Yemezler!

Uzunca bir zaman geçti ama devamlı okurlarımız hatırlayacaklardır, bir ara “Sabetayist” hikâyesi çıkardılar. Biz Sabah’tan ayrıldıktan kısa süre sonraydı bu mektuplar gelmeye başladı...

Haberin Devamı

Toplumun inandığı, güvendiği bir isimseniz ve ülke geleceği için önem taşıyan işler yapıyorsanız bundan rahatsız olanların etkinizi azaltmak için elinden geleni yapacağı da bellidir.

Bunu bilerek, her şeyi göze alarak yaparsınız görevinizi... Ben de aynen öyle yapıyorum.

Uzunca bir zaman geçti ama devamlı okurlarımız hatırlayacaklardır, bir ara “Sabetayist” hikâyesi çıkardılar. Biz Sabah’tan ayrıldıktan kısa süre sonraydı bu mektuplar gelmeye başladı...

“Adınız Sabetayist listelerinde geçiyor, siz Sabetayist misiniz” diye soruyordu bazı okurlar.

Ayıptır söylemesi o günlerde bilmiyordum ne demek olduğunu, her şeyi de bilemezsiniz ya!

Bazıları biliyor veya “bilir gibi görünüyor, çaktırmıyor” ama ben onlardan değilim... Neyse etrafımdakilere “Nedir bu Sabetayist, yenir mi” filân diye sordum. Anlattı bilenler, meğer eskiden Yahudi olup da sonradan Müslümanlığa geçenlere denirmiş. Ve Sabetayistler ne tam orada, ne de burada olabilirlermiş... Kısacası “işe yaramaz”, “söylediği de dinlenmez” anlayacağınız. Oh ne güzel, ne kolay, tek kelimeyle senin bir ömür adadığın gücünü, inanılırlığını sıfırlayıverdiler...

Sonra baktık ki bu liste öyle böyle değil; memlekette siyasetten, Dışişleri’ne, medyadan, sanata, bilim dünyasına kadar her alanda en başarılı (ve çoğu da İslâmi rejim hevesine karşı duyarlı, laik-demokratik rejime bağlı) isimlerin hemen tamamı o listelerde.

Öyle hale gelmiş ki liste dışı kalanlar “Biz önemsenmiyor muyuz yani, yok mu bunun bir oluru, ne lâzımsa verelim bizi de alın” demeye başladılar. (O günlerde bunlar yazıldı.)

Ben adımın listelerde olduğunu duyar duymaz, susunca “kabullendi” zannetmesin hazırlayan beyler diye hemen cevap verdim ve dedim ki;

“Buyrun, annem Antakya’nın en köklü, en eski ailelerinden birinden; Kâtipoğlu soyadından gelen bir öğretmendir, babam ise Adana, Karaisalı’dan çıkmıştır, soyadı Ünaldı’dır, yaşadığı sürece (ve halen) bu şehrin gurur duyduğu bir siyasetçi olmuştur. Haydi şimdi araştırın, eğer takıldığınız bir nokta olursa bana başvurun yardımcı olayım ve bulun bakalım nereden Sabetayist oluyor muşum”...

Aynı zamanda onlara uzunca bir süre verdim ve bu sürenin sonunda ses çıkmadığı takdirde Türkiye’nin başarılı isimlerini listeler halinde karalamaya çalışan saygısız, sorumsuz “yalancılar” olduklarının anlaşılacağını söyledim.

Zaman geçti, süreyi uzattık yine de hiçbir cevap gelmedi. Sahtekârlığı kabul etmiş oldular. Dün Uğur Öztürk isimli bir okurdan gelen mektupta “İnternet sitelerinde Hadassah üyesi olduğunuz yazıyor, lütfen bizi aydınlatın” diyordu.

Hay Allah, yine bilmiyorum, bu konuda kültürüm eksik kalmış, sakın köktendinci bir dernek filan olmasın? Sordum çevreme “Nedir bu, yenir mi, içilir mi” diye, araştırdılar meğer bu kez “kadın Sabetaycılar grubu” imiş...

Eh, yemezler yani... Haydi yine davet ediyorum, köklerim ortada. Ispatlayamazlarsa “Allah korkusu da olmayan yalancı”dır hepsi, sahtekârdır...

Laik rejimi savunanların safkan Müslüman olamayacağını beyin yıkama yöntemiyle yutturmaya çalışıyorlar. Oysa milyonlarcası yaşıyor Türkiye’de...

Anlamak için ülkeye dalga dalga yayılan mitinglere bakmaları yeterli!

DİĞER YENİ YAZILAR