Kamuoyu Araştırmaları Merkezi'nin (KAMOY) yaptığı son araştırmaya göre seçmenler arasında "Hiçbir partiye oy vermem" diyenlerin oranı yüzde 22.3... En fazla oy alan partinin yüzdesi 25.6 çıktığına göre bu partiyle çekişecek bir oy miktan yine çöpe gidecek demektir.
Bu orana, baraj altında kalacak rakamlarla DSP, GP, BBP ve "diğer diyenlerin toplamı olan (ve yine boşa gitmiş sayılan) yüzde 8.2'yi de eklediğinizde işe yaramayan oylar; yüzde 30.5 ile iktidara sahip demektir.
Peki bu ne demek? Şu andaki iktidar partisi dahil olmak üzere hiçbir partiyi oy vermeye değer bulmayan ve farklı, güven verici bir yeni parti ortaya çıktığı takdirde ona yönelecek olan büyük bir seçmen kitlesi var ortada...
Aynı araştırmadan çıkan bir diğer sonuç da partilerin tercihlerinde "lider faktörü" nün ilk sırada yer alması. Demek ki güvenilir, özü sözü doğru, siyaset uğruna istismar yapmayan
buna karşılık icraat yapabilecek güçte ve samimiyette bir lider, kendisine benzer özelliklerde insanlarla bir parti kursa şu andaki tablo anında değişebilir.
Açıkçası ben de bunu bekleyenlerdenim. Kafamda böyle bir partiye yakışacak, şu anda siyaset dışı kalmış (veya şanssızlık sonucu kendisine uymayan bir partiye geçmiş) isimler de var. Kemal Derviş'in son anda fikir değiştirmesiyle dağılan oluşum eğer kalabilseydi, onun da bugünkü tabloyu değiştirebilecek güçte bir parti haline gelmesi beklenebilirdi.
Muhtemelen o olaylara üzüntüsünden hastalanan İsmail Cem Dışişleri Bakanı olsaydı, daha akılcı bir dış politika izlememiz de mümkün olabilirdi.
Türkiye'de din, inanç, türban, Kur'an şovu yapmaya gerek duymadan "inanan", siyaset, dil, ekonomi bilen ama siyasi oyunlar nedeniyle etkisiz hale getirilmiş çok sayıda isim var. Aralarında lider özelliği taşıyan, kitleleri etrafında toplayacak olanlar da mevcut.
Bütün mesele Cem ve Derviş'in Yeni Türkiye Partisi'nde ortaya çıkan "kim birinci adam olacak, kim ikinci" kavgasını yaratmamak. Zira başarılı ikinci adam olmak da az şey değil ve Türkiye'nin buna çok ihtiyacı var.
Bu özellikleri taşıyanlar neden hâlâ susmaktalar bilinmez ama bence artık zamanı geldi... Yeni ve güvenilir bir lider ile parti bekleyenlerin bu beklentisi cevaplanmalı.
"Alternatif olmadığı için buna oy verdim, keşke vermeseydim" pişmanlığını Türk seçmeni bir kez daha yaşamamalı...
Biz de bir "beklenen lider" anketi mi yapsak acaba?
Silahla sevinen AKP'liler!
Ordu'da AKP Milletvekili Enver Yılmaz'ın kardeşinin düğününe katılan AKP'li siyasiler, Bakan Hilmi Güler'i silahlarını çekip havaya ateş ederek uğurlamışlar.
Düğün sahibi Enver Yılmaz la AKP Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa başı çekmiş. Hiç şüphem yok ki şu satırları okurken üzüntü duymak yerine gevrek gevrek gülüyor ve kasılıyorlardır.
Eh, silah tutmak, silah atmak bir toplumda kabadayılık, erkeklik, cesaret vs. vs. gösterisi (veya ispatı) haline gelirse olacağı budur işte. Eğer biz gerçekten medeni, yasalara, toplum kurallarına saygılı, olgun bir toplum haline gelmiş olabilseydik, onları toplum tepkisiyle cezalandırabilseydik bunu yapamayacaklardı.
Dejenere edilen, çarpıtılan değerler, komplekslerin bu tür çağdışı gösterilerle tatminine göz yumulması işte bizi bu hale getirdi. Milletvekili, devletin en prestijli kurumunun; Meclis'in ve milletin temsilcisi bunu yaparsa gerisini siz düşünün.
Düğünlerde havaya silah atma merakı, erkeklik kompleksi nedeniyle kaç insan, kaç çocuk yaşamını kaybetti bugüne kadar.
Bunu bildikleri, Türkiye'de ve dünyada silaha başvurmanın zararlarına her gün şahit oldukları halde kötü örnek olmaya devam eden, görevini kötüye kullanan, kötü örnek olan, cehalet görüntüsü veren bu milletvekillerine kimse bir şey yapamıyor, söyleyemiyor.
Kaldırmaya bir türlü yanaşmadıkları dokunulmazlık kalkanına sığınarak yapıyorlar bütün bunları. Ne acı değil mi?
Ancak "yazıklar olsun" demek geliyor elimizden. Yazıklar olsun böyle siyasete, böyle siyasetçiye!
Yeni bir oluşum!
Kamuoyu Araştırmaları Merkezi'nin (KAMOY) yaptığı son araştırmaya göre seçmenler arasında "Hiçbir partiye oy vermem" diyenlerin oranı yüzde 22.3...
Haberin Devamı

