Yapay gündemle unutulan gerçek sorun!

NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü en geç 2040 yılında çöl olacakmış

Haberin Devamı

NASA'nın yaptığı bir araştırmaya göre erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü en geç 2040 yılında çöl olacakmış.

Peki biz bu tehlikeye ne gibi radikal önlemlerle karşı çıkıyoruz, bilen var mı? Okulların, TEMA gibi gönüllü kuruluşların ve kişisel gayretlerin dışında ne yapılıyor?

Dünya Çölleşme Haritası'nda Anadolu, çölleşme
tehlikesi çok yüksek sınıfta yer alıyor. Ve biz kesinlikle bunun ne anlama geldiğini anlamış değiliz.

Zannettiğimizden çok daha kısa bir süre içinde mevsimlerin değişeceğini, kuraklığın artacağını, bitki örtüsünün tümüyle yok olacağını, içecek su bulamayacağımızı göremiyor, en azından çocuklarımızın neler çekeceğini düşünmüyoruz.

Halkın üstüne yıkılmaması gereken siyasetle, çözüm bekleyen bir sürü konu yerine yapay olarak yaratılan gündemlerle öyle meşgul ediliyoruz ki geleceğimizi düşünecek zaman ve gücümüz kalmıyor.

TEMA Vakfı bu büyük soruna çare aramak için yıllardır çaba gösteriyor. Toprağı verimli kılmak ve korumak için, birçok kamu kuruluşu, üniversite, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak, TEMA'nın katkılarıyla hazırlanan Toprak Yasası'nın çıkarılması ve Ulusal Eylem Programı'nın başlatılması için iş Meclis'e kalmış durumda (Çıktı mı? Yoksa hâlâ bekletiliyor mu? Çıktıysa bize neden duyurulmuyor?)...

Diğer ülkeler ormanlarını arttırmak ve dünyanın yakın gelecekte karşılaşacağı kuraklık tehlikesini azaltmak için ulusal kampanyalar düzenlerken bizim siyasetçilerimiz neden bu kadar ağırdan alıyor anlamak mümkün değil.

Acaba kendilerini kavrulmaktan koruyacak bir çare buldular de bize mi söylemiyorlar?

(Not: Bu arada; Antalya'da Side yakınlarındaki Sorgun Ormanı'nda bir golf sahası yapmak için tam 200.000 ağaç kesileceği haberi dolaşıyor. Umarız doğru değildir. Orman Bakanlığı'nın dikkatine!)

Atatürk'lü Beşiktaş!
Takımın reklâmı gibi mi oldu yoksa? Ben Beşiktaş'lı değilim... Ama semt olarak Beşiktaşlıyım. Hani şu Beşiktaş-Ortaköy arası duvarları Atatürk'ün fotoğraflarıyla süslü semtten...

Eski Başkan Yusuf Namoğlu o fotoğrafları duvara koyduğu zaman da yazmıştım bu fikri ne kadar
beğendiğimi.

Hıncal Uluç geçenlerde Başkan İsmail Ünal'a bu
fotoğrafların kaldırılması için baskı yapanlar olduğundan söz ediyordu. İnanamadım...

Kimi rahatsız ediyor ki Ata'nın fotoğrafları... Ayrıca ediyorsa başka tarafa baksınlar... Ruhu kurumuş, her hoşluktan rahatsız olan insanlar
bu gidişle sevdiğimiz her şeyi gözden uzaklaştıracaklar.

Güzelim şehir hatları vapurlarına bile el attılar... Şimdi de sıra fotoğraflara geldi.

Ben Sayın Ünal'ın bu tür baskılara kulak asmayacağına inanıyorum.

Hıncal'ın "Beşiktaş halkını ayaklandırmasına" gerek kalmayacak bence!

Diş protezi lüks mü?
SSK emeklilerinden gelen mektuplar devlet hastanelerinde çektikleri sıkıntının en üst düzeyde devam ettiğini anlatıyor.

Saatlerce bekledikleri kuyrukları, sıra kendilerine geldikten sonra o kapı senin,bu kapı benim dolaştırılmalarını, haftalarca dönüp durmalarına rağmen sorunlarını bir türlü halledemediklerini okudukça "ciddi hastalığı olanların sorunları halledene kadar göçüp gideceğine" inanıyor insan.

Bunlar arasında diş protezi yaptırmak isteyenlerden gelenler de çok ilginç; 32 dişi birden dökülmüş olan yaşlılara bile "protez yaptırılmasın diye" bin dereden su getirildiğini öğreniyoruz.

"Ya en az 2 sene bekleyecek veya özel muayehanelerde yaptırmak zorunda kalacaksınız. Devlet diş protezini lüks olarak görüyor" diyorlar.

Hayatımda bundan daha saçma az şey duydum.Dişleri olmayan insanların, yemek yiyebilmek için ihtiyacı olan,kısacası en temel ihtiyaç olan protez lüks sayılabilir mi? Hem de bu kadar israf yapılan bir ülkede...

Sağlık Bakanlığı bizi "SSK-devlet hastanesi işbirliği" ile işlerin kolaylaşacağına inandırmışti,hani nerede kolaylık?

Yaşlı insanları kapı kapı haftalarca dolaştırmaya ve eli boş döndürmeye kolaylık mı diyorlar acaba?

Kendileri de tek bir kez o kolaylığı yaşasalardı keşke!

DİĞER YENİ YAZILAR