Kanaltürk'te Fethullah Gülen'le ilgili olarak "2 numaralı adamı" denilen Nurettin Veren'in yaptığı konuşmaların bazı bölümlerini dün köşemde verdim.
Hemen o gün çok sayıda mektup geldi, bunlar arasında "Bu millet Fethullah Gülen'i tanıyor, anlaşılan siz hiç tanımamışsınız" diyenler (o iddialar bana ait değil ki), Nurettin Veren'e verip veriştirenler, onu Sabetayist ilân edenler, TÜSİAD'ı da onunla birlikte Sabetayist ilân edenler, bana kızanlar, teşekkür edenler vardı.
Bir de "Neden yorum yapmamışsınız, o açıklamaların altında sizin yorumunuzu da beklerdik" diyenler... Yorum yapmadım çünkü bu konudaki gerçekleri tümüyle anlamış değilim. Ama programdaki açıklamalar binlerce kişi gibi beni de çok şaşırttığı, "tekrar yayınlanacağı" da söylendiği için bir kısmını köşeme aldım.
Konuyu araştırmak benim işim değil, onu ilgili merciler yaparlar ama bu kadar sıradışı olayları duyunca haber olarak, daha önce de yaptığım gibi yazılarımda yer verebilirim. Dün de yazımda sadece duyduklarımı aktardım ve 'birçok devlet kuruluşunda, Emniyet teşkilatında yayıldığı söylenen bir anlayış hakkında söylenenler önemlidir' dedim. Hâlâ aynı fikirdeyim.
Öte yanda yapılan herhangi bir dinci faaliyetle veya siyasette, devlet yönetiminde din/inanç istismarı yapılmasıyla aynı görüşte olmayan veya "laik cumhuriyete sahip çıkan" herkese Sabetayist etiketinin kasıtlı olarak yapıştırıldığını da daha önce günlerce yazmıştım.
Nurettin Veren Sabetayist midir, öyle ise 35 yıl neden "cemaat" te ikinci adam olarak yer verilmiş ve birçok kuruluş ona teslim edilmiştir bilemem. Ama TÜSİAD gibi iş alanında en başarılı isimlerin, yöneticilerin bulunduğu ve bu isimlerin arasına yenilerinin de katıldığı çok önemli bir sivil toplum kuruluşunun toptan Sabetayist ilân edilmesine ancak gülerim. Herkes de güler.
Bunu söyleyenler, her bir isim hakkındaki iddialarını soy, sop belirleyerek kanıtlamak zorundadır. Aksi komediden ibarettir.
Benim bu konuda yazacaklarım da bundan ibaret!
Baykal, DYP ve AKP!
VATAN'ın yaptırdığı seçim anketini değerlendirirken CHP'nin "ana muhalefet partisi" olarak yeterli proje sunamayışından, kendi bünyesindeki farklı sesleri susturmasından söz ederek 'o gerilerken DYP yükseliyor' demiştim.
Bazı okurlarımız "DYP nasıl bir farklı proje sundu ki CHP için böyle yazdınız" diye sordular. Aslına bakarsanız ben aynı şeyleri TV programıma konuk olduğunda Deniz Baykal'a da açıkça söylemiştim. Halk yapıcı tenkitler, yeni öneriler, projeler bekliyor. Türkiye'nin her zamanki şanssızlığı iktidarların "özeleştiri yapma ve eleştirilere kulak verme" niteliğine sahip olmaması yanında muhalefet partilerinin yeni, farklı projelerle ortaya çıkamamasıdır.
Küskünleri topluyor!
Bugün de hepsi aynı yolda yürümekteler.
DYP farklı olarak "Ben bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırırım, kutuplaşmaları önlerim, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlarım" diyor ve nasıl yapacağı hakkında biraz fikir veriyor. Bir farklılığı daha var; Tansu Çiller döneminde küstürülmüş, kızarak kenara çekilmiş partilileri tek tek geri dönmeye ikna ediyor. Halkın arasına giriyor.
İşte CHP bunu yapmıyor, yapamıyor. Ne gençleri, ne Meclis dışında kalmış, deneyimli, değerli isimleri ne de küskünleri çatısı altında toplayamıyor. Halka inemiyor. Güçlü bir demokratik sol parti tabanı yaratma gayreti göstermiyor.
Bununla birlikte bu tür hataları yalnız CHP'nin (veya Baykal'ın) yaptığını düşünmek de büyük haksızlık olur. Örneğin AKP'nin, Eskişehir Kongresi'nde "Tayyip Erdoğan'a rağmen" kazandıkları için 11 Başkanını ve yönetimi feshettiği yeterince duyuldu mu?
Hiçbir mâkul sebep gösteremeden, seçilmiş başkanın gıyabında onu görevden alıyorlar...
Başkalarının "demokrasisini" her fırsatta tenkit eden Erdoğan'a da bir sormak lâzım;
Bu hangi demokrasi ve etik anlayışına uyar?
Artık liderlerin aklını başına toplaması kadar bizim de sadece bazı isimleri günah keçisi seçip diğerlerinin yanlışlarını göz ardı etmekten vazgeçmemiz gerekiyor!
HYP nerede?
Bu arada VATAN'ın anketinde Yaşar Nuri Öztürk'ün Genel Başkanı olduğu HYP'nin neden görünmediğini soranlara onun yüzdesinin de "Diğer partiler; %4,1" arasında bulunduğunu hatırlatmak istiyorum.
Yazar ne yazar?
Kanaltürk'te Fethullah Gülen'le ilgili olarak "2 numaralı adamı" denilen Nurettin Veren'in yaptığı konuşmaların bazı bölümlerini dün köşemde verdim
Haberin Devamı

