Yalnız o mu, millet de fıtık!

Haberin Devamı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün gece hastaneye gittiği duyulmuştu, bugün “gece yapılan kontrolden sonra fıtık ameliyatı olduğu” bildirildi. Önce kendisine ‘geçmiş olsun’ dileklerimi iletiyor, sonra da ‘geç bile kaldı’ diyorum. Gülmeyin, gerçekten geç bile kaldıÖ Partisinin içinden ve dışından “nihayet halkın dilinden anlayan, belli kesimler ve konular içinde kalmayıp geniş kitlelerin sorunlarına eğilmeyi başaran ve ilk günden ‘tek başına iktidar olmayı hedeflediğini’ söyleyen, Gandi yakıştırmasını bile dışlamayan” bir genel başkan olduğu için yapılan saldırılar izleyenleri bile fıtık etti, o nasıl olmasın. Sakin sakin bu kadar götürebildi, vücut isyan etti zahir.

Sağlık konusu şaka götürmez ama inanın ilk aklıma gelen bu oldu. Yine de onun sükunetle ayağa kalkıp bu entrikaları kendisine ve millete reva görenleri de “laf yerine eylemle, çalışmayla” fıtık etmesi büyük olasılıktır. Kimse bozulmasın; “etme-bulma dünyası” deniyorsa olacağı budur!

Generallere uygulanan yasalar!

Ergenekon soruşturması” diye başlatılan ve bugüne kadar “kanıtlanmış tek bir suçun çıkmadığı ama suçlama yapılan bazı CD’lerin sahte çıktığı” soruşturma kapsamında asker-sivil yüzlerce tutuklu “yasalara aykırı şekilde” aylar, yıllardır cezaevlerinde tutulurken, yurt içi ve dışından bu hukuksuzluğa tepkiler yükselirken üç general “Balyoz soruşturmasında adları geçti” diye açığa alındı. Her ne kadar söz ettikleri 65. Maddedeki “açığa almayı gerektirecek suçlar” mevcut durumda onlarda yoksa da Bakanların böyle bir yetkisi varmış. Asıl mesele Yüksek Askeri Şura’da yine bu neden öne sürülerek terfilerinin engellenmesine itiraz etmeleri ve bu davanın sonuçlanmasına az bir süre kalması mıdır, 29 Ekim’deki törene askerlerin katılmamasının cezalandırılması mıdır, daha başka nedenler midir belli değil.

Ama “seçim öncesinde tutuklularla ilgili artık bir sonuç bekleneceği, bu nedenle Ergenekon, darbe vs iddialarının tazelenmesi gerektiği” de biliniyor. BDP’lilerin ve tabii ‘her daim biatta’ olan gazetecilerin, bu açığa alma olayını hemen “darbelerin önlenmesi için gerekli, bu süreçle yüzleşmek gerekiyor” benzeri söylemlerle normalleştirmeye çalışacakları zaten bellidir ve bunu yapıyorlar.

Oysa halktan gelen tepkiler farklı, internette haberin altındaki yorumlara bakmak bile yeter. Örneğin bir yorumcu “yasalar uygulanıyor” denmesine şu cevabı vermiş; “Ne olur milletvekili dokunulmazlığını kaldırın, yasalar size de uygulansın”Ö Bu kadar Anayasa değişikliği yapılan, yeni anayasa bekletilen bir ülkede; yasalar asker sivil herkese uygulanırken sadece milletvekillerine uygulanmaması ve yasalardan söz edenlerin de bu konuya hiç mi hiç değinmemesi vatandaşın tepkisini çeker tabii, birileri varsayımlarla mahkum hayatı yaşarken birileri belgeli suçlarla TBMM’de bulunuyorsa, suçları zaman aşımına uğratılıyorsa buna demokrasi denir mi?

Bugün “kadına karşı şiddeti önleme” günü!

25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele” günüdür ve tüm dünyada, daha doğrusu bizim gibi “yarım demokrasi” olan ama bunu tam demokrasi varmış gibi yutturan, yasaların uygulanmadığı, kadının her alanda geri bırakıldığı ve maddi-manevi her tür şiddetle karşılaştığı ülkelerde bu mücadele yoğun olarak gündeme getirilir.

Türkiye’nin en büyük kadın şiddeti konuları bellidir ve bence bundan sonra kadın örgütlerinin toplu tepkisinin; bu şiddet suçlularına gereken ağır cezaları veremeyen ve suçluyu cezalandırmak yerine mağdur kadın ve çocukların bir kez daha mağdur olmasına neden olan hakimlere yönelmesi, hesap sormaları gerekmektedir. Bu mutlaka yapılmalıdır.

BAYKAL TEPKİSİ

Bu özel günde kadın kuruluşlarından gelen mesajlarda Deniz Baykal’ın genel başkanlıktan gitmesinin sebebi olan “ilişki skandalı”nı hiç umursamadan, olay gününden başlayarak onun çevresinde yer alan kadın milletvekillerine de tepki var.

Örneğin Kadıköy Kadın Platformu’nun mesajında “Onun çevresinde gülücükler dağıtan kadınlardan rahatsızız. Bu skandal olayları hala ‘erkeğin elinin karası’ olarak mı görüyorlar, bu mudur zihniyetleri. Deniz Baykal artık gölge etmesin, kadınlar da ona destek vermekten vazgeçsin” deniyor.

Kadına karşı şiddeti önleme gününde kadınların “duyarsız kadınlara” kızması bugüne kadar rastlanmamış bir durumdu, o da oldu. Ama haklılıklarını da kimse yadsıyamaz!

DİĞER YENİ YAZILAR