Adaletin siyasete bağımlı olmasından daha ürkütücü bir şey olabilir mi? Cevabı yine ben vereyim; olamaz ama bizdeki durum bu işte...
"Nasıl oluyor da oluyor" diyorsanız dinleyin. Kaldırılması gereken ama hükümetlerin -elbette- çok işine geldiği için bir türlü kaldırılmayan Hakimler-Savcılar Kanunu hakkında kısa birkaç bilgi vereyim size:
1) Bu kanuna göre hakim ve savcılar ne tür bir suç işlerlerse işlesinler haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı'nın iznine bağlı (yani bir bakan isterse, en ağır sucu işleyen hakimi bile koruyabilir.)
2) Adalet Bakanı, hakim ve savcılarla ilgili soruşturmayı adalet müfettişleri veya o hakim ve savcıdan daha kıdemli hakim ve savcılarla yaptırır.
3) Bakan istediği savcıyı (bir günlük savcı bile olsa) müfettiş yaparak Ankara'ya aldırdığı gibi, isterse tümünün işine bir anda son verebilir ve bu müfettişlerin idari yargıya başvurup hakkını arama hakkı da yoktur. (Yani karan verecek müfettişin veya savcıların geleceği de bakanların elindedir.)
4) Hangi hakim veya savcının nereye atanacağını da, yani bütün atama kararnamelerini de Adalet Bakanlığı belirler. Görüldüğü gibi adalet bakanlarının izni olmadan Hakimler Yüksek Kurulu'nun bile bir şey yapması mümkün değil. Kısacası Türkiye'deki adalet bakardan dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek yetkilerle donatılmış durumda. Yarın "Dokunulmazlıklar kaldırılsa da" başlıklı yazıyla devam edeceğim.
Medeni Kanun yeniden!
Artık bilmeyeniniz yok sayılır, Medeni Kanun un Mal Rejimi Yürürlük Maddesi Türkiye'deki kadın nüfusun yarısına ayırımcılık ve büyük bir haksızlık yaratacak şekilde, yasa çıkarken son anda değiştirilmişti.
O günden beri kadın kuruluşları, hukukçular ve bizler bu haksızlığın giderilmesini, devletin kadınlara "ekonomik şiddet anlamına gelen" bu hatayı sürdürmemesini defalarca gündeme getirmemize rağmen (başka konularda kadın haklarını pek gözetiyor görünen hükümet bu konuda bir girişimde bulunmadı.
Diğer kadın programlan ekranları ağlayan kadınlarla doldurmakla meşgulken Kanaltürk'ün Kadınlar Klübü programı aylardır bu konuyu
işleyerek hukukçulara destek veriyor. Bugün, toplanan binlerce imza ile birlikte Meclis'e gidecek olan Kadınlar Klübü ve hukukçular 10. Maddenin altında muhalefet şerhi de bulunan AKP'nin bu konuyu ele almasını isteyecekler. İlk kez bir kadın programının Meclis'ten yapılacak yayınını 14-16 arasında Kanaltürk'ten izleyebilirsiniz.
Mazaret beyanı!
Bilirsiniz mazeret aramam, kafadan özüre girerim hemen imlâ hatası olunca... Ama bu kez ciddi mazeretim var; bir haftadır grip nedeniyle yazılarımı şaşı bakarak yazdığım ve ısrarla yazmayı sürdürdüğüm için ortaya çıkan bir durum...
Yazılar bilgisayara dizgideki arkadaşlarımız tarafından aktarılınca "orijinal" kelimesi orjinal, "indirgemek" kelimesi ingirgemek (yine şükrediyorum "fingirdemek" de olabilirdi), genel anlamda "tiyatro" ise özel hale getirilerek Tiyatro şeklinde değişivermiş.
Şikâyetleri yazıişlerinden (yazımı sisteme aktaran) Yasemin alıyor. Ama yine de ben özür diliyorum.
Yargı neden bağımlı?
Adaletin siyasete bağımlı olmasından daha ürkütücü bir şey olabilir mi? Cevabı yine ben vereyim; olamaz ama bizdeki durum bu işte...
Haberin Devamı

