Yaz referandumu, terör ve Ergenekon!

Haberin Devamı

Başım dönüyor, gözlerim kararıyor artık olayları duydukça... Bitmiyor, arkası kesilmiyor; teröründen siyasetine birbirinin canına kastetmiş insan görüntüleriyle her şey entrika kokuyor, fesat kokuyor... Yazık oluyor güzelim Türkiyemize!

Perşembe gecesi Hakkari Dağlıca’da yine teröristle çatışma... 2007’deki karakol saldırısında 12 askerin şehit olduğu, 16’sının yaralandığı, 8’inin kaçırıldığı yerde bu kez 2 şehit, 1 yaralı (5 terörist de öldürülmüş). Şehitlerimize içimiz yansa da helikopterlerle havadan ve zamanında destek sonucunda bu kez fazla şehit vermemiş olduğumuza sevinmek lâzım.

İhmaller varsa mutlaka araştırılmalı, ortaya çıkarılmalı ama neredeyse her terör olayında sanki saldırıyı PKK değil de TSK yapmış gibi dönüp bir de medya yoluyla orduya saldırılması “kavram kargaşasından medet umanlar tarafından” iyice moda haline getirildi ya, helikopterlerin zamanında harekete geçmesi bu yönden de büyük önem kazandı.

“Her yıl bahar aylarında terör artar, bu yıl da öyle oldu” tezi “bu yıl” hiç de inandırıcı gelmiyor, en azından derinlemesine incelenecek bir konu bu, özellikle de PKK terörünün “açılım” gibi; demokratik hakların verilmesine benzer konuları halledecek adımlarla ilgisi olmadığını, her şart altında terörü sürdürecek bir neden bulunacağını göstermesi açısından... Acaba bu kez vahşi cinayetlerin nedeni “Anayasa değişikliklerinde ‘vatandaşlık’ tanımının onların istediği şekilde değiştirilmemesi” midir yoksa açılımın “özerk bölge” noktasına getirilememesi mi?

Öte yanda yüksek mahkemelerin yapısını değiştirecek Anayasa paketi beklendiği gibi Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanırsa, büyük çoğunluğun hiçbir şey anlamadan oy kullanacağı referandum Temmuz ayının ortasında yapılacak. 22 Temmuz 2007 seçimindeki gibi herkes tatil yerlerinde ve tarım işçileri kitleler halinde yer değiştirmiş olacağı için yine karmaşa, yine hatalı sayımlar... TÜİK’in bir “seçmen sayımı”nda 5 milyonluk hata yaptığı ülkede böylesine hayati bir konuda bu telaş niye? Neden Eylül, Ekim beklenemiyor?

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk “Anayasa değişikliği ve düzenlemeleri için en az 4-5 ay süre gerektiğini, böyle bir düzenlemenin bir haftada sonuçlanmasını beklemenin bilime saygısızlık olduğunu, sağlıklı sonuç elde edilemeyeceğini” söylemiş. Üstüne yaz referandumu karmaşasını da ekleyin, sonuç nasıl sağlıklı olacak?

Her Açıdan gerçekler!

Sami Selçuk, referandum ve Anayasa Mahkemesi ile ilgili çok önemli başka açıklamalar da yapmış, bunları Pazar günü Her Açıdan’da konuşacağız ama “Anayasa değişikliklerini eleştirenlerin Ergenekoncu olarak değerlendirilmesi”ne hele bunu bilim adamlarının bile yapmasına duyduğu hayreti anlattığı cümleleri özellikle; Ergenekon’u bir örtü haline getirip, canının istediği yere sermeye kalkanlar iyi düşünmeli.

Bu hafta yine Her Açıdan’da gündemin önemli konuları tartışılacak. Konuklarım; Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Bahçeşehir Üniv. Hukuk Fak. Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, İstanbul Üniv. Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ersan Şen, Marmara Üniv. Siyaset Bilimi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurşen Mazıcı ve Boğaziçi Üniv. Sosyoloji Öğr. Üyesi Prof. Dr. Faruk Birtek olacak. 9 Mayıs Pazar, öğlen 12.30’da hepinizi “tartışmaya” bekleriz.

