'Yeni anayasa' neden seçimden önce açıklanmalı?

Haberin Devamı

Öyle görünüyor ki türban konusunda da yeni anayasa konusunda da partiler arasında anlaşma sağlanıncaya kadar yine haftalar, aylar boyunca liderlerin atışmalarını izleyeceğiz.

“Eleştiriye evet ama hakaret asla” denmişti son olarak, onun için belki hakaretsiz polemikler olacaktır fakat yine de olacak...

Türbanın devlet üniversitelerinde serbest bırakılması daha önce denenmiş ve konunun türbanda kalmadığı, ibadetler için de baskıların ortaya çıktığı, üniversitelerde radikal dinci grupların olaylar çıkardığı görüldüğü için bu uygulamadan vazgeçilmişti.

Şimdi ana muhalefet partisi de “tekrar uygulanmasını sağlayalım” diyor. Bunun bir nedeni türbanlı öğrencilerin eğitim hakkından yoksun bırakılmaması ise diğeri de sadece “üniversitede türban” sorunu nedeniyle toplumun din üzerinden bölünmesi ve bu konunun siyasi olarak kullanılmasının engellenmesidir.

Her ne olursa olsun, bunca yıldır toplumun türban sorununa kilitlenmesi ve mağduriyetler önlenmiş olacak. Normal olarak bunca yıldır “siz engelliyorsunuz” diyenlerin kabul edip hemen çözüme geçmesi gerekir değil mi?

Ama bu kez de Başbakan’dan “bunca yıldır karşı çıktınız, şimdi neden razı oluyorsunuz? Samimi olun, hayal kırıklığına uğradık” gibi tepkiler duyuluyor.

BAĞCIYI DÖVMEK

Peki nedir “türban”la ilgili samimiyet talebi?

“Daha önce denendi, sorunlar çıktı, bu nedenle laik devlet alanlarında dini kıyafet ve ibadet yasağına uyulsun” demedikleri, gelecekteki her türlü sorunu, sorumluluğu göze aldıkları için mi suçlanıyorlar?

Mesele üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek ve olayı çözümsüzlüğe sürükleyerek türban konusunu siyasi malzeme halinde korumak değilse bu suçlamanın anlamı ne olabilir?

Öte yanda son Anayasa değişikliklerini iktidar partisi tek başına hazırlayıp Meclis’e götürdüğü, partiler arası uzlaşma komisyonu kurulmasını da istemediği için muhalefet partilerinin haklı olarak katılmadığı değişiklikler referandum yoluyla gerekleştirildi.

Buna rağmen CHP inatlaşma yapmıyor, kırgınlık göstermiyor; “Haydi gelin yeni anayasayı en kısa zamanda birlikte hazırlayalım, seçimden önce bitirelim” diyor.

UZLAŞMA İSTENİYORSA

Başbakan bu konuda da “dürüst olalım, daha bir buçuk yıl varken ‘anayasa değiştirilemez’ diyen siz değil miydiniz? 2011 seçimlerine kadar hazırlanır, seçimden sonra çıkarılır” açıklaması yapmış.

Türbanda samimi bulmuyor, anayasa konusunda dürüst bulmuyor. Bu şekilde devam edilirse iki partinin uzlaşması, anlaşması mümkün müdür? Yine kavga gürültü ile aylar kaybedilecek. Kutuplaşma da cabası...

Oysa sorunlar pratik şekilde, uzlaşma gerçekten isteniyorsa uzlaşmaya çalışarak çözülür.

Sadece CHP değil, BBP, SP dahil tüm partiler yeni anayasanın seçimden önce yapılmasını istiyorlar.

Bunun en önemli nedenlerinden biri BDP ile PKK’nın taleplerinin yeni anayasada ne şekilde karşılanacağının görülmesidir ki, bunu seçimden önce görmek toplumun, seçmenin de hakkıdır.

TÜRKİYE’YE BİÇİLEN BÜTÜNLÜK

Aysel Tuğluk, Öcalan’la görüştükten sonra “PKK eylemsizlik kararını uzatabilir. Hükümetin atacağı adımlar beklenecek. Çözüm Türkiye’nin bütünlüğü içinde olacak” demişti.

Yani terör ve ateşkes, hükümetin atacağı adımlara karşılık (ki bu adımlar Anayasa’nın değiştirilemez ilk üç maddesiyle ilgilidir) aslında halâ bir şantaj gibi kullanılıyor. Ayrıca Türkiye’ye biçilen “bütünlük” kavramının nasıl bir bütünlük olduğu da bilinmiyor.

Bu konuya daha sonra değineceğim, İspanya-ETA örneği verildiğine göre çok problemli bir bütünlük olacak, hatta hiç bütünlük olmayacak da diyebiliriz.

Kısacası seçimin “dürüstlüğü” açısından yeni anayasanın seçimden önce hazırlanması ve en azından halka açıklanması hayati önem taşıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR