Yekta Kara ve bir sanat şaheseri!

Üç yıl aradan sonra Yekta Kara'nın sahneye koyacağı eserin iddialı olacağını tahmin ediyordum ama inanın bu derece başarıyı tahmin etmem olanaksızdı

Haberin Devamı

Üç yıl aradan sonra Yekta Kara'nın sahneye koyacağı eserin iddialı olacağını tahmin ediyordum ama inanın bu derece başarıyı tahmin etmem olanaksızdı. Bugüne kadar gelmiş geçmiş opera yönetmenleri arasında ismini Türk Sanat Tarihi'ne altın harflerle kazıyan isimlerden biridir Yekta Kara.

Verdi'nin II Travatore'sini çocukluğumdan bu yana defalarca izledim ve açıkçası birçok kez karanlık ve aşırı durağan sahnelerde sıkıldığım olmuştur. Ama bu kez o sahneler bile muhteşem sesler ve orijinal buluşlarla son derece canlı bir hale getirilmişti. Hele o sesler... O sesler... Oyuncu seçimi... İnanılır gibi değildi. Uzun süredir bu kadar keyifle izlediğim bir opera olmamıştı ne yalan söyleyeyim. Aynı duyguyu Broadway'de iki üç yıl önce izlediğim, müziklerini Elton John'un yaptığı Aida'da hissetmiştim. Yekta Kara'nın II Travatore'de yaptığı gibi, yüzyıllar önce geçen olaylar ile bugün arasında bağlantı kurulmuş, modernize edilmiş, oyun, kostüm, müzik yepyeni bir anlayışla yorumlanmış ve sonuçta olağanüstü etkileyici bir eser ortaya çıkmıştı. Her zaman söylerim, yönetmen bir oyunun en önemli unsurudur. İyi bir yönetmenin elinde oyuncular en güzel sesleri çıkaran enstrümanlara dönüşebilir. Burada olduğu gibi, zaten halihazırda hepsi çok özel yetenekler ise, o zaman da işte böyle unutulmaz, tadına doyulmaz bir eser çıkar ortaya.

II Travatore Verdi'nin fırtınalı yaşamını, aşırı yoğun duygularını ve isyankâr ruhunu yansıtan, içinde aşk, tutku, iktidar kavgası, kısacası insanlan esir alan ve hata yaptıran tüm duygulan barındıran bir opera. İzlemeden önce programı alıp hikâyeyi okumanızı öneririm, zira konuyu iyi bildiğinizde (her ne kadar konuşmalar ışıklı panoda Türkçe'ye çevriliyorsa da) çok daha zevkle izlemeniz mümkün. Osman Şengezer dekor ve kostümlerinde harikalar yaratmış. Çağın savaşlarıyla bağlantı kuran resimli kolonlar, hareket eden iki katlı cezaevi sahnesi, her şey kusursuz.

Kont Luna'da Mete Uğur yılların deneyimini muhteşem bir performansla konuşturuyor. Bu uluslararası ödül ve hayranlık kazanmış sanatçının hiç değişmediğini, aynı güçlü ses ve fizikle "opera"daki yerini koruduğunu görmek sanatseverler için büyük bir mutluluk. Mete Uğur tartışmasız Türkiye'nin sahip olduğu en üstün seslerden biri...

Yine deneyimli ve ünlü bir sanatçı olan Erol Uras Manrico'da, Perihan Nayır Leonora'da, Jaklin Çarkçı Azucena'da süper performans gösteriyorlar. Kısacası, orkestra dahil tüm sanatçılar herhalde yaşamlarının en üstün basanlarından birine imza atmaktalar II Travatore'de. Anlatmakla olacak gibi değil. Mutlaka gidin ve izleyin. Seslerini adeta enstrüman gibi kullanabilen sanatçılarımızla gurur duyun. Kaçırılmayacak bir sanat şaheseri bu!

DİĞER YENİ YAZILAR