***


Baykal... Doğruysa derhal istifa!

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, eski sekreteri ve şimdi milletvekili olan bir kadın siyasetçiyle ilişki yaşadığını gösteren gizli kamera kayıtları, doğal olarak gündeme bomba gibi düştü.

Hangi parti lideri veya ünlü siyasetçiyle ilgili olursa olsun, her ülkede aynı bomba etkisini yapardı. İtalya Başbakanı Berlusconi’nin maceralarını dünya az mı dinledi, izledi?

Elbette Baykal gibi deneyimli bir siyasetçinin, bugüne kadar ailesine bağlı, toplum değerlerine saygılı bir genel başkan görüntüsü çizen bir ismin böyle bir yanlışı ona olan güveni zedeleyecektir. Ben “fırsat bilerek ağır hakaretlerle saldırıya geçenler”i kınamakla birlikte bu olayın; “özel hayat” olması nedeniyle yok farzedilmesi gerektiğini düşünenlere katılmıyorum. Deniz Baykal milyonlarca seçmeni olan büyük bir partinin, ana muhalefet partisinin Genel Başkanı’dır ve davranışının sadece kendisini, ailesini ve partisini değil “Türkiye’nin geleceğini etkilemesi” mümkündür.

Bundan sonra referandumda da, seçimde de olay “manevi (hatta dinî) değerlere saygısızlık” olarak kullanılabilecektir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi “Devlet adamı, bilim adamı gibi kamuoyunda tanınmış kişilerin özel yaşamlarına ilişkin gizlilik alanı sade vatandaşlarınkinden daha dardır” diyor. “Sır alanları”nın yine “yayınlanamayacağını, resimlenemeyeceğini” söylüyor ama doğrusu bu herhalde “hiçbir toplumsal yaptırımın olmayacağı” anlamına da gelmez.

Kesin olarak kanıtlanma durumunda Deniz Baykal’ın derhal CHP Genel Başkanlığı görevinden istifa etmesi gerekir. Partisine ve ülkesine saygısı, sevgisi varsa bunu zaman geçirmeden yapmalıdır. Hâlâ “gitmem” diyorsa söyleyecek tek şey var; pes!

***


Kimsesiz kızlar için...

İmren Aykut birçok kez bakanlık yapmış, başarısını kanıtlamış bir siyasetçidir. Siyaset yapmadığı dönemde de ülkesine hizmeti bırakmadı, kurduğu ÇESAV isimli vakıfla; çocuk yurtlarından yaşları nedeniyle çıkmış olan kimsesiz genç kızlara yurtlar açtı, onlara iş bularak geleceklerini güvence altına aldı. Bir anne gibi korudu, kolladı, bu genç kızların “ailesi” oldu.

Dün akşam Rahmi Koç Müzesi’nde Çiğdem Simavi’nin geliştirdiği, Monik İpekel’in de katkılarıyla hazırlanan bir proje çerçevesinde, Türkiye’nin tek klasik müzik dergisi Andante’nin ‘Klasik Müzik Ödülleri’ verildi, ödül alan sanatçı, orkestra ve topluluklardan konserler, gösteriler sergilendi.

Fazıl Say’ın “piyano sanatçısı ve besteci”, Gürer Aykal’ın “orkestra şefi”, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın “orkestra”, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin “opera” ve “bale topluluğu”, Rengim Gökmen’in “müzik kurumu yöneticisi” gibi ödüller aldığı ve daha birçok sanatçı ve topluluğun ödüllendirildiği gecenin tüm geliri ise ÇESAV’a bırakıldı. Örnek bir sivil toplum dayanışması olan bu etkinlik için KÜSAV Başkanı (Kültür ve Sanat Varlıklarını Koruma/Tanıtma Vakfı) Çiğdem Simavi’yi ve Türk Kalp Vakfı dahil birçok sivil toplum çalışmasında yer alan Monik İpekel’i gönülden kutluyorum.

Keşke herkes bu çabaları, dayanışmaları örnek alabilse... Türkiye kim bilir ne farklı bir ülke olurdu!

DİĞER YENİ YAZILAR