Kısa süre önce TESEV’in yaptığı yargıya yönelik son araştırma “hakim ve savcıların büyük bölümünün yargının üzerinde siyasi baskı olduğu görüşüne katıldığını” ortaya çıkarmıştı.
Cumartesi günü Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in “Adalet Bakanlığı’nın Bakanlar Kurulu’na sunduğu Yargı Reformu Taslağı” ve bunun getireceği “Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu”nda yapılacak değişikliklerle ilgili açıklaması çok önemliydi.
Gerçeker “böyle bir değişiklikle yargı başka güçlerin etkisi altına girer” diyordu...
Zaten bugüne kadar HSYK’nın başında “Adalet Bakanı ile Müsteşarı’nın bulunması, Kurul’dan kendi istedikleri sonuç çıkana kadar oylamaya geçmeyi önlemeleri, tüm hakim ve savcıların adeta Adalet Bakanlığı’nın emir eri konumuna getirilip izinlerinin bile onlara bağlı olması, Bakanlık tarafından her tür yöntemle (UYAP’la, teknik takip araçlarıyla... Bu arada 17 araçtan 2’si bu kadar il varken neden İzmir’de?) adım adım izleniyor olmaları” baskının tavan yapmasını halihazırda sağlamış durumda.
Öte yanda... Türkiye’de mevcut 10.500 hakim ve savcının 6.500’ü AKP döneminde alınmış. Staj süresi olan 2 yılı 1 yıla indirerek en çabuk şekilde 6500 kişiyi almışlar. Böyle giderse 2011 seçimlerine kadar herhalde kendi görüşlerine sahip 15-20 bin hakim ve savcıyı almaları mümkündür.
Ama bu da yeterli gelmiyor. Yargıda “AKP reformu”nu acilen sağlamaları gerektiği için (neden bu acele bilin bakalım) Bülent Arınç aylar önce “yargı, özellikle de yüksek yargı demokratikleşmeli” demişti. Üniversiteleri (YÖK), medyayı da saymıştı ama onlar da bir yandan hızla “demokratikleşiyorlar” gördüğünüz gibi!!!
Bu problemi iyi çözün
Durun, şimdi daha “yargı” safhasındayız; alt (yerel) mahkemeler ve yüksek yargı diye ayırırsak sıra “yüksek” kısmına gelmedi. Ama burada da iç içe...
Yargıtay ve Danıştay üyelerini HSYK seçiyor. Bunu da büyük ölçüde Adalet Bakanı ile Müsteşarı’nın tercihleri doğrultusunda yapıyor. Anayasa Mahkemesi üye adaylarını ise önce bu iki yüksek mahkeme seçiyor, sonra cumhurbaşkanı bunların arasından birini göreve atıyor. Yani; elbette bir süre sonra Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmı için de şu anda HSYK’ya yaptıkları gibi “üye sayısı arttırılsın, bir kısmını Meclis ve hükümet seçsin” diyecekler (daha önce de dediler) ama onların seçmediği bölümün önceden garantiye alınması için HSYK’da doğru kompozisyonun (!) oluşturulması gerekiyor.
Biraz karışık değil mi? Haklısınız, ama emin olun bu zor problemi hepinizin çözmesi, anlaması lazım.
Bilmiyor, anlatalım!
Mesela siz ülkenizin hayati konusu diye bunu anlamaya çalışırken, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın “yargı reformuyla ilgili bizden görüş alınmadı” dedikten sonra kendisine sorulan “Anayasa Mahkemesi ile HSYK’nın yapısında değişiklik öngören taslağı nasıl değerlendiriyorsunuz”sorusuna “Daha bilmiyoruz, çıksın bakalım” cevabına inanabilir misiniz?
Haydi bunca zamandır Adalet Bakanlığı’nda olan taslağı sorup öğrenmedi diyelim, gazeteleri de mi okumuyor koskoca AYM’nin başkanı? Başkanı olduğu mahkemenin üyelerinin de Meclis (yani AKP) tarafından seçilmesi talebini de mi duymamış? Aah, ah gerçekten alnımızda “saf” yazıyor zahir. Yazmasa bütün bunlar olur muydu?
Tasarı kabul edildiği takdirde Cumhurbaşkanı ve TBMM Kurul’a “Adalet Akademisi, üniversiteler ve avukatlar”dan üye seçecekmiş.
Adalet Akademisi deyince aklıma geldi; bu akademinin başkanlığına 2006’da kendi isteğiyle talip olan Dr. Birsen Karakaş 2 yıl 10 ay sonra (süresi 4 yıl olmasına rağmen), görevde olduğu sürenin 2 yıl 7 ayında şantaj ve hakaretlere maruz kaldığı, sahte isim ve imzalarla, imzasız mektuplarla Akademi’nin çalışamaz hale getirildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na defalarca müracaat etmesine rağmen bir sonuç alamadığı” gerekçesiyle İSTİFA etmemiş miydi?
Acaba bu tehditler, bu yıldırma neden yapılmıştı? Ne yorucu ülke burası yahu? Örümcek ağı gibi olaylar... Ama yine de ben en çok YÖK, Adalet Akademisi, Adli Tıp gibi çok önemli kurullardaki görevlerinden (YÖK üyesi Bülent Serim de görevinden baskılar nedeniyle istifa etmişti) yıldırma sonucu “kolay yolu seçerek” kaçanlara kızıyorum. Ya Kurtuluş mücadelesini yapanlar da onlar gibi olsaydı??
Dananın kuyruğu yargıda kopacak, hukukçuların paniği bundandır haberiniz olsun!
YARGI’da panik var!
Haberin Devamı

