Mine Şenocaklı çok güzel bir röportaj yapmış yine; sivil anayasa taslağını hazırlayan bilim kurulu üyelerinden Doç. Dr. Serap Yazıcı’ya son derece yerinde sorular sormuş.
Eğer gelse ben de bu soruların devamını ona TV’de sormak isterdim ama gördüğüm kadarıyla Sayın Yazıcı “tercihi olan bir iki program ve kanal dışında televizyonda konuşmak” istemiyor.
Daha önce birkaç kez telefonla görüştük “Bir süre konuşmak istemediğini, çok polemik yapıldığını, uzak kalmak istediğini” söyledi ama sonra bazı kanallarda yine konuştu. Zaten konuştuğunda da her soruyu cevaplamak istemiyor bildiğim kadarıyla... Olabilir, kendi tercihidir, saygı duyarız.
Ayrıca ben Serap Yazıcı’nın demokrasi ve laiklik konularında hassas bir hukukçu olduğuna ve olayları tarafsız gözle görebildiğine de inanıyorum.
Telefon konuşmalarımızın birinde, henüz dava açılmamışken; “Türban olayı artık siyasi bir mesele haline getirildi” sözünü de söylemiştir.
Nitekim bu röportajda da halkın büyükçe bir kesiminde türbanın (ve dinî uygulamaların) kamu alanlarında serbest bırakılmasıyla laikliğin zedelenebilirliği endişesi arasındaki bağlantıyı anladığını ve bu endişenin giderilmesi gerektiğini söylüyor.
“Keşke ‘kamu hizmeti verenler türbanı veya herhangi bir dinî simgeyi kullanamaz’ ifadesine yer verseydik. Laik devlet düzeninde bu olamaz” diyor.
Bunların hepsi çok doğru. Ama tabii birçok yeni sorunun çıkarılabileceği cümleler de var.
Meselâ “Eğer laiklik ile yüksek öğretim kurumlarında öğrencilerin türban kullanımı arasında iddia edildiği gibi bir ilişki olsaydı, bugün Avrupa Konseyi üyesi olan devletlerin hiçbirini laik olarak tanımlayamazdık. Fransa da dahil olmak üzere A. Konseyi üyesi devletlerin hepsinde yüksek öğrenim gören öğrenciler için türban kullanımı serbesttir” cümleleri...
AVRUPA ÖRNEĞİ ANLAMSIZ
Bu karşılaştırma sık sık kullanılıyor. Dün Nazlı Ilıcak da “Demokrasi ve laiklik” başlıklı yazısında (benim birkaç gün önce ironi yaparak yazdığım ‘Haydi cevaplayın; laiklik mi önemli, demokrasi mi’ sorusunu içeren yazımı da ilgilendiriyor) demokrasi varsa laikliğin zaten olduğunu söylüyor, ABD ve Avrupa anayasalarındaki laiklikle ilgili maddeleri veriyordu.
Öncelikle ‘demokrasi varsa laiklik vardır’ sözünün her şart altında doğru olmadığını söyleyeyim ben de... Gerçek bir demokrasi ise laikliği içermelidir, hukukun üstünlüğünü de içermelidir. Ama adı demokrasi olan veya demokrasi gibi görünen her yönetim öyle demek değildir.
Dışardan baktığınızda “seçim” vardır, “parlamento” vardır, “çoğulculuk, halkın iradesi” görünüşte vardır ama öyle bir sistem kurarsınız ki laikliğin adı bile geçmez. Örneğin; İran İslâm Cumhuriyeti’nde bunların hepsi var, laiklik var diyebilir miyiz?
Veya laikliğin laçka edildiği, devlet yönetimine din kurallarının karıştırılmak istendiği ve bunun için hukukun guguk haline getirildiği ama rejiminin adı “demokrasi” olan bir ülkeye “laik” diyebilir miyiz?
Hayır, isteyen diyebilir ama hukuk gözüyle laik değildir. Aynı şekilde bugün Ollie Rehn “Bizim için üç kriter önemlidir; Kopenhag, Venedik ve AİHM kriterleri” diyor. AİHM ise laikliğin her ülkede tıpatıp aynı uygulanması gerektiğini söylemiyor. Bunun nedeni Avrupa’da devlet yönetimine karışan bir dinin olmayışı... Avrupa 300 yıl boyunca kendi laik sistemini oturtma mücadelesi verdi ve konu kapandı.
HER ÜLKEDE FARKLI!
Oysa dinin siyasallaştığı İslâm ülkeleri (ve Türkiye gibi İslâm’ın ağırlıkta olduğu ülkeler) aynı durumda değil. İsveç’te ve Almanya’da “dinimiz böyle emrediyor, bu kurallar anayasaya konsun” şeklinde bir istek olmadığı gibi yüksek mahkeme kararlarına “Dinî karar alınırken bize sorsunlar” diyen din kurulları veya AİHM’ye “ulemaya sorsunlar” diyen başbakanlar yok.
Ayrıca AİHM ve AİH Sözleşmesi “Laikliğin her ülkede kendi şartlarına göre farklı yorumlanabileceğini” net şekilde belirtiyor.
Leyla Şahin ve RP davalarındaki AİHM gerekçelerine bakmak bunu anlamak için yeterli.
Kısacası, laiklik aynı dini benimseyen Avrupa ülkelerinde de farklı farklı yorumlanıyor, bu nedenle onları örnek göstermek anlamsız.
Bu hatayı gazeteciler yapabilir ama ya Anayasa taslağı hazırlayan hukukçular, onlar da yapabilir mi?
(Devam edeceğiz.)
Yanılmak öyle kolay ki!
Haberin Devamı

