Türkiye'de nefes aldığınız her günün, her anın bir faturası vardır. Gelişmiş, medeni ülke insanlarının kaldıramayacağı kadar ağır bir faturadır bu. Gözlerinizi açtığınız anda başlarsınız ödemeye.
Siyaset her gün yeni sorunlar getirmektedir, içte ve dışta çığ gibi büyüyen, ihmallerle katlana katlana yükselen bu sorunları siz de düşünmek zorundasınızdır.
Ya AB'ye girilemezse?
Ya Kıbrıs başımıza sorun olursa?
Ya Güneydoğu'da ciddi problemler çıkarsa?
Ya Ermenilerin "soykırım iddiası" da Batı'da kabul görür karşımıza dikilirse?
Ya TCK Tasarısı böyle çıkarsa?
Ya yeni bir af çıkarsa?
Ya...? Ya...? ...Ya...?
Ve bunlara batırılan bankalar eklenir. Omzunuza haksız yere bindirilen vergiler, yok edilen ormanlarınız, hükümetlerin işine geldiği için göz yumduktan gecekondu işgalleri... O gecekondular baraj havzalarını bile kapladıkları için kirlenen içme sularınız... Sınırlarınız ve ülkenizde güvenlik kontrolleri iyi yapılmadığı (şu anda bile yine gevşedi) için her an, her köşede muhtemel terör tehlikesi...
Kısacası fark etmeden paranoyak olmuşsunuzdur. Bankaya para yatırdığınız, devlet garantili Hazine Bonosu aldığınız ve o bankaya el konduğu için mağdur yine sizsinizdir.
Bankaları denetleme görevi devlete ait bir görev olmasına rağmen ONLARIN İHMALİNİ yine siz, vatandaşlar ödersiniz. Yıllarca "hayali bono" satışını fark etmeyen devlet sizin kaybınızı ödemekten de RAHATÇA vazgeçebilir.
Vazgeçmese de bu parayı, sanki suçlu onlarmış gibi diğer vatandaşlardan VERGİ olarak kesmeye kalkar.
Haraç gibi vergi!
Maliye Bakanı Unakıtan sözüm ona cesurrr bir açıklama yapmış:
"Birinin bu vergilerin kalıcı olduğunu söylemesi lâzım, milleti kandırmanın alemi yok" demiş.
"Bu vergiler" dediği deprem vergisi, çöp vergisi, araba vergisi vs. vs... Geriye bir yaşama, nefes alma vergisi kaldı istemedikleri.
Neymiş efendim jipi olan senede 10 milyar vergi verecekmiş. Deprem için bir kez, halkın elele verip devlete destek olmak için üç kuruş maaşından keserek ödediği vergiler kalıcı olacakmış.
İşte ben TCK'da yapılmak istenen çağdışı değişiklikler için de bu nedenle halkı uyarmaya çalışıyorum. Bu kadar sessiz, başına her gelene katlanan, susan bir toplum ağzına vurulup lokmasının alınmasına ve her türlü haksızlığa mahkûmdur.
Bugün Japonya'da, Los Angeles'ta, San Francisco'da 7 şiddetinde deprem bile olsa tek bina yıkılmıyor. Yapılan öylesine güçlendirdiler, önlemlerini aldılar. Bizde ise, bırakın diğer bölgeleri İstanbul'da büyük bir deprem ihtimali olduğu bilinmesine rağmen birkaç kamu binası dışında (Belediye binaları güvenceye alındı çok şükür!!!) hiçbir binaya bir şey yapılmadığı gibi kaçak yapılara aynen göz yumuluyor.
Eh normal, oralardan oy gelecek, alırsın Büyükşehir'in içine olur biter.
Bütün bu ihmalleri ve uyanıklıktan yaptıktan sonra da halkın omzuna kalıcı deprem vergisini bindirir, CESURRRca açıklayıverirsin.
İnsanların emeğiyle, taksitle, falanla filanla yıllarca ödeyerek aldığı arabalarından da araba fiyatı kadar vergileri alırsın.
Ne kolay değil mi, devlet yönetimi?
Halk dilensin isterse, ne önemi var.
Ben size bir şey söyleyeyim mi, bu devlet vatandaşlarından yüklü vergiler alacağına aslında her birine yüklü tazminat ödemeli.
Böyle mutsuz, huzursuz yaşamlara onları mahkûm ettiği için.
Haberiniz olsun, kabul edilemez bir adım bu!
Susmaz, sesimizi yükseltirsek yine geriye de atılabilecek -ve atılması gereken- bir adım!
"Yaşadığımız için" vergi yok mu?
Türkiye'de nefes aldığınız her günün, her anın bir faturası vardır. Gelişmiş, medeni ülke insanlarının kaldıramayacağı kadar ağır bir faturadır bu. Gözlerinizi açtığınız anda başlarsınız ödemeye
Haberin Devamı

