat Parti değil, yine büyük ihtimalle; Demokrat Merkez Parti (DMP), amblemi ise Türkiye haritası üzerinde kır at olacak.

Mehmet Ağar dün üç günlük Antalya gezisini bitirerek Turgut Özal’ın ölüm yıldönümünde anıt mezarda yapılacak törene katılmak ve Başbakan Erdoğan’la görüşmek üzere İstanbul’a geldi. Daha sonra Erkan Mumcu ile olan görüşmelerini de sürdürecek. Umalım da son dakikada bir aksilik çıkıp vazgeçilmesin.

Bu arada İlhan Kesici ve Mehmet Ali Bayar gibi bazı şanssızlıklar nedeniyle siyaset dışı kalmış dürüst ve başarılı isimlerin yeni partide yer alacağını duymak da sevindirici. Kadın adaylara önem verileceği de söylendiğine göre bence; çok deneyimli siyasetçiler olan İmren Aykut’u, Önay Alpago’yu veya Türk Kadınlar Birliği Başkanı Sema Kendirci, iki ünlü avukat Hülya Gülbahar ve Canan Arın gibi “kadınları iyi temsil edecek” isimleri de unutmamalılar. Örneğin; bir gün Aykut, Alpago veya Kendirci’nin yıllardır başarısızca yönetilen Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık’ın başına gelmeleri ne büyük bir fark yapacaktır (Kendirci için CHP de uygun bir parti, bence onu kim kaparsa o partinin şansı olacak.)

Gelişmeleri sabırsızlıkla bekliyoruz!

*****

Yalnız Cumhurbaşkanı seçimi farklı!
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Süheyl Batum demokrat kişiliği, Anayasa hukuku konusundaki derin bilgi ve birikimiyle son derece değerli bir bilim adamıdır.

Güzel ve akıcı konuşması, net açıklamalarıyla kafalardaki soru işaretlerini en kolay giderebilen bir hukukçu... Bu özelliklerin hepsi bir arada olmadığı zaman sadece bilgi de yeterli olmayabiliyor, onda hepsi mevcut.

O nedenle cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında “Meclis’teki yeter sayısı” tartışmalarında “367 gereklidir” sözlerini sanki siyasi taraf olmuş gibi değerlendirmenin de büyük bir haksızlık olduğuna inanıyorum.

Aslında “gereklidir” diyenlerin de, aksini iddia eden ünlü hukuk adamlarının da bir kutuplaşmaya hizmet ettiklerini düşünmek bence çok yanlış. Gerçi deneyimli hukukçuların nasıl olup da Anayasa’yı bu kadar farklı şekillerde yorumladıklarını anlamak zor ama yine de yanlış.

Bu konuyu Prof. Süheyl Batum’a sordum, şu açıklamayı yaptı: “367 gerekli diyenler Tayyip Erdoğan’a karşı oldukları için bunu söylemiyorlar, sistem böyle...

Anayasa diyor ki 184’le Meclis’i açacaksın ama 139’la karar alabilirsin. 96. madde ‘En az üçte bir ile açılabilir’ diyor ve bir madde daha ekliyor; her hâlükârda karar vermek için 1/4’in 1 fazlasından aşağı düşme. Yani 184’le toplan ama kararı 139’la al. Bu şekilde istenen her kanun çıkarılabilir, hatta savaş kararı bile alınabilir. Ama...”

Devam ediyor: “Ama aynı Anayasa 6 madde sonra, 102. maddede ‘Cumhurbaşkanlığı için 367 gerekir’ diyor. Anayasa çok net ve açıktır.” Bu açıklamadan sonra Batum, Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın; “Anayasa’da cumhurbaşkanlığı seçiminde bırakın uzlaşmanın gerekli olduğunu, ‘u’sunu bulamazsınız” sözlerini hatırlatarak “367”nin açık şekilde “uzlaşma istendiği” anlamına geldiğini ve bir Meclis başkanı ve hukukçunun bunun aksini söylemeyeceğini belirtti.

Özalda'da tartıştık
Bu konuyu Özal’ın cumhurbaşkanlığı öncesinde de tartıştıklarını ve kendisinin aynı şeyleri söylediğini anlatan Prof. Süheyl Batum şöyle devam etti:

“Özal yine de çıktı diyorlar ama Anayasa’ya aykırıydı ve zorluk çekti. Ayrıca Anayasa’ya aykırı bir uygulama bir kez olmuşsa kural haline gelecek değildir. Bu bir zihniyet meselesidir ve bu anlayışa uyulacak olsa ortada ne hukuk, ne adalet kalır.”

Süheyl Batum’un açıklaması hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor bence!

DİĞER YENİ YAZILAR