Yazmak isteyip yazamadıklarım!

Olaylar öyle hızlı akıyor ve öyle büyük orunlar ortaya çıkıyor ki yazmayı ok istediğim halde zamanını kaçırdığım şeyler oluyor...

Haberin Devamı

Olaylar öyle hızlı akıyor ve öyle büyük orunlar ortaya çıkıyor ki yazmayı ok istediğim halde zamanını kaçırdığım şeyler oluyor.

Meselâ Vural Gökçaylı'nın yıllardır her defilesiyle toplanan gelirlerin tümünün Afrodisias kazılarında çıkarılan tarihi eserleri korumak üzere harcanmasını hep takdir etmişimdir. Aynı zamanda arkadaşım olduğu için nasıl aylarca emek vererek, göz nuru dökerek, kendini yorarak hazırladığını bildiğim defilelerden tek kuruş almaz.

Bu yıl da Rahmi Koç Müzesi'nde yaptığı "68'den Anılar" isimli defilede 5 yabancı, 10 Türk mankenin sunduğu kıyafetler yine kusursuzdu. O kadar kusursuz, o kadar dünyanın en ünlü dizaynırlarıyla yarışacak kalitedeydi ki Fransız, Alman ve Hollanda Büyükelçileri hayranlıklarını nasıl ifade edeceklerini şaşırdılar.

Fransız Büyükelçisi'nin "Fransa'da sizin gibi modacı kalmadı" sözlerine Vural Gökçaylı "Çünkü Fransız modaevlerinin başında artık hep yabancılar var. Bu, çok güzel bir Fransız restoranının başına İrlandalı ahçı koymak gibi bir şey" cevabını vermiş.

Ben de yabancı büyükelçilere aynen katılıyorum; böyle bir dikiş, böyle özgün ve titiz bir çalışma, böyle zerafet az bulunur.

Avrupa ülkelerinden davet alan Uğurkan Erez'in koreografisi harikaydı, o ülkelerde bugüne kadar izlediğim defilelerde, hatta Kenzo'nun Paris'teki muhteşem jübile defilesinde bile daha iyisini görmedim.

Gökçaylı'nın hazırladığı 60'lı, 70'li yıllara ait en güzel parçalardan oluşan müzik, nostaljik kıyafetlerle tam bir uyum içindeydi. Yabancı mankenler de iyiydi ama bence gecenin yıldızları yine Çağla Şikel ve Sema Şimşek ti.

Çağla, mesleğinin, gençliğinin ve güzelliğinin zirvesinde. Bütün o zerafeti, mağrur ama ölçülü bir tebessümle bütünleştirmeyi de çok iyi biliyor. Birlikte çalıştığı herkesin (dizilerde, defilelerde) onu "uyumlu, disiplinli ve iyi huylu" olarak tarif etmesi Çağla Şikel'in başarısını daha anlamlı kılıyor bence.

Defileden elde edilen gelirin yanında, kazılardan çıkarılan 5 rölyefin (Mehmet Ali Birand'ın hakkını inkâr edemeyiz) 10'ar bin YTL'den satılması sonucu müze için 50 bin YTL daha toplandı.

Vural Gökçaylı'nın başarısını ve kültür hazinelerimizin korunmasına yardım çabalarını gönülden kutluyorum.

Komedi mi, değil mi?
Beni rahatsız eden ve yazamadığım bir konu da Berna Laçin-Gencay Gürün arasındaki polemikti. Afife ve Sadri Alışık Ödülleri'nde "Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu" seçilen Berna Laçin, Gencay Gürün'ün "Dönmedolap komediden ziyade duygusal ama yer yer güldüren bir oyun" sözlerine ağır bir cevap vermişti.

"Dönmedolap"taki oyununu benim de takdir ettiğim Laçin'in (aslında kendisi de 'son sözü ilk söyleyen, tepkisel biri olduğunu' ve bu nedenle yanlış anlaşıldığını belirtiyor); "Gencay Gürün, Nilgün Belgün'ün ve benim, iki oyuncusunun farklı dallarda ödül alması hayalini kuruyordu. Ama hayat öyle değil. Keşke hiç konuşmasaydı. Oyun komedidir" gibi açıklamaları Gencay Gürün'ü haklı olarak üzmüş olmalı ki "Berna kesinlikle böyle bir şey söylememiştir" dedi.

Berna Laçin'in "Ben ciddi bir oyunu bile komedi gibi yorumlayabilirim, kimse karışamaz" sözleri tartışmanın kilit noktası bence... Kimse karışamaz ama yönetmenden ve oyun yazarından başka...

Burada oyunu seçen, kendi yorumuyla çeviren ve yöneten Gencay Gürün. Sanatçının yorumu yönetmenin tercihiyle sınırlıdır. Yani yazan ve yönetenden çok sanatçının veya başkalarının karar vermesi söz konusu değildir.

Kaldı ki Berna Laçin'in bugünkü noktaya gelmesinde "öğrenciliği biter bitmez" onu Teote'de başrol oynatan, daha sonra "Kadınlar da Savaşı Yitirdi", "Vanya Dayı", "Yeni Baştan" gibi önemli oyunlarda ünlü sanatçıların karşısında rol veren Gürün'ün büyük etkisi vardır. Özellikle "Yeni Baştan", bu oyunda rol alan tüm sanatçıların başarısında etkili olmuştur.

Bunları unutarak, başarıyı tek başına elde etmiş gibi konuşmak, kendisine ilk günden beri verilen desteği göz ardı etmek, hele de "Onun hayali buydu" gibi hayali iddialarda bulunmak ciddi bir yanlış ve haksızlık.

Cem Yılmaz, Beyaz'a yaptığı hatada özür dileme büyüklüğünü gösterebilmişti. Berna Lacin'in de bunu yapması gerekir.

Gencay Gürün o sözleri hiç hak etmiyor!
(Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR