Yastığınızın altında ne var?

Siyasetçilerin mal varlığı açıklarken sık sık başvurduğu gelir kaynaklarının benzeri Oramiral İlhami Erdil'in açıklamasında askeri mahkeme tarafından kabul edilmedi...

Haberin Devamı

Siyasetçilerin mal varlığı açıklarken sık sık başvurduğu gelir kaynaklarının benzeri Oramiral İlhami Erdil'in açıklamasında askeri mahkeme tarafından kabul edilmedi.

Milliyet "siyaset dünyasından unutulmaz örnekler" listesinde Çiller'in "annesinin yastık altından çıkan altınlar", Erbakan'ın "148 kilo külçe altını", Erdoğan'ın "oğlunun sünnetinde gelen altınlar" şeklindeki kaynak açıklamalarını manşetten hatırlattı.

Basında Oramiral Erdil'in ceza haberi "Askerin siyasetçiye verdiği ders" olarak yer aldı ki bütün bunlar toplum vicdanını rahatsız eden çok önemli bir soruyu tekrar gündeme getiriyor:

Türkiye bir hukuk devleti ise ve adaletin mevcut olduğu varsayılıyorsa bu nasıl 'çifte standartlı' bir adalettir?

Her ne kadar yargılama sisteminde farklılıklar var ise de askeri mahkemenin suç kabul ettiği şeyler Meclis tarafından nasıl "doğal" kabul edilebilir?

Sırtımı kaşı!
Servetini annesinin yasük altı altınlan, oğlunun düğün altınlan veya 148 kilo külçe altını ile açıklayanların bu açıklamaları, İlhami Erdil için verilen karardan sonra tümüyle kabul edilemez durumdadır. Konu siyasetçi olduğunda "Sen benim sırtımı kaşı ben de senin" veya "Tencere dibin kara, seninki benden kara" özdeyişleri doğrultusunda, liderlerin anlaşarak birbirini aklaması veya Meclis'in onayı ile her türlü servet açıklaması kabul edilir hale getiriliyor ve kimseye dokunulmuyor.

Bugüne kadar hakkında servet şaibesi çıkan hangi siyasetçi tek bir malını kaybetti?

Serveti tarifsiz şekilde artan, dönüm dönüm arazilere, üçer beşer evlere, çiftliklere sahip olan, devlet memuru konumundaki hangi siyasetçi "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" misali halkı ve basını paylayınca hemen kabul edilip susulmadı?

Oysa Meclis, dokunulmazlığı olan ve bu nedenle sivil mahkemede yargılanamayan siyasilerin servetinde şüphe ortaya çıkması durumunda Yüce Divan'a gönderme kararından kaçamaz. Onları aklayamaz, böyle bir hakkı yoktur. Adil olması beklenen parlamentoların hiçbir ülkede böyle bir hakkı yoktur.

Bütün STK' larla...
"Dokunulmazlıkların kaldırılması'' nı Hükümet'in tercihi olmaktan çıkarıp zorunlu hale getirmedikçe, Meclis kararıyla siyasetçilere özel haklar verilmesi, özel yasalar çıkarılması önlenmedikçe bu çifte standartlı adalet ve vatandaşlar arasındaki ayınmcılık, eline gücü geçirenin haksız servet edinmesi sürüp gidecektir.

Yapılacak şey, başta 11 trilyonun da (İlhami Erdil örneğinde olduğu gibi) ödenmesi, Bakan Unakıtan'ın da servetinin ve kaçak yapılarının hesabını vermesi olmak üzere siyasilere özel hak tanınmasını önlemek, dokunulmazlıklar konusunda milletçe, bütün sivil toplum kuruluşlarıyla tepki ortaya koymak ve bu tepkiyi "sonuç alıncaya kadar" sürdürmektir.

Bu yapılmadığı takdirde biz her üç günde bir aynı noktaya döneceğiz ve deprem önlemi için "4 milyon doları" olmadığını söyleyen hükümetler trilyonlarca kayba göz yummayı sürdürecekler. Böyle bir vakite ve nakite sahip miyiz?

Sokakta türban yasağı
Danıştay'ın Ankara'da bir ilköğretim okulu öğretmeni ile ilgili olarak "öğretmenin okula gidip gelirken türban takmasının da eğitim-öğretim açısından sakıncalı olduğuna" ilişkin karan tartışmaya, eleştiriye son derece açık bir karar.

Buna gerekçe olarak Danıştay "çağdaş eğitim düzeninde laiklik ilkesinin göz ardı edilemeyeceğini", "bilimsel çalışma yapan kimselerin bilimsel gerekler dışında başka bir etkiyle karşılaşmamaları nı göstermiş ve "eğitimde laiklik esastır" demiş.

Laiklik ilkesinin, eğitimde bunun korunmasının önemi yadsınamaz ama bu ilkenin gereği olarak uyulacak kurallar da sadece kamusal alanları kapsıyor. Sokaklar, insanların özel yaşam alanları, diğer tüm faaliyet alanları bunun dışında... Onun için de karar fazlasıyla eleştirilecektir.

Ben kararın açıklandığı Çarşamba günü Habertürk'te Nazlı Ilıcak la karşılıklı olarak yaptığımız konuşmada aynı görüşü dile getirmiştim, hukukçular da aynı görüşteler.

Türbanı inatlaşma konusu yapmak tek bir tarafı değil, bütün toplumu huzursuz ediyor. Buna öğretmen de dikkat etmeli, yargı da... Yarın devam ederiz.

DİĞER YENİ YAZILAR