Yargıya güveniyorsanız, ispatlayın şunu!

Cuma akşamı Ceviz Kabuğu programının konusu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın tutuklanması idi. Malatya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'nun "üniversitelere siyasi müdahale' yi çok güzel açıkladığı, eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın "Türkiye'de yargı bağımsızlığı yoktur" dediği programda söylenenlerden daha sonra söz edeceğim

Haberin Devamı

Cuma akşamı Ceviz Kabuğu programının konusu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın tutuklanması idi. Malatya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'nun "üniversitelere siyasi müdahale' yi çok güzel açıkladığı, eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın "Türkiye'de yargı bağımsızlığı yoktur" dediği programda söylenenlerden daha sonra söz edeceğim.

Şimdilik, bir izleyici tarafından sorulan "gecenin en iyi sorusu" nu tekrarlamak istiyorum. Hükümetin, işine gelmediği zamanlarda, örneğin dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda "Yargı bağımsız değil, nasıl güvenelim" dediğini, Rektör'ün tutuklanmasına tüm rektörlerin karşı çıkmasını ise "bağımsız yargıya baskı" olarak değerlendirdiğini söyleyen ve bu
komik çelişkiyi vurgulayan izleyici "Madem ki yargı bağımsız, kaldırsınlar o zaman dokunulmazlıkları diyordu.

İşte buna şapka çıkarılır... Şimdi biz, milletçe aynen temiz toplum için 1 dakika karanlık eylemi gibi bir "dokunulmazlık" eylemi yapsak, sivil toplum kuruluşları toplu şekilde bunu başlatsa ve başlangıç noktası da "Hükümet de, milletin Meclis'i de her vatandaş gibi bağımsız yargıya güvenmeli" olsa ne muhteşem olur biliyor musunuz?

Bunun karşısında duramazlar. Dokunulmazlıkları kaldırmak zorunda kalırlar, rafa kalkan dosyalar iner, milletvekili küfürleri, silâh çekmeleri, hakem dayaklan anında biter.

Ve önce Meclis temizlenir. Söyleyin bana Türkiye bunu hak etmiyor mu artık?

Çıplak Sunucular!


AKP'li 40 vekil gelin-kaynana programlarıyla ilgili Meclis araştırması istemiş. Bu güzel.

Şiddet programlarını eleştirmişler, bu da güzel.

Ama sonunda "Sunuculuk görevini, İsrarla en seksi kıyafetlerle sunan kadınların gitmesini, onların yerine iletişim Fakültesi mezunu gençlerin alınmasını istemişler", burada duralım.

Duralım, çünkü bu lâf "Deveye 'boynun eğri' demişler, 'nerem doğru ki' demiş" sözünü çağrıştırıyor. Yani bu vekiller, aynı saatlerde her kanalda yayınlanan benzer saçmalıktaki programların içeriğini, saatlerce süren ve hiçbir olumlu mesaj vermeyen, sadece uyuşturan, göbek attıran ya da dedikodu izleten program görüntülerini, diziden geçilmeyen kanalları bitirdiler de sıra kadınların kıyafetine mi geldi?

"Daha kaç yıl ekrandan küfreden türkücüleri, sevgili bulmak ve çocuk doğurmaktan başka konu bilmeyen sunucu-şarkıcı konuşmalarını izleyeceğiz" demek varken tek sorun kıyafet mi?
(Devam Edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR