Yaşar Nuri ile aldatmak!

Haberin Devamı

Bakıyorum da hoşlanmadıkları insanların bir özel yaşam defosunu yakalayıp üstüne atlamak için sıraya girenler var.

Yaşar Nuri Öztürk’ün yalanladığı bir özel olay peşi bırakılmayarak dallanıp budaklandırılıyor. Aynen daha önce Zekeriya Beyaz’a yapıldığı gibi...

Öztürk’le ilgili yazımda söylediğimi tekrarlayayım elbette topluma önderlik edenlerin, aydınların yaşantılarına çok dikkat etmesi, aleyhinde kullanılacak olaylara fırsat vermemesi gerekir. Ama dediğim gibi asıl tartışılması gereken şey işlerine gelmeyen konularda, örneğin 70 milyonun hakkını cebe indirme durumlarında kem küm edenlerin insanların özel yaşamına saldırması, hele hele bunu yaparken kitabını, çalışmalarını, emeğini harcamayı hedeflemesidir.

Sanki kendileri ve göklere çıkardıkları kişiler zemzem suyuyla yıkanmış, kusursuz bir özel yaşam sürdürmüş gibi “vurun abalıya” durumu yaratmasıdır.

Yaşar Nuri Öztürk bu “özel yaşam saldırısı”na yol açan iddianın gerçekle alakâsı olmadığını söylüyor. Vardır, yoktur bilemeyiz ama kitabıyla birleştirilen saldırı bence olayın kendisinden çok daha çirkin.

Önceki gün yine malum bir gazetenin bir köşesinde “Allah ile Aldatmak” kitabı gündeme getiriliyor. Öztürk’ün “kendi halinde dindar kişileri yobaz diye karalamaktan çekinmediği, bu nedenle muhafazakâr çevreler tarafından dışlandığı” yazıldıktan sonra “Onu AK Parti’yi kötülemek isteyenler ekrana taşıdı” deniyordu.

Bunların tamamı gerçek dışıdır. Onu dinleyen herkes bilir ki Yaşar Nuri (özel veya siyasi yaşamı ne olursa olsun) Kur’an’ı, dini, inancı son derece doğru, son derece aydınlatıcı şekilde ve mükemmel bir Türkçe’yle anlatır, onun için de muhafazakâr çevreler tarafından değil, olsa olsa “din ile aldatan, din sömürücüsü çevreler” tarafından, planlarını bozduğu için dışlanabilir.

KOMEDİ GİBİ

“Kendi halinde dindar kişilere yobaz dediği” asla görülmemiştir. O yalnızca gerçek din, Kur’an yerine hurafeleri, çoğu şu anda Diyanet İşleri tarafından ayıklanmakta olan uydurma hadisleri, Arap örf ve adetini siyaset uğruna din diye dayatanlara veya bu hurafelerle yaşayan, köktendinci bir devlet isteyenlere yobaz demiştir.

Ki bu kötülüğü kendi milletine yapan, toplumu “o dindar, şu değil” diye bölerek kendi siyasi çıkarı için ülkeyi geri dönüşü zor bir çıkmaza sokanlara yobaz kelimesi hafif bile gelir.

Onların “gerçek dindarlık”la filan alakası yoktur, olsaydı her şeyden önce temiz, dürüst siyasete önem verir, yolsuzluk yapmaz, yapanları korumazlardı.

“AK Parti’yi kötülemek isteyenlerin ekrana taşıması”na gelince... Yılların başarılı bir ilahiyatçısını, ülkenin en beğenilen din bilimcilerinden birini ekrana çıkarmakla “AK Parti’yi kötülemek isteme”nin ne alakası var diye sorsanız, bunları yazanın cevaplayabileceğini sanmıyorum.

Eğer bir insanın siyasi veya özel yaşamı bilim konusundaki gücünü de ortadan kaldırıyorsa Yaşar Nuri’yle birlikte birçok ismi bugün sildiğimiz gibi, tarihten de silmemiz gerekirdi.

Bıraksınlar Yaşar Nuri gibi “derya deniz”’ bir din bilimciyi yok etmeye çalışmayı da güldürmesinler insanları Allah aşkına!

DİĞER YENİ YAZILAR