Yaşlı balerinler, çalıştırılmayan yönetmenler...

Kültür Bakanı Hüseyin Çelik Devlet Opera ve Balesi'nde balerin kadrosunda olanların 65 yaşına kadar maaş aldıklarını oysa bu yaşta bale yapmalarının artık imkânsız olduğunu söylemiş.

Haberin Devamı

Kültür Bakanı Hüseyin Çelik Devlet Opera ve Balesi'nde balerin kadrosunda olanların 65 yaşına kadar maaş aldıklarını oysa bu yaşta bale yapmalarının artıkk imkânsız olduğunu söylemiş. Genelde haklı ama şu resimdeki gibiler için nasıl bir çare bulacak?

Şaka bir tarafa geçen hafta bir gazetede çıkan bu fotoğraf öyle hoşuma gitti ki hemen anneme gösterdim. 70'li yaşlarında ilerleyen annem gülerken de ona "Sen hareketlerini ağırlaştırırken bak senin yaşındakiler neler yapıyorlar" diye takıldım. Süper fotoğraf doğrusu.

Konuya dönecek olursak, Kültür Bakanı bu kararında çok haklı. Böylelikle yıllardan beri dikkat çeken bu sorunu çözmüş olacak. Yaşlı sanatçılar kadroları işgal ederken yüzlerce genç, yetenekli konservatuar
mezunu kendilerine kadro verilmediği için açıkta bekliyor. Böyle bir haksızlık görülmemiştir.
Sayın Kültür Bakanı'nın çözüm bulması gereken bir sorun daha var, onu da ben hatırlatayım; Türkiye'nin yetiştirdiği, uluslararası üne sahip Yekta Kara gibi isimler üç yıldır çalıştırılmaz, bekletilirken dışardan yönetmen getirilip, onlara kucak dolusu paralar ödetilerek yönetmenlik yaptırılıyor Devlet Operası'nda...

Mete Uğur gibi gurur duyulacak sanatçılar Kiev Operası tarafından davet edilip, böyle dünya çapında ünlü bir operanın sanatçılarıyla sahneye çıkar ve ayakta alkışlanırken bizim operamızda sahneye çıkartılmıyorlar.

Onlar balerin değil ama "durdurma" politikası onlara uygulanıyor. Böyle değerli sanatçıların sahneden uzak kaldıktan bir gün bile kayıptır.

Nedenini lütfen, sanatseverler adına (sevmeyenler var çünkü) araştırabilir misiniz Sayın Bakan?


ANAP, DYP ... Aynı kafa devam mı?
Mesut Yılmaz'ın AB konusundaki çalışmalarını ve son hükümet döneminde (seçim sürecine girilmeden önce) birçok konudaki olumlu tutumunu takdir ediyorum ama siyasetten aynlan veya ayrıldığını açıklayan genel başkanların bir süre sonra geriye dönme ihtimaliyle, dönünceye kadar yetine "emanetçi başkan" bırakmayı Türk siyasetine armağan edilmiş nezih (!) alışkanlıklardan biri haline getirmelerini de onaylamıyorum tabii.

Yılmaz ayrılırken partililer "Dönüşün muhteşem olacak" diye bağınyorlardı. Nereden biliyorlar? Belki O hiçbir zaman dönmeyecek ama bu tezahüratlar akla aksini getiriyor...

Diğer yanda DYP'de de Tansu Çiller "Ağır yenilgi aldık. Çok acı çektim" gibi sözler söylerken ayrılma lâfını hâlâ ağzına almıyor. Aksine "Bana görev verilirse yaparım" yani "kalırım" anlamında konuşuyor.

"Çok acı çekmiş" olabilirler ama en azından bu acıları Boğaz'a bakan villalarında, yalılarında, bir elleri yağda, bir elleri balda olarak çekiyorlar. Ya millet? Onların geleceği görememesi, birleşmeye yanaşmaması yüzünden sorun üstüne sorun yaşayan, yüzü bîr türlü gülmeyen millet neler çekiyor?

Daha önce de yazmıştım, tekrarlıyorum; bu iki parti, DSP'nin "Bülent-Rahşan Ecevit inadı" yüzünden geldiği noktayı akıllarından çıkarmadan, ülkede doğru-dürüst bir merkez-sağ alternatifin gerekliliğinin de bilincinde olarak derhal bir araya gelmek, yeni oluşumun başına da halka yakın, dürüst, adı hiçbir şaibeli olaya karışmamış, ekonomi ve dil bilen (bilmeyenlerin sıkıntısını görüyoruz) bir lider bulmak zorunda.

Bunu yapmak için eski genel başkanların, Margareth Thatcher'ın siyaseti bırakma hikâyesini okumalarını öneriyorum. Görevini tamamladığını nasıl anlamış bir hatırlasınlar. Kısa süre sonra değiş tokuş yapacakları isimleri partilerin başına getirme plânlarını bu halk artık yutmaz zira!


Özel tercih
Başbakan Abdullah Gül'ün toplu kılınan namazlar konusunda "Böyle şeyler aleni yerlerde hoş görüntüler oluşturmuyor. İbadeti şov haline getirmek çok yanlış" demesi aklıma bir fıkra getirdi.

Ne ilgisi varsa!!!

Üstelik nereden duyduğumu veya nerede okuduğumu da hatırlamıyorum.

Her neyse...

İranlı'ya sormuşlar: "Humeyni'nin devrimi İran'da neyi değiştirdi?"

"Devrimden önce evde ibadet yapıyor, dışarda eğleniyorduk" demiş "Şimdi ise evde eğleniyor, ibadetimizi dışarda yapıyoruz."

DİĞER YENİ YAZILAR